<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erguvanim &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.erguvanim.net/blog/category/hikayeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erguvanim.net/blog</link>
	<description>BUGÜN YENİ BİR GÜN...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 23:00:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Balon&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/balon/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/balon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 11:53:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, &#8220;Bizim eve bile sığmaz&#8221; dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını farkederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak: -Baloncu amca, dedi. Biliyormusun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/balon/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img class="alignleft" src="http://img490.imageshack.us/img490/8075/balonon1.jpg" alt="" />Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.</p>
<p>Onu hayrete düşüren şey, &#8220;Bizim eve bile sığmaz&#8221; dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu.</p>
<p>Bir ara adamın kendisine baktığını farkederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:<br />
-Baloncu amca, dedi. Biliyormusun benim hiç balonum olmadı.<br />
Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:<br />
-Paran var mı? diye sordu.  Sen onu söyle.<br />
-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.<span id="more-138"></span><br />
-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.<br />
Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan<br />
ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali<br />
kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan<br />
tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.<br />
Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve<br />
yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.<br />
Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,<br />
baloncu ona doğru dönerek:<br />
-Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan<br />
birini sana veririm. Yapılan teklif,<br />
yavrucağın aklını başından almıştı.<br />
Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını<br />
aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı.<br />
Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan,<br />
bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını<br />
hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara<br />
ulaştığında bir müddet onları seyretti ve<br />
dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.<br />
Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından<br />
diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı.<br />
Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa,<br />
dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu.<br />
İster istemez balonu yerinde bırakıp<br />
aşağıya indi ve adam dönerek:<br />
-Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o?<br />
Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:<br />
-Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al.<br />
Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı.<br />
Kaldırım kenarına oturup baloncunun<br />
uzaklaşmasını bekledikten sonra,<br />
dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:<br />
&#8220;Olsun&#8221;, diye mırıldandı. &#8220;Olsun.&#8221; Ağacın üzerinde<br />
kalsa da, bir balonum var ya artık..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/balon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Umut&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/umut/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/umut/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 19:18:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Pers Sultanı iki adamı ölüme mahkum etmiş.  Sultan’ın atını ne kadar sevdiğini bilen mahkumlardan bir tanesi hayatini bağışlarsa bir yıl içinde ata uçmayı öğretebileceğini söylemiş. Kendini dünyadaki tek uçan ata binerken hayal eden Sultan bunu kabul etmiş… Diğer mahkum inanmayan gözlerle arkadaşına bakmış ve &#8220;Atların uçamadığını biliyorsun. Nasıl olup da böyle delice bir fikirle çıkabildin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/umut/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Pers Sultanı iki adamı ölüme mahkum etmiş.  Sultan’ın atını ne kadar sevdiğini bilen mahkumlardan bir tanesi hayatini bağışlarsa bir yıl içinde ata uçmayı öğretebileceğini söylemiş.</p>
