<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erguvanim &#187; Dini Bilgiler</title>
	<atom:link href="http://www.erguvanim.net/blog/category/dini-bilgiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erguvanim.net/blog</link>
	<description>BUGÜN YENİ BİR GÜN...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 09:01:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Berât Gecesi&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/berat-gecesi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/berat-gecesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 06:18:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[salavat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[Beraat Gecesi ne zaman? Beraat Kandili 26-27 Temmuz 2010 Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: (Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3] Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beraat Gecesi ne zaman?</strong><br />
<span style="color: black;">Beraat Kandili 26-27 Temmuz 2010<br />
</span></p>
<p>Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:<br />
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=79368189022549297&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=79368189022549297&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.<br />
<span id="more-162"></span><br />
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]</p>
<p>Âişe validemiz buyuruyor ki:<br />
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]</p>
<p><strong>Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:</strong><br />
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]</p>
<p>(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]</p>
<p>(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]</p>
<p>(Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz.) [S. Ebediyye]</p>
<p>(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]</p>
<p>(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihali]</p>
<p>(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]</p>
<p>(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece şabanın 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid&#8217;at ehli demektir.)</p>
<p>(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]</p>
<p>(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]</p>
<p>(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]</p>
<p>(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]</p>
<p>(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]</p>
<p>(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]</p>
<p>(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]</p>
<p>(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]</p>
<p>İçki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana babaya isyan gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgün ise, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevapları günahlarından daha çok ise Cehenneme girmeden de Cennete gider.</p>
<p><strong>Beraat Gecesinde nasıl ibadet edelim?</strong></p>
<p>Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur&#8217;an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.</p>
<p>Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okurdu. (R.Nasıhin)</p>
<p>Hz. Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]</p>
<p>Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:<br />
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)</p>
<p><strong>Berat Gecesi ibadeti</strong></p>
<p>Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur&#8217;ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.</p>
<p>İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir</p>
<p>Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</p>
<p>Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</p>
<p>İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ&#8217;da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs&#8217;te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid&#8217;at bile olduğunu ifade eder.</p>
<p>Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.<br />
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>Berat Gecesi Duası</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
&#8220;Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.&#8221;</p>
<p><strong>Berat Duası</strong></p>
<p>Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:<br />
&#8220;Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, &#8216;Allah dilediğini<br />
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.&#8221;12<br />
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.</p>
<p><strong>Berat Gecesi Namazı -I</strong></p>
<p>Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.<br />
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.</p>
<p>Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh&#8217;den gelen rivayete göre:<br />
&#8220;Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: &#8220;Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala&#8217;nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala&#8217;nın mağfiretidir.</p>
<p><strong>Berat Gecesi Namazı -II</strong></p>
<p>Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.<br />
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.<br />
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar&#8230;<br />
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum&#8217;a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.<br />
-&#8221;Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende<br />
-&#8221;En iyisini, Allah ve Resulü bilir.&#8221; Dedim. Şöyle buyurdu:<br />
-&#8221;Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin&#8221;?<br />
-&#8221;Olur&#8221; dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:<br />
&#8220;Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem&#8230;&#8221;<br />
Sonra kendisine sordum: &#8220;Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: &#8220;Sen onları öğrenebildin mi&#8221;? Bu sorusuna karşılık: &#8220;Evet&#8221; deyince, şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/berat-gecesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoşgeldin ey orucum! / Senai Demirci</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/hosgeldin-ey-orucum-senai-demirci/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/hosgeldin-ey-orucum-senai-demirci/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 08:27:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[senai demirci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=593</guid>
