Thomas Edison, 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.
Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael Faraday’ın “Experimental Research in Electricity” adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı. Devamı… »
Günlük hayatta “vay be, adamın cep telefonunun kamerası 2.0 mp” ya da bende bi makina var “12 MP” gibi sözler duyarız ve “vay be, teknoloji nerelere kadar geldi” deriz. Hatta bazen “ya bu kamera benim gözümle gördüğümden de net çıkarıyor görüntüleri” falan bile deme cüretinde bulunuruz. İşin aslını yapılan araştırmalar gösteriyor ve bakın teknoloji hala ne kadar aciz; ne kadar basit ve kainata kıyasla ne kadar geride kalmış. Açıklamayı size çeviriyorum:
Gözümüz tek bir taslak üzerinde kurgulanmış anlık çekimleri yakalayan bir fotoğraf makinası değildir. Daha çok bir video silsilesine benzemektedir. Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca iki tane gözümüz vardır ve beynimiz, çözünürlüğü daha da arttırmak için her iki gözden gelen sinyalleri toplamaktadır. Daha fazla bilgi toplamak için de haliyle gözümüzü, gördüğümüz şeyin etrafında hareket ettiririz. Bu nedenlerden dolayı, göz ve beyin birlikteliği, retinadaki fotoalıcıların sayıca fazlalığı sayesinde,bir makinada olabileceğinden çok daha yüksek çözünürlükte veriler elde etmemizi sağlar. Aşağıda verilen eşdeğer megapiksel değerler, insan gözünün bir manzarayı ne kadar netlikte gördüğünü açıklayan bilimsel bir detaydır. Devamı… »
Galieo Galilei, evrenin merkezinin Güneş olduğu fikrini kabul etmiş, bu nedenle de Vatikan’ı karşısına almıştı…
İddianın doğruluğuna ilişkin özür, geç de olsa, tam 359 yıl sonra dile getirilmişti. Amansız çekişme çok eski yıllara uzanmakla birlikte tüm dünya bu haberle çalkalanmıştı. 1992′de Vatikan, “evrenin merkezi dünyadır” savını geri çekip, Toscanalı inatçı bilim adamının haklılığını kabul ediyordu. Devamı… »
Türkiye maden rezervi açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alırken, adeta büyük bir servetin üzerinde yaşıyoruz.
MTA verilerinden derlenenbilgilere göre, Türkiye’nin karmaşık jeolojik yapısı çok çeşitli madenlerin ülkede bulunmasına olanak sağlıyor.
Türkiye yeraltı kaynakları yönünden dünya madenciliğinde adı geçen 132 ülke arasında toplam üretim değeri itibarıyla 28′inci, maden çeşitliliği itibariyle 10′uncu sırada yer alıyor.
Türkiye başta endüstriyel ham maddeler olmak üzere, metalik madenler, enerji ham maddeleri ve jeotermal kaynaklar açısından zengin bir konumda bulunuyor.
Türkiye’de günümüzde dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77′sinin varlığı Türkiye’de saptanırken, halen 60 civarında farklı maden ve mineral üretimi yapılıyor. Devamı… »
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Dünya’nın ”gerçek renkler”e sahip en detaylı fotoğrafını yayınladı.Bilim adamları ve grafikerler, uydudan gelen fotoğrafları kullanarak yaptıkları aylar süren çalışmada; karalar, okyanuslar, buz tabakaları ve bulutlara dair kareleri birleştirdi ve yeryüzünün her kilometrekaresinin “gerçek renkler”den oluşan görüntüsünü elde etti.
Görüntüye dair fotoğrafların büyük bölümü, 2002 yılından bu yana Dünya’nın 700 kilometre yukarısında uçan NASA’nın Terra uydusunun MODIS ünitesi tarafından çekildi.
Su, kuzey yarımkürede ayrı, güney yarımkürede ayrı yönlerde mi döner?
Giderinden girdap oluştura oluştura akan suyun, kuzey yarımkürede ayrı yönde, güney yarımkürede ayrı yönde döndüğü sanılır, bu da dünyanın dönüş hızına bağlanır. Oysa dünyanın dönüş hızı, suyun yönünü etkileyecek kadar hızlı değildir. Lavabonun yapısına göre yan yana duran iki giderden akan suyu bile ters yönlere döndürebilirsiniz.
İnsan, beyninin sadece yüzde 10’unu mu kullanır?
Bilim adamlarını övmek için gazetelerin uydurduğu bir bilgi olmalı. İnsan uyurken bile beyninin büyük kısmı aktiftir. “İnsanlar, beyinlerinin olası potansiyelinin %10’unu kullanıyorlar” deselerdi belki bu kadar saçma olmazdı, beynimizin gerçek potansiyeli hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ancak insan beyninin her kıvrımı aktif olarak çalışır. İnanmıyorsanız MR’a girin, rengârenk sonuçları kendiniz görün. Devamı… »
Elinde nükleer güç bulunan ülkelerinin başında ABD geliyor, Türkiye sıralamada yok.
Dünyada toplam 439 nükleer reaktör bulunurken, ABD 104 adetle en fazla nükleer reaktöre sahip ülke konumunda. Bu ülkeyi 59 adetle Fransa, 55 adetle Japonya ve 31 adetle Rusya takip ediyor.
Fransa nükleer reaktörlerden elektrik ihtiyacının yüzde 78′ini, Çin ise sadece yüzde 2′sini karşılıyor. Devamı… »
Bilimadamları hafıza kaybı araştırmalarında büyük bir ilerleme sağladı. 50 yaşındaki 190 kiloluk obez bir hasta üzerinde yaptıkları araştırmada kazara bir buluş yapan bilimadamları hafızanın nasıl geriye dönüş yaptığını saptadı.
Kanadalı bilimadamları obez bir hastanın beyin fonksiyonlarına müdahale ederek iştahını kapatmak isterken başka bir buluşa imza attı. Kanada’nın Ontario bölgesindeki Batı Toronto Hastanesi’nde çalışan araştırma görevlilerinin imza attığı buluş 3 hastada denendi ve aynı sonuca ulaşıldı. Yapılan deneylerde hastaların beyinlerinde bazı bölgelerin uyarıldığı ve rahatlıkla 30 yıl öncesine bile gidilebildiği görüldü. Hastanın uygulanan yüksek teknoloji sayesinde beklenmedik şekilde dejavu deneyimini yaşaması, hafızanın geriye dönüş yapabileceğini gösterdi. Devamı… »