<p><span id="more-163"></span>Kendini dünyadaki tek uçan ata binerken hayal eden Sultan bunu kabul etmiş…<br />
Diğer mahkum inanmayan gözlerle arkadaşına bakmış ve &#8220;Atların uçamadığını biliyorsun. Nasıl olup da böyle delice bir fikirle çıkabildin ortaya..? Yalnızca kaçınılmazı geciktiriyorsun o kadar.&#8221;<br />
&#8221; Pek değil &#8221; demiş birinci mahkum.</p>
<p>&#8221; Kendime dört özgürlük sansı veriyorum.</p>
<p>Birincisi : Sultan bu yıl ölebilir.</p>
<p>İkincisi : Ben ölebilirim.</p>
<p>Üçüncüsü : At ölebilir&#8230;</p>
<p>Dördüncüsü&#8230; &#8220;Belki ata uçmayı öğretebilirim.&#8221;.! &#8221;</p>
<p>UMUTLARIMIZIN HIC TUKENMEMESI DILEGIYLE&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/umut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiyi anımsamak…</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/sevgiyi-animsamak%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/sevgiyi-animsamak%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 22:10:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Eleanor, büyükannesine neler olduğunu anlamıyordu. Büyükannesi şekeri nereye koyduğunu, faturalarını ne zaman ödeyeceğini, markete alışverişe götürmek üzere onu evden ne zaman alacaklarını unutuyordu. Eleanor annesine sordu: &#8211; &#8220;Büyükannemin nesi var ? Eskiden çok düzenli bir insandı. Şimdi üzgün ve aklı karışık görünüyor ve her şeyi unutuyor.&#8221; Annesi: &#8211; &#8220;Büyükannen yaşlanıyor. Şimdi sevgiye her zamankinden daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/sevgiyi-animsamak%e2%80%a6/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img class="alignleft" style="margin: 5px;" src="http://img457.imageshack.us/img457/4159/sevgiza2.gif" alt="" width="350" height="179" />Eleanor, büyükannesine neler olduğunu anlamıyordu. Büyükannesi şekeri nereye koyduğunu, faturalarını ne zaman ödeyeceğini, markete alışverişe götürmek üzere onu evden ne zaman alacaklarını unutuyordu.</p>
<p>Eleanor annesine sordu: &#8211; &#8220;Büyükannemin nesi var ? Eskiden çok düzenli bir insandı. Şimdi üzgün ve aklı karışık görünüyor ve her şeyi unutuyor.&#8221; Annesi: &#8211; &#8220;Büyükannen yaşlanıyor. Şimdi sevgiye her zamankinden daha çok gereksinimi var&#8221; dedi.</p>
<p><span id="more-100"></span>- &#8220;Yaşlanmak nasıl bir şey ? Her yaşlanan unutkan mı olur ? Ben de mi öyle olacağım ?&#8221; &#8211; &#8220;Yaşlanan herkes unutkan olmaz, Eleanor. Büyükannenin Alzheimer hastalığına yakalandığını sanıyoruz ve bu onu daha unutkan yapıyor. Gereksinim duyduğu bakımı görmesi için onu bir bakımevine götürmek zorunda kalabiliriz.&#8221; &#8211; &#8220;Ama anne, bu çok kötü! O zaman büyükannem küçük evini çok özlemez mi ?&#8221; &#8211; &#8220;Herhalde özler, ama yapabileceğimiz başka bir şey yok. Orada ona iyi bakılacak ve yeni arkadaşları olacak.&#8221; Eleanor üzülmüştü. Bu fikir hiç hoşuna gitmemişti. &#8220;Onu sık sık ziyaret eder miyiz ?&#8221; diye sordu. &#8220;Büyükannem unutkan da olsa onunla konuşmayı çok özleyeceğim.&#8221;</p>
<p>Annesi: -&#8221;Hafta sonları onu görmeye gideriz. Ona armağanlar da götürürüz&#8221; dedi. Eleanor gülümsedi. -&#8221;Dondurma götürebiliriz. Büyükannem çilekli dondurmaya bayılır.&#8221;Annesi &#8220;Tamam, çilekli dondurma götürürüz&#8221; dedi. Büyükannesini bakımevinde ilk ziyaret ettiklerinde Eleanor ağlamamak için kendini zor tuttu. -&#8221;Anne burada neredeyse herkes tekerlekli sandalyede.&#8221; -&#8221;Tekerlekli sandalyede olmak zorundalar. Yoksa düşerler büyükanneni gördüğün zaman gülümse ve ona ne kadar güzel göründüğünü söyle.&#8221; Büyükanne, güneşli salon dedikleri bir odanın köşesinde yalnız başına oturuyordu. Dışarıdaki ağaçlara bakıyordu. Eleanor büyükannesine sarıldı. -&#8221;Bak büyükanne, sana bir armağan getirdik&#8221; dedi. &#8220;Çilekli dondurma, senin en sevdiğinden.