		<description><![CDATA[EY ORUÇ, TUT BENİ! Hoş geldin ey suskun sevgilim; Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi. Hoş geldin ey yüzü gamzelim; Bakışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="oruc.jpg" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/oruc.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/oruc.jpg" alt="oruc.jpg" /></a><strong><br />
EY ORUÇ, TUT BENİ!</strong><br />
<strong>Hoş geldin ey suskun sevgilim;</strong><br />
Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey yüzü gamzelim; </strong></p>
<p>Bakışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.<br />
<span id="more-593"></span><br />
<strong>Hoş geldin ay yüzlüm benim;</strong></p>
<p>Tut saçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey hesapsız sevincim;</strong></p>
<p>Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha’mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey ruh ikizim;</strong></p>
<p>Tut, ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü&#8230; Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey son tesellim;</strong></p>
<p>Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey kalbimin göğü;</strong></p>
<p>Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey bin bahar neşesi;</strong></p>
<p>Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey ışıltılı libasım;</strong></p>
<p>Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey kan davalım;</strong></p>
<p>Tut (i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..</p>
<p><strong>Hoş geldin ey açlığım;</strong></p>
<p>Tut ve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsına savur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey sırdaşım;</strong></p>
<p>Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..</p>
<p><strong>Hoş geldin ey gam telim;</strong></p>
<p>Tut getir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey güz yağmurum;</strong></p>
<p>Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.</p>
<p><strong>Hoş geldin ey orucum;</strong></p>
<p>Acıktım sana; sofrana oturt beni.<br />
Acıttım içimi; göğsünde avut beni.<br />
Aktım sana; damla damla yut beni.<br />
Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni.<br />
Ağular içtim bal kâselerinden; döşeğinde sağalt beni.<br />
Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni.<br />
Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni.<br />
Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni.<br />
Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni.<br />
Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni.<br />
Tut beni.</p>
<p><strong>SENAİ DEMİRCİ </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/hosgeldin-ey-orucum-senai-demirci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki saatte Kuran okumaya geçen çocuklar</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/iki-saatte-kuran-okumaya-gecen-cocuklar/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/iki-saatte-kuran-okumaya-gecen-cocuklar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 10:03:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=3719</guid>
		<description><![CDATA[Zonguldak&#8217;ta ilköğretim öğrencisi olan 11 ve 12 yaşındaki iki arkadaş, kursta 2 saatte Kur&#8217;an okumaya geçti. Çocukları eğitim veren 30 yıllık din görevlisi şaşkınlığını gizleyemezken başarılarının perde arkasını şöyle anlattı: Merkez Aziziye Camisi&#8217;nde Yaz Kur&#8217;an Kursu&#8217;na başlayan Berat Madenci (11) ve Atakan Yüksek (10) ismindeki öğrencilerin, cami görevlilerine &#8216;hocam biz hızlı bir şekilde Kur&#8217;an okumaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak&#8217;ta ilköğretim öğrencisi olan 11 ve 12 yaşındaki iki arkadaş, kursta 2 saatte Kur&#8217;an okumaya geçti. Çocukları eğitim veren 30 yıllık din görevlisi şaşkınlığını gizleyemezken başarılarının perde arkasını şöyle anlattı:</p>
<p>Merkez Aziziye Camisi&#8217;nde Yaz Kur&#8217;an Kursu&#8217;na başlayan Berat Madenci (11) ve Atakan Yüksek (10) ismindeki öğrencilerin, cami görevlilerine &#8216;hocam biz hızlı bir şekilde Kur&#8217;an okumaya geçmek istiyoruz&#8217; demesi üzerine, hızlandırılmış eğitime tabi tutuldu.<br />
<a href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2010/07/iki_saatte_kurana_gecen_cocuklar.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3722" title="iki_saatte_kurana_gecen_cocuklar" src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2010/07/iki_saatte_kurana_gecen_cocuklar-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <span id="more-3719"></span><br />
İlk gün yaklaşık 1,5 saat Kur&#8217;an alfabesi ve kelimeler üzerine eğitim alan öğrenciler, ertesi gün yarım saatlik eğitimin ardından direk Kur&#8217;an okumaya başladı.</p>
<p>Cami Müezzini Ahmet Aydın (52), &#8220;Ben 30 yıllık diyanet görevlisiyim, ilk kez hayatımda böyle bir şey görüyorum. Bana şu an bütün dünyayı verseler bu kadar sevinmezdim.&#8221; dedi.</p>
<p>Zonguldak Merkez Aziziye Camisi&#8217;nde 2 saat gibi sürede alfabe kitapçığını öğrenerek Kur&#8217;an&#8217;a geçen Berat ve Atakan, camiye gelerek kurs hocaları Ahmet Aydın&#8217;dan ders aldı. Rahle başında küçük talebelerini öven Aydın, kısa sürede Kur&#8217;an okumayı söken küçük öğrencilerine sarılıp tebrik etti.</p>
<p>İlköğretim 6. sınıfa geçen Berat Maden, &#8220;Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e geçmeyi çok istiyorduk, sağ olsun hocamız da yardım edince kısa bir sürede Kur&#8217;an&#8217;a geçmeyi başardık. Bu aşamaya gelmek biraz zor oldu, çok çalıştım onun için. Hocamız neyin ne olacağını bize söyledi, biz de hocamızın sayesinde geçtik. Çok güzel bir duygu. Her insan okuması lazım zaten Kur&#8217;an okumayı, biz de görevimizi yaptık, kitabımızı okuyoruz. Kur&#8217;an-ı Kerim, dinimizi öğrenmek, Peygamberimizle, Allah&#8217;ımızla konuşmak gibi geliyor bana.&#8221; dedi. Atakan Yüksek ise, Kur&#8217;an&#8217;a geçmenin çok güzel bir duygu olduğunu belirterek, &#8220;Kitabımızı okumayı öğrendiğim için çok sevindim. Herkes gibi ben de Kur&#8217;an-ı Kerim okuyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Öğrencilerinin öğrenme iştiyakına hayran kaldığını ifade eden Aziziye Cami Müezzini Ahmet Aydın (52), &#8220;Bir namaz sonrası yanımıza gelip Kur&#8217;an öğrenmek istediklerini söylediler. Kursa geldikleri gün, &#8216;Hocam biz çok meraklıyız, ne olur bize bir an önce Kur&#8217;an okumayı öğretin&#8217; diye talepte bulundular. Ondan sonra 1,5 saat civarında çalıştık, ertesi gün saat 09.00&#8242;da da 15 dakika çalıştık. 1,5-2 saat gibi bir süre içinde bu yavrularımız Kur&#8217;an&#8217;a geçti.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Meslek hayatında ilk kez bu kadar iştiyaklı öğrencilerle karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Aydın, şunları söyledi: &#8220;Kur&#8217;an-ı Kerim, Allah&#8217;ın sözü olduğu için Allah kendi kelamına ayrı bir özellik veriyor. Bu yavrularımız da önce &#8216;Elif&#8217; cüzünü, kısa sürede hemen ezberlediler, ondan sonra çaprazlama yaptılar. Baktım, bir yer gösterdim, okumaya başladılar. İkinci bir yer gösterdim, orayı daha kolay okudular. Bir yer daha gösterdim, &#8216;haydi çocuklar hayırlı olsun&#8217; dedim. Hemen Kur&#8217;an&#8217;ı getirin dedim, 2 saate varırken Allah&#8217;ın kelamını yavaş yavaş okumaya başladılar. 30 senelik mesleki hayatımda ilk defa böyle gayretli öğrenci gördüğüm için çok heyecanlandım. Bu sevincimi anlatamam. Bana dünyadaki en kıymetli şeyi verseler bu kadar sevinmezdim.&#8221;</p>
