Arşiv Şubat, 2010
Şub
28
Gönderen kumsal
Cilt kırışıklıkları iç ve dış etkenlere bağlı olan kaçınalmaz vücut tepkileridir. Yıllar geçtikçe cilt yaşlanır bizler de kah kozmetik ürünlerinde kah doktorlarda çareler ararız. Oysa en başta cildimizde oluşacak olan kırışıklıkları en aza indirebilmek veya vaktinden önce olabilecek kırışıklıkları engellemek için önlem alsak daha iyi olmaz mı?
Zamanın getirdiği çizgilerin hayatımızla ilgili anlamlar ve nice deneyimler taşıdığını da unutmamalıyız. Her yaşın güzelliklerini de görmemiz ve ışıl ışıl gülen gözlerinizle hayatı hep sevgi ile kucaklamanız gerektiğinide unutmayalım. Yani en önemlisi ruhumuzdaki yaşlanmayı engelleyelim.
Şimdi kırışıklıkları ilk nasıl fark ederiz ona bir bakalım. Gözlerinizin etrafında (kaz ayağı bölgesinde) minik ince çizgiler başladığında bunlara dudak etrafınızda ve zamanla yanaklarınızda beliren çizgiler de eklendiğinde ilk sinyalleri alıyoruz.
Peki cilt neden yaşlanır:Cildimizin elastikiyetini kaybetmesi temel nedendir. Buna ek olarak aşağıdaki faktörleride sayabiliriz.
Devamı… »
Şub
28
Gönderen kumsal

Malzemeler:
4 adet yufka
150 gr margarin
Harcı için:
300 gr beyaz peynir
yarım demet maydanoz
2 adet yumurta sarısı
Yapılışı:
Peynir, yumurta sarılarını ve kıyılmış maydanozu bir kapta karıştırarak harcı hazırlayalım.
Margarini eritelim
Yufkaların üst yüzüne eritilmiş margarini sürüp üst üste koyalım.
Yufkaları eşit kareler halinde kesip ortalarına hazırladığımız harcı koyup uçları bir araya gelecek şekilde bohça gibi katlayalım.
Yağlanmış tepsiye dizip, üzerlerine ertilmiş margarin sürelim ve
200 derecede yaklaşık 20-25 dk pişirip servis yapalım.
Şub
28
Gönderen kumsal

Küçük çocuk babasına sorar:
”Baba, ben ne zaman adam olacağım”
Babası gülümseyerek
”Büyüyünce evladım” der..
Küçük çocuk tekrar bir soru sarar:
”Baba, peki ben ne zaman büyüyeceğim”..
Babası yine gülümseyerek
”Daha çok var oğlum” der..
Küçük çocuk bu sefer suratı asık bir ifadeyle:
”Baba, ben senin gibi olmak istiyorum ama” deyince
Devamı… »
Şub
28
Gönderen kumsal
Lazer Epilasyon

Çok eski çağlardan beri istenmeyen kıllardan kurtulmak için insanoğlu değişik yöntemler denemiştir. Rasgele seçilmiş sağlıklı genç beyaz kadınların %4 ü yüzdeki kıllardan şikayet etmektir. Ten renginin ve yaşın artması ile birlikte bu oranda artmaktadır. Kadınlarda hormonların fazla salgılanması hormon üreten bazı tümörler yada dışarıdan uygulanan hormon tedavileri hirsutizm denen erkeğe benzer kıllanmalara sebep olmaktadır. Ancak aşırı kıllanma yada istenmeyen yerlerde kılların çıkması yalnızca kadınları değil aynı zamanda erkekleri de rahatsız eden bir sorundur. Erkeklerde özellikle sırt omuzlar ve kulaklar, kadınlarda ise yüz, göğüsler,bacaklar ve alt karın en sık problem olan bölgelerdir.