&#8221; Büyükanne söz etmeden kutuyu ve kaşığı eline alıp dondurma yemeye başladı. Annesi Eleanor&#8221;a: -&#8221;Eminim bunu çok sevdi&#8221; diyerek onu rahatlatmaya çalıştı. Eleanor düş kırıklığına uğramıştı: -&#8221;Ama sanki bizi tanımadı.&#8221; &#8220;Ona biraz zaman vermelisin. Şimdi yeni bir çevrede ve buna alışması gerekiyor.&#8221; Ama Büyükanneyi bir sonraki ziyaret edişlerinde de her şey aynıydı. Büyükanne dondurmayı yedi, onlara gülümsedi, ama hiçbir şey söylemedi. Eleanor: -&#8221;Büyükanne benim kim olduğumu biliyor musun ?&#8221; diye sordu. Büyükanne, -&#8221;Sen dondurma getiren kızsın&#8221; dedi. Eleanor ona -&#8221;Evet, ama ben Eleanorum, senin torununum. Beni hatırlamıyor musun ?&#8221; deyip kollarını yaşlı kadının boynuna doladı. Büyükannenin yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. -&#8221;Hatırlamak mı ? Elbette hatırlıyorum. Sen dondurma getiren kızsın.&#8221; Eleanor, birdenbire, büyükannesini onu hiç hatırlamayacağını anladı. Büyükanne, yalnızca kendine ait bir dünyada, belirsiz anılarla ve yanlızlıkla dolu bir dünyada yaşıyordu. Eleanor: -&#8221;Seni çok seviyorum büyükanne!&#8221; dedi. O sırada büyükannesinin yanağından bir damla yaş süzüldüğünü gördü. -&#8221;Sevgi&#8221; dedi. &#8220;Sevgiyi anımsıyorum&#8221; Annesi, -&#8221;İşte bir tanem, onun tüm istediği bu. &#8220;Sevgi&#8221; dedi.</p>
<p>-&#8221;O zaman ben de her hafta sonu ona dondurma getireceğim ve beni hatırlamasa bile on sarılacağım.&#8221; Ne de olsa sevgiyi anımsamak birinin ismini anımsamaktan daha önemliydi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/sevgiyi-animsamak%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlat edinilmek&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/evlat-edinilmek/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/evlat-edinilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 10:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinmek]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[MELEKLERİMİZ Okulda birinci sınıf öğrencileri, bir aile fotoğrafı üzerinde tartışıyorlardı. Fotoğrafdaki küçük çocuğun saç rengi ailenin öteki bireylerinin saç renginden farklıydı. Öğrencilerden biri o küçük erkek çocuğunun belki de evlatlık edinilmiş olabileceğini söyledi. Onun bu sözünü duyan jocelynn jay adında küçük bir kız öğrenci birden sesini yükseltti: &#8220;Ben evlat edinilme konusunda her şeyi bilirim,çünkü ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/evlat-edinilmek/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>MELEKLERİMİZ</p>
<p>Okulda birinci sınıf öğrencileri, bir aile fotoğrafı üzerinde tartışıyorlardı. Fotoğrafdaki küçük çocuğun saç rengi ailenin öteki bireylerinin saç renginden farklıydı. Öğrencilerden biri o küçük erkek çocuğunun belki de evlatlık edinilmiş olabileceğini söyledi.</p>
<p>Onun bu sözünü duyan jocelynn jay adında küçük bir kız öğrenci birden sesini yükseltti: &#8220;Ben evlat edinilme konusunda her şeyi bilirim,çünkü ben de evlatlığım!&#8230;.&#8221; Sınıftaki başka bir öğrenci sordu: &#8220;Madem biliyorsun bize anlatsana. Evlat edinilmek ne demekmiş?&#8221; Jocelynn kendisinden emin bir bişimde bilgisini özetledi:</p>
<p><strong>&#8220;annenin karnında değil yüreğinde büyümüşsün demektir!&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/evlat-edinilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan 1.Mustafa &#8211; Minyatürlerle Osmanlı</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/sultan-1-mustafa-minyaturlerle-osmanli/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/sultan-1-mustafa-minyaturlerle-osmanli/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 21:28:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Minyatürlerle Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan 1.Mustafa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=6966</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/sultan-1-mustafa-minyaturlerle-osmanli/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><iframe width="480" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/sOyu3t5rVak" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/sultan-1-mustafa-minyaturlerle-osmanli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babadan oğula öğütler / John Minum</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/babadan-ogula-ogutler-john-minum/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/babadan-ogula-ogutler-john-minum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 21:52:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel sözler]]></category>