<p>Aydın, Aziziye Cami İmam-Hatibi Süleyman Batak ile beraber, yaz ve kış dönemlerinde Kur&#8217;an eğitimi vermelerini sağlayan başta İl Müftülüğü olmak üzere bütün Diyanet camiasına da teşekkür etti.</p>
<p>CİHAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/iki-saatte-kuran-okumaya-gecen-cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regaib Kandili</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/regaib-kandili/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/regaib-kandili/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 06:37:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[kandil geceleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1357</guid>
		<description><![CDATA[Üç Ayların müjdecisi olan Regaib Gecesinin tüm ülkemize ve İslam alemine hayırlar getirmesini dileriz&#8230; Regaib Nedir? Regâib, arapça bir kelimedir ve &#8220;reğa-be&#8221; kökünden gelmektedir. &#8220;Reğa-be&#8221;, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. &#8220;Reğîb&#8221; kelimesi ise, &#8220;reğabe&#8221;&#8216;den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üç Ayların müjdecisi olan Regaib Gecesinin tüm ülkemize ve İslam alemine hayırlar getirmesini dileriz&#8230;</p>
<p><strong>Regaib Nedir? </strong></p>
<p>Regâib, arapça bir kelimedir ve &#8220;reğa-be&#8221; kökünden gelmektedir. &#8220;Reğa-be&#8221;, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. &#8220;Reğîb&#8221; kelimesi ise, &#8220;reğabe&#8221;&#8216;den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, &#8220;reğîbe&#8221;dir. &#8220;Reğîbe&#8221;nin çoğulu da &#8220;reğâib&#8221; dir. Kelime olarak &#8220;Regâib&#8221;in aslı budur.</p>
<p>Receb&#8217;in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur&#8217;an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.</p>
<p><strong>Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz? </strong><br />
<span id="more-1357"></span><br />
1. Kur&#8217;an-ı Kerim okuyarak,<br />
2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,<br />
3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,<br />
4. Allah rızası için namaz kılarak (Hacet Namazı, Tesbih Namazı)<br />
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,<br />
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah&#8217;tan af dileyerek,<br />
7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,<br />
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,<br />
9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,<br />
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,<br />
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz</p>
<p><strong>Regaib Gecesi Namazı Nasıl Kılınır? </strong></p>
<p>Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek’attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:</p>
<p>Her rek’atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek’atta bir selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On ikinci rek’at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere “ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi” denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” denir.</p>
<p>Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere “Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta’lemü” dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları, 1974, c:1, s:555)</p>
<p>Regâib namazını cemaatle kılmak bid&#8217;attir. Zaten terâvihten başka hiçbir nâfile namaz cemaatle kılınmaz.</p>
<p><strong>Hacet Namazı nasıl kılınır:</strong></p>
<p>2 rek&#8217;atte bir selâm verilerek kılınır.<br />
Fâtiha-i şerîfe&#8217;den sonra her rek&#8217;atte 3 Kadir Süresi 12 İhlâs-ı şerîf okunur.<br />
Namazdan sonra 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır.<br />
Salât-ı Ümmiye:</p>
<p>&#8220;Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin-nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim&#8221;<br />
Secdede 70 defa: &#8220;Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül-melâiketi ver-rûh&#8221; okunur.<br />
Secdeden kalkıp 1 defa: &#8220;Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta&#8217;lem. İnneke entel-eazzül-ekrem&#8221; okunur.<br />
Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa &#8220;Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül-melâiketi ver-rûh&#8221; okunur.<br />
Secdeden kalkıp duâ yapılır.<br />
Duâda Hz. Allâh&#8217;a c.c şu şekilde de ilticâ etmelidir: &#8220;Allâhümme bârik lenâ recebe ve şa&#8217;bân. Ve bellığnâ ramazân&#8221;</p>
<p>Unutmayalım!<br />
Regaib Gecesi, üç aylar içinde kendisinden sonra gelecek olan Miraç, Berat ve Kadir Gecesininde bir müjdecisidir. Onun için bu müjdeciye kulak verip bu geceyi ve üç ayları iyi değerlendirilmelidir.<br />
Resulullah (sav) buyuruydular ki: &#8220;Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri dönmez, kabul olunur: Receb&#8217;in ilk gecesi, Şâban yarısı gecesi, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/regaib-kandili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ım bana öyle bir gönül ver ki&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/allahim-bana-oyle-bir-gonul-ver-ki/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/allahim-bana-oyle-bir-gonul-ver-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 08:04:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Resimler]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=487</guid>