Devamı… »
Şub
27
Gönderen kumsal
Televizyon; bilgi verme, ürün tanıtma, eğlendirme gibi işlevleri olan, aynı zamanda belli değerleri ve anlayışları empoze eden önemli bir kitle iletişim aracıdır. İnsanlar seyrederken rahatlama duygusu hissettiklerinden televizyonu; dinlendiren, eğlendiren sihirli bir kutu olarak algılarlar. Ancak bu sihirli kutuya duyulan aşırı ilgi her yaş grubundan insanı olumsuz etkilediği gibi özelikle çocuklar üzerindeki etkisi çok daha yıkıcıdır.
Televizyonun Çocuk Üzerindeki Olumsuz Etkileri:
Çocuk televizyondan öğrendiği gibi problem çözmede şiddeti çözüm yolu olarak kullanabilir. Televizyon; çocuğu saldırgan davranışa yöneltebilir.
Özellikle 0–3 yaş dönemi bebeklerin uzun süre televizyon karşısında kalmaları çevreye ilgiyi azalttığından konuşması gecikebilir.
Devamı… »
Şub
27
Gönderen kumsal
Kendinize Güveniniz Artsın!
Her insanın kendisine güven ve güvensizlik duyduğu genel bir tutumu, yaşama bakışı vardır. Kendine güven, insanın kendisi hakkında olumlu ama gerçekçi tutumda olmasıdır. İnsanlar yaşamlarının bazı alanlarında kendilerine fazla güvenirken, kimi alanlarda fazla güven duymayabilirler. Peki kendine güven nasıl oluşur ve kendine güveni geliştirmenin yolları nelerdir? İşte cevabı:Kendine güven kişiye yaşamım denetimimde duygusu verir. Bu duygu yine de insanın her şeyi yapabileceği değil, beklentilerin gerçekçi tutulduğu anlamına gelir. Güvenli insanlar, bazı beklentileri gerçekleşmese bile, kendilerini kabul etmeyi ve olumlu düşünmeyi sürdürürler. Güvensiz kişilerin, kendilerine ilişkin duyguları başkalarına ve onlardan alacakları onaya bağlıdır. Başarılı değil başarısız olmayı bekler ve o korkuyla, risk almaktan kaçınırlar. Kendilerine düşük değer biçerler, kendilerine söylenen olumlu sözleri görmezden gelir ya da dikkate almazlar. Oysa, kendine güveni olan kişiler, kendi yeteneklerine güvendiklerinden, diğerlerinin onayına bağlı kalmazlar. Kendilerini kabul etme eğilimindedirler, bunun için istemedikleri şeyleri yapmak zorunda olduklarını düşünmez, haklarına başkalarının haklarına tecavüz etmeden sahip çıkarlar.
Devamı… »
Şub
27
Gönderen kumsal
İdeal uyku süremizi, sabah kendimizi dinlenmiş hissetmemizden ve gün içi performansımızdan anlayabiliriz. Eğer ne kadar uyursanız uyuyun ertesi gün kendinizi dinlenmiş hissetmiyorsanız tıbbi araştırılmaya ihtiyaç duyabilirsiniz.
Ne kadar uykuya ihtiyacınız var?
İnsanlar, biyolojik saat dediğimiz aydınlık ve karanlıktan oluşan 24 saatlik periyotlara adapte olmuşlardır. Bu saat, her gece ortalama 8 saatlik (6 ila 9 saat arasında) bir major uyku episodunu başlatır. Her insan kendi uyku ihtiyacını belirler. İdeal uyku miktarımızı, basitçe sabah kendimizi dinlenmiş hissetmemizden ve gün içi performansımızdan anlayabiliriz. Eğer ne kadar uyursanız uyuyun ertesi gün kendinizi dinlenmiş hissetmiyorsanız, uyku bozukluklarının da içerdiği tibbi araştırılmaya ihtiyaç duyabilirsiniz.
Uyku eksiği hafta sonu tamamlanır mı?