		<category><![CDATA[john minum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=340</guid>
		<description><![CDATA[.Sevinçlerini sakın erteleme. .Her gün otuz dakika yürüyüş yap. .Çocukların adalet sözcüğünü duyduklarında seni anımsayacak gibi yaşa. .Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork. .Kendini ve başkalarını affetme- sini bil. .Ucuz araba kullan ama alabileceğin en güzel evi al. .Adam gibi üç fıkra öğren. .Her yemekten önce şükret. .Bir arkadaşına gizini açmadan önce iki kez düşün. .Gözünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/babadan-ogula-ogutler-john-minum/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><a title="karisik.jpg" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/karisik.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/08/karisik.jpg" alt="karisik.jpg" /></a></p>
<p>.Sevinçlerini sakın erteleme.<br />
.Her gün otuz dakika yürüyüş yap.<br />
.Çocukların adalet sözcüğünü duyduklarında seni anımsayacak gibi yaşa.<br />
.Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork.<br />
.Kendini ve başkalarını affetme- sini bil.<br />
.Ucuz araba kullan ama alabileceğin en güzel evi al.<br />
.Adam gibi üç fıkra öğren.<br />
.Her yemekten önce şükret.<br />
.Bir arkadaşına gizini açmadan önce iki kez düşün.<br />
.Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.<span id="more-340"></span><br />
.İlk yardımı öğren.<br />
.Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.<br />
.Her gün altı bardak su içmeyi unutma.<br />
.Seni seven insanları koru.<br />
.Zor da olsa ailenle tatil yapmak için herşeyi dene, çünkü bu tatildeki<br />
anılar yaşamının en değerli anılarından biri olacak.<br />
.Başarıyı iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zaman<br />
değerlendir.<br />
.İyi evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma, birisi doğru insanı bul mak,<br />
ikincisi doğru insan olmak.<br />
.Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.<br />
.Sevimsiz olmayacak biçimde ayrı düşüncede olmayı öğren.<br />
.Cesaretli ol, yaşamına geri baktığın zaman yaptıkların için değil<br />
yapmadıkların için üzüleceksin.<br />
.Çok mükemmel bulduğun bir düşünceyi başkasının engellemesine izin verme.<br />
.Keyifsizliklerini açığa vurma.<br />
.Evliliğini güzelleştirmek için her gün birşeyler yapmaya çaba harca.<br />
.Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için 24 saat kimseyi ve hiçbir şeyi<br />
eleştirme.<br />
.İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.<br />
.Çocukların hakkında başkalarına iyi şeyler söylerken çocuklarının seni<br />
duymasına izin ver.<br />
.Güç, sahip olduğun mallarla ilgili değildir, unutma.<br />
.Biriyle tanıştığın zaman elini uzat ve adını söyle ama bil ki bunu aklında<br />
tutamayacaktır.<br />
.Kalem ve not defterini hep yanında taşı.<br />
.Zaman ve sözcükleri boş yere harcama, ikisi de çok değerli.<br />
.Senden az ya da çok parası olanlarla paran hakkında konuşma.<br />
.Herşeyi elde etmek için çok güç harcadıysan tadını çıkarmak için zaman ayır.<br />
.Bir kişinin kahramanı ol.<br />
.Neyi ve kimi desteklediğini insanlara söyle.<br />
.Yolculuğa çıktığında cüzdanının içinde sana ait sağlık bilgileri, ev adresin ve telefon numaran olsun..</p>