		<description><![CDATA[ALLAHIM ! BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ: Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım. Günlük yaşamda &#8220;ben&#8221; yerine, daha çok &#8220;sen&#8221; sözcüğünü kullanabileyim&#8230; BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ: Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim&#8230; BANA ÖYLE BİR GÜÇ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="xxgul.gif" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/xxgul.gif"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/xxgul.gif" alt="xxgul.gif" /></a><br />
<strong>ALLAHIM !</strong></p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:</strong><br />
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,<br />
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.<br />
Günlük yaşamda &#8220;ben&#8221; yerine, daha çok &#8220;sen&#8221; sözcüğünü kullanabileyim&#8230;</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:</strong><br />
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,<br />
doldursun sarsın çevremi.<br />
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim&#8230;</p>
<p><span id="more-487"></span><br />
<strong>BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:</strong><br />
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim<br />
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,<br />
mutluluğu başkalarına da götürebileyim&#8230;<strong></strong></p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:</strong><br />
Düşünebileyim, konuşabileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:</strong><br />
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür<br />
edenlere;<br />
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:</strong><br />
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:</strong><br />
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için<br />
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama<br />
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:</strong><br />
düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu<br />
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :</strong><br />
Yıllar sonra beni hatırlayanlar &#8220;herkese iyilik eden, tüm insanları seven,<br />
o düzeyde de sevilen bir kişiydi &#8221; diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde<br />
olabileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:</strong><br />
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;<br />
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise<br />
elimi durdurabileyim.</p>
<p><strong>BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:</strong><br />
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/allahim-bana-oyle-bir-gonul-ver-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Aylar ne zaman başlıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/uc-aylar-ne-zaman-basliyor/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/uc-aylar-ne-zaman-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 20:20:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gerekli bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini günler]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1337</guid>
		<description><![CDATA[İyilik ve ibadetlere normalde on sevap verilirken kat kat yükseldiği İlahi Rahmetin coştuğu üç aylar Recep Ayının girişiyle 13 Haziran 2010 Çarşamba günü  başlıyor. Üç aylar hakkında buradan bilgi alabilirsiniz. Üç Aylar içinde geçireceğimiz önemli gün ve geceler ise şöyle: Receb Ayı başlangıç:  13 Haziran 2010 Regaib Kandili : 17/18 Haziran 2010 Miraç Kandili 08-09 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İyilik ve ibadetlere normalde on sevap verilirken kat kat yükseldiği İlahi Rahmetin coştuğu üç aylar Recep Ayının girişiyle 13 Haziran 2010 Çarşamba günü  başlıyor.</p>
<p>Üç aylar hakkında <a href="http://www.erguvanim.net/blog/uc-aylari-nasil-degerlendirelim/">buradan</a> bilgi alabilirsiniz.</p>
<p><strong>Üç Aylar içinde geçireceğimiz önemli gün ve geceler ise şöyle:</strong></p>
<p>Receb Ayı başlangıç:  13 Haziran 2010</p>
<p><a href="http://www.erguvanim.net/blog/regaib-kandili/" target="_blank">Regaib Kandili</a> : 17/18 Haziran 2010</p>
<p><a title="Miraç Kandili" href="http://www.erguvanim.net/blog/mirac-kandili/" target="_blank">Miraç Kandili</a> 08-09 Temmuz 2010</p>
<p>Şaban Ayı başlangıç: 13 Temmuz 2010</p>
<p><a href="http://www.erguvanim.net/blog/berat-gecesi/" target="_blank">Berat Kandili</a> : 26/27 Temmuz 2010</p>
<p><strong><a title="ramazan ayını nasıl değerlendirelim" href="http://www.erguvanim.net/blog/ramazan-ayini-nasil-degerlendirelim/" target="_blank">Ramazan Ayı</a> Başlangıç : 11 Ağustos 2010</strong></p>
<p><a href="http://www.erguvanim.net/blog/kadir-gecesi-9-ekim-sali/" target="_blank">Kadir Gecesi</a>:  05/66 Eylül 2010</p>
<p>Ramazan Bayramı : 09/10/11 Eylül 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/uc-aylar-ne-zaman-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Haftası</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/kutlu-dogum-haftasi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/kutlu-dogum-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 09:04:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[salavat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/kutlu-dogum-haftasi/</guid>
		<description><![CDATA[KUTLU DOĞUM HAFTASI TARİHÇESİ Asırlardır Müslümanlar, Yüce Yaratıcının son mesajını insanlara duyurmak, öğretmek ve mesajın içerdiği konularda insanlara örneklik etmekle görevlendirilen Hz. Peygamber’in hayatını araştırmaya ve öğrenmeye büyük önem vermişler, bu amaçla O’nun doğumunu, miracını ve irtihalini anlatan şiirler, naatlar, mersiyeler kaleme almışlar ve ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır. 1989 yılına kadar ülkemizde Hz. Peygamber’in doğumu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img220.imageshack.us/img220/2610/azizefendimuhammadalayhkv4.jpg" alt="" width="280" height="270" align="left" /><strong>KUTLU DOĞUM HAFTASI TARİHÇESİ</strong></p>
<p>Asırlardır Müslümanlar, Yüce Yaratıcının son mesajını insanlara duyurmak, öğretmek ve mesajın içerdiği konularda insanlara örneklik etmekle görevlendirilen Hz. Peygamber’in hayatını araştırmaya ve öğrenmeye büyük önem vermişler, bu amaçla O’nun doğumunu, miracını ve irtihalini anlatan şiirler, naatlar, mersiyeler kaleme almışlar ve ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır.</p>
<p>1989 yılına kadar ülkemizde Hz. Peygamber’in doğumu, Kameri Takvime göre Rebi’ül Evvel ayının 12. gecesinde camilerde mevlit, Cuma günü de hutbe okunarak ve vaazlarda konu halkımıza anlatılarak Mevlid Kandili adı altında kutlanmıştır.<br />
<span id="more-1167"></span><br />