Hafta sonları 30 dakika daha fazla uyumaya ihtiyaç duyarız bu hafta içi biriken uyku eksikliğine bağlı olabilir. Şunu anlamalıyız ki, hafta sonu fazla uyuyarak ileriki zamanlar için uyku depolayamayacağımız gibi kaçırdığımız uyku zamanını sonradan yakalamamız mümkün değildir. Çünkü kaybedilen uyku süresi ertesi gün hemen etkilerini araba kullanırken, iş performansının düşmesinde, öğrenme ve hafızada kendini gösterir.
Devamı… »
Şub
26
Gönderen kumsal
Evliliklerinde mutlu olan eşler mutluluklarını pekiştirmek için bazı davranışlara özen gösterirler. Eşinizle mutlu olmak ve bu mutluluğu sürdürmek istiyorsanız aşağıdaki tavsiyelere kulak verin…
Her şeyden evvel evlilikteki mutluluğun sevgi, saygı ve güvenden geçtiğini bildikleri için o noktalara çok dikkat ederler.
Hayatlarının birinci planına kendilerini mutlu etmeyi değil eşleriyle birlikte mutlu olmayı koyarlar.
Beraber oldukları zamanları güzel geçirmeye özen gösterirler.
Pozitif düşünürler.
Bencil değillerdir.
Güzel ve yumuşak huylu, hoşgörülü ve affedicidirler. Kin tutmaz, intikam peşinde koşmazlar.
Eşlerinin yerine karar vermez; kararları birlikte alırlar.
Eşlerinin küçük hatalarınatakılmazlar. Ufak tefek problemlere takılmazlar.
Eşlerinin nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını bilir, ona göre davranırlar.
Evlilikteki mutluluk yolunun fedakârlık ve özveriden geçtiğini bilirler.
Devamı… »
Şub
26
Gönderen kumsal
Her anne babanın isteği sorumluluğunun bilincinde, özgüveni tam, başarılı çocuklar yetiştirmektir. Oysa anne babanın tutumlarından kaynaklanan hatalarla çoğu zaman aksi olmaktadır. Üstelik aile bunun farkına bile varamamaktadır. Aşağıdaki yazı sorumluluk sahibi bir çocuğun nasıl olması gerektiğini, aile bireyleri olarak ona nasıl destek vermemiz gerektiğini çok güzel anlatıyor…
Her söyleneni yapan çocuk sorumluluk sahibi değildir!
Anne-babalar çocukları için en çok “ben söylemezsem ders çalışmıyor”, “odanı topla diyorum, kendim dinliyorum.” şeklinde şikâyetlerde bulunur.
İstenilen, beklenen davranışları göstermeyen çocuk “sorumsuz çocuk” olarak nitelendiriliyor. Aslında sorumluluk sahibi çocuk yetiştirmek hiç de o kadar zor değildir.
Anne-babanın kendi sorumluluklarını yerine getirdiği, herkesin görev ve sorumluluklarının belirgin olduğu ailelerde yetişen çocuklar sorumluluk sahibi olur. Ancak çocuğun yerine onun rahatlıkla yapacağı işleri anne-baba kendi işi gibi düşünürse, bu ailede muhtemelen çocuk sorumluluk sahibi olmaz.
Sorumluluk sahibi çocuk nasıl olur?
Devamı… »
Şub
26
Gönderen kumsal
Çocuk yaşta ortaya çıkan korkuları düşündüğümüz zaman, genellikle hepimizin kafasında başka şeyler oluşur. İlk aklımıza gelenler arasında okul korkusu, karanlık korkusu, yalnız kalma korkusu, anneden ayrılma korkusu, yabancı korkusu bulunur. Bu listeyi tabii ki daha da uzatmak mümkündür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, korku normal gelişimin bir parçasıdır ve kişinin kendini tehlikelerden sakınmasını sağlar. Korku, bebeklikten ergenlik dönemine kadar, sıkça rastlanan bir durumdur, öyle ki araştırmalar, çocukların yüzde 90’ında gelişimlerinin bir döneminde herhangi bir şeyden korktuklarını göstermektedir. Bu nedenle çocuklardan kayıtsız, şartsız korkusuz olmalarını beklemek çok gerçekçi olmaz.
Devamı… »