<p>John Minum &#8211; Our World &#8211; Bütün Dünya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/babadan-ogula-ogutler-john-minum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamın Yankısı</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/yasamin-yankisi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/yasamin-yankisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 22:01:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[YAŞAMIN YANKISI Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlar. Birden oğlan takılıp düşüyor. Canı yandığından &#8216;AHHHHH&#8217; diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden &#8216;AHHHHH&#8217; diye bir ses duyuyor ve çocuk şaşırıyor. Merak ediyor ve &#8216;SEN KİMSİN?&#8217; diye bağırıyor. Aldığı cevap &#8216;SEN KİMSİN?&#8217; oluyor. Aldığı cevaba kızıp &#8216;SEN BİR KORKAKSIN&#8217; diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses &#8216;SEN [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/yasamin-yankisi/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><strong>YAŞAMIN YANKISI</strong></p>
<p>Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlar. Birden oğlan takılıp düşüyor.<br />
Canı yandığından &#8216;AHHHHH&#8217; diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden<br />
&#8216;AHHHHH&#8217; diye bir ses duyuyor ve çocuk şaşırıyor.<br />
Merak ediyor ve &#8216;SEN KİMSİN?&#8217; diye bağırıyor. Aldığı cevap &#8216;SEN KİMSİN?&#8217;<br />
oluyor.</p>
<p>Aldığı cevaba kızıp &#8216;SEN BİR KORKAKSIN&#8217; diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen<br />
ses &#8216;SEN BİR KORKAKSIN&#8217; diye cevap veriyor. Çocuk babasına dönüp &#8216;BABA NE<br />
OLUYOR BÖYLE?&#8217; diye soruyor.</p>
<p>&#8216;OĞLUM&#8217; diyor adam, &#8216;DİNLE VE ÖĞREN!&#8217; ve dağa dönüp &#8216;SANA HAYRANIM&#8217; diye<br />
bağırıyor. Gelen cevap &#8216;SANA HAYRANIM!&#8217; oluyor. Baba tekrar bağırıyor, &#8216;SEN<br />
MUHTEŞEMSİN!&#8217;<span id="more-443"></span><br />
Gelen cevap ; &#8216;SEN MUHTEŞEMSİN!&#8217; Çocuk çok şaşırıyor, ama hala ne olduğunu<br />
anlayamıyor.</p>
<p>Babası açıklamasını yapıyor &#8216;İnsanlar buna &#8216;Yankı&#8217; derler, ama aslında bu<br />
&#8216;Yaşam’ dır. Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam<br />
yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha<br />
çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan<br />
insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de<br />
daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir<br />
parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.&#8217; Yaşam bir tesadüf<br />
değil,yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/yasamin-yankisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne yapardınız? Kararı siz verin</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 20:37:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra Baba devam etti. &#8220;Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zekâ engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra Baba devam etti. &#8220;Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zekâ engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.&#8221; </p>
<p>Ve sonra aşağıdaki hikâyeyi anlatmaya başladı:</p>
<p>Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler. Shay sordu, &#8220;Acaba oynamama izin verirler mi?&#8221;</p>
<p>Shay&#8217;in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.<br />
<span id="more-177"></span><br />
Shay&#8217;in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla bir şey beklemeyerek) Shay&#8217;in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk söyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra &#8220;Su anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım&#8221; dedi. </p>
<p>Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takim t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay&#8217;in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babası ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. </p>
<p>Dokuzuncu turun sonunda Shay&#8217;in takimi yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve vurma sırası Shay&#8217;e gelmişti.</p>
<p>Bu noktada Shay&#8217;in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay&#8217;e sopayı verdiler. </p>
<p>Herkes, isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyordu, çünkü bırakın vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.</p>