Yüce dinimiz İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak prensipleri konusunda halkımızı doğru/sahih bilgilendirmeyi, manevi ve ahlaki değerlere bağlılığı arttırmayı amaçlayan Diyanet İşleri Başkanlığı,  Kutlu Doğum haftası kutlamalarında; bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak, milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi gaye edinerek; Hz. Peygamber’i bütün yönleriyle daha iyi tanımayı, tanıtmayı, anlayıp anlatmayı, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirilerek hayatımıza yansıtmayı, güzel ahlakını davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapmayı, toplumda peygamber sevgisini yaymayı, birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı ve yardımlaşma duygusunu güçlendirmeyi, bu vesile ile toplumu din konusunda aydınlatmayı, İslam&#8217;ın mesajını, Peygamber’imizi merkeze alarak, yediden yetmişe toplumun her kesimine bilimsel ve anlaşılabilir bir üslup ile ulaştırmayı hedef olarak belirlemiştir</p>
<p>Hazret-i Peygamber’i ve O’nun insanlığa takdim ettiği değerleri, İslam’ın aydınlık bilgisini/mesajını doğru ve sahih bilgiler ışığında, seçkin, güvenilir ve alanında ehil şahsiyetlerin katkılarıyla vatandaşlarımıza daha etkili ve yaygın bir şekilde anlatmak/tanıtmak amacıyla, ilk defa Başkanlık ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında Kameri Takvim, 1994 yılından itibaren de, Peygamberimizin Miladi doğum günü olan 20 Nisan&#8217;ı kapsayacak şekilde Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri 14-20 Nisan tarihleri arasında  yapılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bütün il ve ilçelerde değişik konularda panel ve konferanslar düzenlenmiş, 1994 yılından itibaren de hafta içerisinde sempozyum  ve çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlamıştır.</p>
<p>Diyanet Vakfı tarafıdan düzenlenen Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine <a href="http://www.diyanet.gov.tr/turkish/default.asp" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/kutlu-dogum-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nazar nedir?</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/nazar/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/nazar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 22:15:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gerekli bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Nazar nedir? Nazar&#8230; (yani göz değmesi) bu kelime Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı dikkatli bakış anlamındadır. dikkat&#8217;i bir nokta&#8217;da toplamak,yoğunlaşmak,heves etmek gibi yada çok istemek, veya kıskanmak gibi terimlerle tanımlanabilir. Nazar bakışlarımızın bir noktaya odaklanmasıyla beynimizden yayılan elektro manyetik dalgaların bakış istikametimize doğru negatif veya pozitif olarak yayılması hadisesidir. Nazar modern bilim&#8217;le de ispatlanmış ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/nazar1.jpg" title="nazar1.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/nazar1.jpg" alt="nazar1.jpg" /></a><br />
<strong> Nazar nedir?</strong><br />
Nazar&#8230; (yani göz değmesi) bu kelime Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı dikkatli bakış anlamındadır. dikkat&#8217;i bir nokta&#8217;da toplamak,yoğunlaşmak,heves etmek gibi yada çok istemek, veya kıskanmak gibi terimlerle tanımlanabilir.</p>
<p>Nazar bakışlarımızın bir noktaya odaklanmasıyla beynimizden yayılan elektro manyetik dalgaların bakış istikametimize doğru negatif veya pozitif olarak yayılması hadisesidir. Nazar modern bilim&#8217;le de ispatlanmış ve beyin&#8217;in dalgaları&#8217;nın binlerce kilo metre uzaklara sinyaller gönderdiği de kanıtlanmıştır.Bunu özetlemek gerekirse nazar bir çok canlı veya cansız varlıklara büyük zararlar vermiş hatta ölümle noktalanan bir çok olaylara sebep olmuştur.<span id="more-334"></span></p>
<p>Nazar hadisesi medeniyetin ilk yıllarından beri çare aranılan illet hastalıklardan biridir (Tabi ki negatif olanı) Bu aranılan çareler değişik medeniyet ve değişik dinlerde de farklı biçimlerde aranmıştır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz nazar boncuğu denilen boncuk,değişik kemiklerden yapılan takılar, kolyeler, bazı ağaç dalları, v.s ama şu bir gerçek ki İslam dini bunların hepsini batıl saymıştır. Kur’an-ı Kerim’de nazar hadisesi ile alakalı birçok ayetler ve dualar vardır. Peygamber (sav) Efendimiz ve ulemanın büyüklerinin anlattıklarına göre bu ayetler ve dualar sayesinde nazardan korunmak mümkündür.</p>
<p>Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde &#8216; <em>Nazar Deveyi kazana, İnsanı mezara koyar</em>&#8216; buyurmaktadır.<br />
Ebu Hureyre&#8217;den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) &#8220;<em>Hasetten sakının, çünkü ateşin odunu ye yaktığı gibi, hasette sevapları yer bitirir</em>&#8221; buyurmuştur</p>
<p>İbn-i Abbas&#8217;tan rivayet edildiğine göre Peygamber (SAV) &#8220;Eğer kaderi geçecek bir şey olsaydı, nazar olurdu. Eğer nazar olduğunuzu anlarsanız gusül ediniz&#8221; (boy abdesti alınız) dedi.<br />
Hazreti Ayşe&#8217;den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) &#8220;Nazardan Allah&#8217;a sığınırım. Muhakkak nazar (göz değmesi) haktir&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Cabir (RA) &#8216;den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) &#8220;Nazar insani kabre, deveyi kazana sokar, Allah&#8217;ın kaza ve kaderinden sonra, ümmetimden ölenlerin ekserisi nazardandır&#8221; buyurdu.<br />
Yusuf Suresi Ayet : 67, Sayfa 244 &#8220;<em>Yakup, oğullarına -Ey evlatlarım, Mısır&#8217;a yani şehire girerken, bir kapıdan girmeyiniz, farklı kapılardan girin dedi</em>.&#8221; Hz. Yakup (AS) evlatlarına, şehre girerken muhtelif kapılardan girmelerini emretmesi, onlara göz değmesinin vereceği zarar ve kedere uğramalarından korktuğu içindir.</p>
<p>Nisa Suresi Ayet : 54, Sayfa 88 &#8220;<em>Onlar Allah&#8217;ın lütfundan, ihsanından, rahmetinden, mülkünden ve hazinesinden, insanlara verdiği nimetler için, insanlara haset mi ediyorlar</em>&#8221;</p>
<p>Yine Kuranda kalem suresinin 51. ayetinde Yüce mevlâ nazar konusunda söyle buyurmaktadır; &#8221;Doğrusu inkar edenler Kur&#8217;an-ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleriyle seni yere sereceklerdi. Hâlâ da (senin için) mutlaka o delidir diyorlar. Halbuki, sen alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygambersin. &#8221;</p>
<p>Büyük Alim Fahrettin Razi Hazretler&#8217;nden rivayet edildiğine göre, Beni Esved kabilesinden göz değmesi ile meşhur olan kişileri Hz. Resulüllah&#8217;a gönderip, baktırırlardı. Söz konusu ayetler bu hususta nazil olmuştur. İşte belâgat ve fesâhat yönüyle essiz bir mucize olan Kuran indiği zaman kafirler hayretler içinde kalmışlar ve Peygamber Efendimizi kıskanıp ona olan kinlerinden dolayı o çirkin ve nefret dolu bakışlarını Rasulüllah’a dikmişler ve onu nazarlarıyla öldürüp yok etmeye çalışmışlardır. İşte bu vahim olay üzerine kurandaki bu nazar ayeti inmiştir. İşte nazardan korunmanın en kestirme yolu nazar ayetlerini her gün okumaya devam etmektir.<br />
<a href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/nazar.jpg" title="nazar.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/nazar.jpg" alt="nazar.jpg" /></a></p>
<p><strong>Nazar bilimsel mi?</strong><br />
DİCLE Üniversitesi İktisadi ve İdari Programları Büro Yönetimi Bölümünü birincilikle bitiren ve KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesinden Metazifik unvanını alan ve `Nazar adlı kitap yazan Diyarbakırlı Gökhan Hani, 5 yıl süren çalışmasının bilimsel temellere dayandığını söyledi. Nazar olayının insandaki yoğun radyolojik ışınlarla ortaya çıktığını ileri süren Hani, &#8220;Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan nazar inanışını laboratuvar ortamında inceledim. Radyolojik açıdan nazarı meydana getiren, yıkıcı, yakıcı ve sarsıcı ışınların gözün ağ tabakasında birikerek ışığa duyarlı fotoreseptörler tarafından oluşuyor ve gözdeki sinir kaslarını kasıyor. Kasılan sinirden çıkan ısı ışınları nesne üzerine akmasıyla etkileşim oluşuyor. Bunun adı nazardır dedi. Metafizik uzmanı ve yazar Hani, göz renkleri üzerinde yaptığı araştırmada ilginç sonuçlara vardığı kitapta gözlerin renklerine göre etkileşim yaptığını belirtti. Nazarı en çok etkin olan gözlerin mavi ve sarı renkli gözlerin olduğunu anlatan Hani, &#8220;Nazar en çok kadınlarda var. Bunun nedeni kadınların kapris yapma özelliğinin olmasından kaynaklanıyor. Kapris göz akım dalga ışınımlarında, hızı erkeğin göz akım dalgasından daha fazla olmasından kaynaklanıyor dedi. Kitapta nazarın bilinçsizce ortaya çıktığını kaydeden Hani, nazarın istendiği zaman oluşmadığını belirterek, tek gözlü olanların bile nazar yapabileceğini söyledi. Arı Sanat ve Yayıncılık tarafından yayınlanan kitaba ilginin yüksek olduğu belirtilirken, Hani bu tür çalışmalarının devam ettiğini vurguladı</p>
<p><strong>NAZARA KARŞI OKUNACAK SURELER VE DUALAR:</strong></p>
<p>Fatiha S.-Kâfirun S.-İhlâs S.-Felak S.-Nas S. ve Âyet-el Kürsi.</p>
<p>&#8221;Eûzu bi-kelimâtillahi&#8217;t-tammeti min külli şeytânin ve hâmmetin ve min külli aynin<br />
lâmmetin.&#8221;<br />
((Her şeytandan ve zehirli haşarattan ve dokunan her türlü gözden Allah&#8217;ın mükemmel<br />
olan sözlerine(Kur&#8217;an) sığınırım.))<br />
(HADİS-İ ŞERİF) (İBNİ MÂCE,Tıb:36)</p>
<p>&#8221;Mâşââllahü la kuvvete illâ billâh.&#8221;<br />
((Emir, Allah&#8217;ın dileğidir.Kuvvet ve kudret ancak Allah&#8217;ın tevfiki(yardım) iledir.)<br />
(HADİS-İ ŞERİF)</p>
<p><strong>PEYGAMBERİMİZİN (s.a.v.) RUKYELERİ</strong><br />
Buharî&#8217;nin rivayetine göre, birgün Abdülaziz (r.a.), Hz. Sabit (r.a.) ile beraber Enes b. Mâlik (r.a.)&#8217;ın ziyaretine gitmişlerdi.<br />
Hz. Sabit (r.a.): &#8220;Ya Ebâ Hamza! Biraz rahatsızım&#8221; dedi.<br />
Hz. Enes b. Mâlik (r.a.): &#8220;Senin üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in rukyesini okuyayım mı?&#8221; diye sordu.<br />
Hz. Sabit (r;a.): &#8220;Oku&#8221; dedi.<br />
Hz. Enes b. Mâlik şu rukyeyi okudu:<br />
<em> Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi gider. Şifa ihsan et. Şifa verici sensin. Senden başka şifa verecek olan hiçbir kimse yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan eser kalmasın.</em>&#8221; (Buharî, Abdülaziz (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)</p>
<p>Yine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz hasta olan bazı ashabını eliyle sığayıp şöyle dua yapardı:<br />
&#8220;<em>Allah&#8217;ım! Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi gider. Ona şifa ver. Şifa verici sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan eser kalmasın.</em>&#8221; (Buharî. Hz. Âişe (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)</p>
<p>Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz yine şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;<em>Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi silip gider. Şifa, senin (kudret) elindedir. Senden başka ona (yol) açıcı yoktur.</em>&#8221; (Buharî, Hz. Âişe (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/nazar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay tutulması</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/ay-tutulmasi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/ay-tutulmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 20:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim-Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[Ay kendi yörüngesinde dolanırken, kimi zaman Dünya&#8217;nın gölgesine girer. Buna Ay tutulması denir. Ay tutulması, dolunay zamanında ve ayın düğüm noktalarına yakın olması durumunda meydana gelir. Ay&#8217;ın Dünya&#8217;nın gölgesine girmesi ile Güneş&#8217;ten aldığı parlaklığı kaybetmesi neticesinde görülür. Güneş karşı düğüm noktasında veya ona yakın olmalıdır. Bu şartlar altında Dünya&#8217;nın gölgesi Ay&#8217;a düşer. Bu 1.360.000 km [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="aytutulmasi2.jpg" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/aytutulmasi2.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/aytutulmasi2.jpg" alt="aytutulmasi2.jpg" /></a></p>
<p>Ay kendi yörüngesinde dolanırken, kimi zaman Dünya&#8217;nın gölgesine girer. Buna Ay tutulması denir. Ay tutulması, dolunay zamanında ve ayın düğüm noktalarına yakın olması durumunda meydana gelir. Ay&#8217;ın Dünya&#8217;nın gölgesine girmesi ile Güneş&#8217;ten aldığı parlaklığı kaybetmesi neticesinde görülür. Güneş karşı düğüm noktasında veya ona yakın olmalıdır. Bu şartlar altında Dünya&#8217;nın gölgesi Ay&#8217;a düşer. Bu 1.360.000 km uzanan gölge konisi ay uzaklığından yaklaşık 8800 km geniştir. Ay saatte 3456 km hareket ettiği için, ortalama Ay tutulmasının zamanı yaklaşık 40 dakika ile bir saat arasında değişir. Ay tutulması, yeryüzünün ayın ufuk çizgisinin üzerinde olduğu herhangi bir bölgesinden gözlenebilir.<span id="more-304"></span></p>
<p>Ay&#8217;a karşı olan Dünya yüzeyine çarpan güneş ışınları Dünya&#8217;nın atmosferi tarafından kırıldığı için, Ay tutulmasında Ay tamamen kaybolmaz. Dünya etrafında kırılan ışıklarda mavi renk yutulduğu ve kırmızı renk yansıtıldığı için, Dünya&#8217;nın gölgesi kırmızı renkte görülür. Bu zayıf ışık kalıntıları görünürlüğü mahalli atmosferik şartlara bağlı olarak Ay&#8217;ı tuhaf bir bakır renginde ortaya çıkarır.</p>
<p>Dünya, Ay ve Güneş&#8217;in bazı değişik durumları Kısmi Ay Tutulmasını sağlar. Bu durumlarda Ay&#8217;ın üzerine Dünya&#8217;nın tam gölgesi değil, kısmi gölgesi düşer.<br />
<a title="aytutulmasi.jpg" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/aytutulmasi.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/aytutulmasi.jpg" alt="aytutulmasi.jpg" /></a><br />
Ay tutulması genellikle yılda iki kere ortaya çıkar. Bazı özel durumlarda ay tutulmasının hiç ortaya çıkmadığı veya üç defa ortaya çıktığı da olabilir.</p>
<p>28 Ağustos Salı günü tam ay tutulması gerçekleşecek.</p>
<p>Tutulma, başta ABD, Kanada olmak üzere, Güney Amerika, Büyük Okyanus,doğu Asya ve Avusralya&#8217;dan da izlenebilecek. Ancak ülkemiz bu tutulmayı izleyemeyecek. Tam tutulmaya geçiş anında, Ay, aniden parlak turuncudan koyu kırmızıya ve de koyu kahverengiye uzanan muhteşem renklere bürünecek. Tam tutulma, sadece dolunay olduğu zamanlar ve Ay&#8217;ın Dünya gölgesi içine girmesiyle oluşabiliyor. Tutulma kısmı olarak başlıyor ve Ayın bir tarafı yavaş yavaş kararıyor. Daha sonra Ay tamemen gölge konisinin içine girdiğinde tam tutulma oluşuyor.</p>
<p><a title="le2007aug28-02.gif" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/le2007aug28-02.gif"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/le2007aug28-02.gif" alt="le2007aug28-02.gif" /></a></p>
<p>Tutulma&#8217;nın izlendiği yerlerde Ay Dünya&#8217;nın gölgesine Türkiye saati ile 12:52&#8242;de girerken parçalı tutulma başlayacak, 14:22&#8242;de Ay tamamen tutulacak, 15:23&#8242;de de parçalı tutulma bitecek.</p>
<p><a title="le2007aug28-01.gif" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/le2007aug28-01.gif"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/le2007aug28-01.gif" alt="le2007aug28-01.gif" /></a></p>
<p>Dünyanın gölgesi herzaman gece yüzünden uzaya uzanır. Her dolunayda Ay bu gölgenin yakınlarından geçer. Bu geçiş sırasında eğer uygun koşullar oluşursa Ay gölgenin içine girer, gölgeden geçiş biçimine göre ya gölgeli, ya parçalı ya da tam ay tutulması meydana gelir.</p>
<p>Bir sonraki tam tutulma ise 21 Şubat 2008 tarihinde olacak ve Türkiye&#8217;den parçalı şekilde gözlemlenebilecek.</p>
<p>Bir önce ki ay tutulması 3 Mart tarihinde tam ay tutulması gerçekleşmişti.</p>
<p>3 mart Ay Tutulması Erzincan görüntüleri<br />
[flash]http://www.youtube.com/watch?v=fYyPBSzf5Fw[/flash]</p>
<p><strong>Dinimizde ay ve güneş tutulması</strong></p>
<p>Ay ve güneş tutulmasını hurafeye karıştıranlar çıkmıştır. Nitekim bazı yörelerimizde; Ay ve Güneşin şeytanlar tarafından tutulduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle tutulma olayı başlayınca teneke ve davul çalınmakta, bazı yerlerde de silah atılmaktadır. Sebebi ise; şeytan gürültü ve silah sesinden korkarmış. Böylece Ay ve Güneş tutulmaktan kurtulurmuş.</p>
<p>Bir başka inanışa göre de &#8220;Ay ve Güneşi melekler götürüp bir danaya teslim ederlermiş, o dana da denize batırırmış. Denize batırılan ay ve güneşi de balıklar yutarmış&#8221;(36).</p>
<p>Ayrıca ay ve güneş tutulması ile ilgili olarak şu inançlar da yaygın olarak söylenmektedir.</p>
<p>—Ay ve güneş tutulması kıyamet alametidir.</p>
<p>—Ay ve güneş tutulursa o yıl kıtlık olur.</p>
<p>—Ay ve güneş tutulursa savaş ve karışıklıklar çıkar.</p>
<p>—Ay ve güneş tutulması büyük ve ünlü kişilerin ölümüne işarettir.</p>
<p>Hz. Muhammed (S.A.S)&#8217;in oğlu İbrahim, 18 aylık iken ölmüştü. İbrahim&#8217;in öldüğü gün Güneş tutulmuştu. Bunu gören halktan bazı kimseler, &#8220;Güneş, İbrahim öldüğü için tutuldu&#8221; demişlerdi. İşte bu inanç, bu olaya dayanarak ileri sürülmüştür. Oysa ay ve güneş tutulmasının yukarıda iddia edilen olaylarla hiçbir ilgisi yoktur.</p>
<p>Muğire İbn Şu&#8217;be (ra)&#8217;den gelen bir rivayette şöyle denilmiştir.</p>
<p>&#8220;Resulullah (S.A.V) zamanında (Peygamberimizin oğlu) İbrahim (ra) vefat ettiği gün güneş tutuldu. Halk: «Güneş ibrahim&#8217;in ölümünden dolayı tutuldu» dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V): &#8220;Güneş ile ay hiçbir kimsenin ne ölümünden ne de hayatından dolayı tutulmuştur. Bunu görünce hemen namaza durup Allah&#8217;a duaya koyulun&#8221;&#8216;(37) buyurmuştur.</p>
<p>Yine konuyla ilgili olarak bir başka hadislerinde de şöyle söylemiştir: &#8220;Şüphesiz ki güneş ile ay insanlardan kimsenin ölümü için tutulacak değildir. Lakin bunlar Allah&#8217;ın âyetlerinden (kudretinin delillerinden) iki ayettir. Binaenaleyh bu olayı gördüğünüzde (hemen) kalkıp namaz kıhnız&#8221;(38).</p>
<p>Bu hadislerden açıkça anlaşılmaktadır ki, ay ve güneş tutulmasının ölüm olayı ile hiçbir ilgisi yoktur. Hadisin sonundaki &#8220;Bu olayı görünce namaz kılınız&#8221; buyruğu ise, Cenab-ı Hakk&#8217;ın bilinir, bilinmez afet ve belâlara karşı bizlerin koruması, esirgemesi ve yardımını eksik etmemesi, dileğimizi kendisine arzetmek içindir. O, yardım etmezse hiçbir şey yapamayacağımız idrak içindir. Çünkü her şeye kadir olan ancak Yüce Yaratandır. Böyle durumlarda Sevgili Peygamberimiz Allah&#8217;a karşı dua ve niyazda bulunmuş. O&#8217;nun huzurunda secde ve rüku yaparak namaz kılmıştır. Bizlere de aynı şeyi yapmamızı tavsiye etmişlerdir.</p>
<p>Bilindiği gibi ay ve güneş kainat düzeni içerisinde Allah&#8217;ın irade buyurduğu ilâhi kanuna tabi olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Nitekim Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de şöyle buyrulmaktadır.</p>
<p>&#8220;Güneş kendine mahsus yörüngesinde akıp gitmektedir, İşte bu, güçlü ve bilgin olan Allah &#8216;ın kanunudur. Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Bunlardan her biri belli bir yörüngede yüzmeye (akıp gitmeye) devam ederler&#8221; (39).</p>
<p>Ay ve Güneş tutulması ne şeytanın karartması, ne de dananın onu denize atması ile ilgilidir. Ay ve Güneş tutulması, Ay ve Dünyanın güneş etrafındaki hareketlerine bağlı bir oluş biçimidir. Günümüzün astronomi bilginleri için, ay ve güneşin hangi tarihte tutulacağım, tutulma olayının kaç dakika süreceğini ve yeryüzünün nerelerinden görünebileceğini önceden hesap etmek artık bir oyuncak haline gelmiştir. Buna rağmen bu astronomi olayını idrak edemeyenler hâlâ bulunmaktadır.</p>
<p>Ay ve güneş tutulduğu zaman bazı yörelerimizdeki silah atma, teneke çalma adeti, kanaatimizce hadislerde zikredilen, &#8220;Namaz kılınız, Allah&#8217;a dua ediniz&#8221; tavsiyesini, müslümanlara haber vermek için olsa gerektir. Fakat bu uyarı zamanla, &#8220;Şeytanları kovalama&#8221; şeklinde yanlış bir inanışa dönüşmüştür. Giderek &#8220;kıtlık alameti&#8221;, &#8220;savaş işareti&#8221;, &#8220;ünlülerin ölümü&#8221; gibi batıl inanışlara kaymıştır.<br />
Ayetlerle ay tutulmasının videosu<br />
[flash]http://www.youtube.com/watch?v=n2yLu902Lak[/flash]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/ay-tutulmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşure Günü</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/asure-gunu/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/asure-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 07:43:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini günler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=2488</guid>
		<description><![CDATA[Muharrem Ayı ve Aşure Günü &#8220;Şehrullahi&#8217;l-Muharrem&#8221; olarak meşhur olan, yani &#8220;Allah&#8217;ın ayı Muharrem&#8221; olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Allah&#8217;ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah&#8217;ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir. Âşura Günü ise Muharrem&#8217;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muharrem Ayı ve Aşure Günü<br />
&#8220;Şehrullahi&#8217;l-Muharrem&#8221; olarak meşhur olan, yani &#8220;Allah&#8217;ın ayı Muharrem&#8221; olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.</p>
<p>Allah&#8217;ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah&#8217;ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.<br />
Âşura Günü ise Muharrem&#8217;in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.<br />
<span id="more-2488"></span><br />
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan &#8220;On geceye yemin olsun&#8221; ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.<br />
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem&#8217;in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)</p>
<p>Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.</p>
<p><strong>Bugüne &#8220;Âşura&#8221; denmesinin sebebi</strong>, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:</p>
<p>1. Allah, Hz. Musa&#8217;ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.<br />
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.<br />
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.<br />
4. Hz. Âdem&#8217;in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.<br />
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.<br />
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.<br />
7. Hz. Davud&#8217;un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.<br />
8. Hz. İbrahim&#8217;in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.<br />
9. Hz. Yakub&#8217;un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf&#8217;un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.<br />
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)</p>
<p>Hz. Âişe&#8217;nın belirttiğine göre, Kabe&#8217;nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.<br />
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.</p>
<p>Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine&#8217;ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.<br />
&#8220;Bu ne orucudur?&#8221; diye sordu.<br />
Yahudiler, &#8220;Bugün Allah&#8217;ın Musa&#8217;yı düşmanlarından kurtardığı Firavun&#8217;u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur&#8221; dediler.<br />
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, &#8220;Biz, Musa&#8217;nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz&#8221; buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)<br />
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.<br />
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:<br />
&#8220;Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine&#8217;ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.&#8221; &#8216;Buhari, Savm: 69.</p>
<p>O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. &#8220;İsteyen tutar, isteyen terk edebilir&#8221; buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.<br />
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.<br />
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:</p>
<p>&#8220;Ramazan&#8217;dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?&#8221;<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, &#8220;Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah&#8217;ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir&#8221; buyurdu.(5)</p>
<p>Yine Tirmizi&#8217;de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
&#8220;Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.&#8221;(6)<br />
&#8220;Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah&#8217;ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur&#8217;(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.<br />
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, &#8220;Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir&#8221; demektedir.<br />
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem&#8217;in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.<br />
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.<br />
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü&#8217;minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.<br />
Bîr hadiste şöyle buyurular: &#8220;Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.&#8221;(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.</p>
<p>Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem&#8217;ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ&#8217;da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin&#8217;i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.</p>
<p>Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah&#8217;ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü&#8217;min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir &#8220;yas merasimi&#8221; haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.</p>
<p>1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.<br />
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.<br />
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.<br />
4) Müslim. Siyam: 117.<br />
5) Tîrmizî. Savm: 40.<br />
6) A.g.e., Savın: 47.<br />
7) İbni Mâce. Siyam: 43.<br />
 <img src='http://www.erguvanim.net/blog/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> İhyâ, 1:238<br />
9) et-Tergîb ve&#8217;l-Terhİb, 2:116.<br />
kaynak: islamiyet.gen.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/asure-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