<p>Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay&#8217;e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay&#8217;e doğru fırlattı. Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay&#8217;e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe dokunarak yere atıcıya doğru vurdu. </p>
<p>Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına kolaylıkla atabilecek ve Shay&#8217;i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.</p>
<p>Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.<br />
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, &#8220;Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!&#8221;<br />
Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaşkınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.</p>
<p>Herkes bağırmaya devam etti,<br />
&#8220;İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş&#8221; Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği<br />
sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı…<br />
Takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı. </p>
<p>Herkes bağırıyordu, &#8220;Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay&#8221;</p>
<p>Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, &#8220;Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!&#8221;</p>
<p>Shay üçüncüye gelirken diğer takımdaki çocuklar ve seyirciler ayağa kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, &#8220;Shay, hepsini koş! Hepsini koş!&#8221; Shay hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı. </p>
<p>&#8220;O gün&#8221;, dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek, &#8220;iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar&#8221;.</p>
<p>Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün yaşamaya var mısın?..</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/bugun-yasamaya-var-misin/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/bugun-yasamaya-var-misin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 08:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/bugun-yasamaya-var-misin/</guid>
		<description><![CDATA[Günesin o ilk doğuş anına en son ne zaman tanık oldun insanoğlu, taptaze ışıklarının tüm vücuduna yayılmasını ne zaman izledin kendinde, bir sonbahar sabahı o ılıklığı ne zaman hissettin yüreğinde&#8230; Bizler aslında bize her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde geçip gidiyoruz bu hayattan. Hanginiz sabah gözünü açtığında bunu dünyaya tekrarlıyor: Bugün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/bugun-yasamaya-var-misin/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img class="alignleft" src="http://img162.imageshack.us/img162/797/56574226zm3.jpg" alt="gül" width="270" height="213" />Günesin o ilk doğuş anına en son ne zaman tanık oldun insanoğlu, taptaze ışıklarının tüm vücuduna yayılmasını ne zaman izledin kendinde, bir sonbahar sabahı o ılıklığı ne zaman hissettin yüreğinde&#8230;<br />
Bizler aslında bize her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde geçip gidiyoruz bu hayattan.</p>
<p>Hanginiz sabah gözünü açtığında bunu dünyaya tekrarlıyor: Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum, gözlerim açık ilk nefesimi bilinçli bir şekilde çektim içime, bu bir ayrıcalık, bugün özel bir gün, evet bugün bana bir gün daha yasama şansı verildi diye.</p>
<p>İnsan yaşamında ne sorunlar var ama biz o kazağı alamadık diye bütün günü o güzelim ruhumuza ve bedenimize azap çektirmekle geçiriyoruz veya sevgiliniz sizin sevginizin yüceliğini anlamadı diye kahroluyoruz veya sular gitti diye, hava soğudu diye bütün gün kendimize ve sevdiklerimize surat asıyoruz.<br />
<span id="more-945"></span><br />
Bir de söyle düşünelim, siz başlı başına bir yaşamsınız ve hayatta telafi edilemeyecek tek şey ölümdür.<br />
Sular elbette gelecektir, soğuk hava için biraz daha sıkı giyinebiliriz, sevgilin seni anlamıyorsa aslında senin sevdana layık olmadığını pekala algılayabilirsin&#8230;</p>
<p>Peki, bu hayata ne zaman gülümseyeceksin, ne zaman kendin için bireyler yapacaksın, en sevdiğin çiçeği neden hala başkalarından bekliyorsun, bugün kendine niye o çiçeği almıyorsun, ne zaman miskinliğinden bir sabah da ödün verip doğanın ısrarla uyanışına kendini de şahit etmiyorsun, unutma ki bu hayati güzelleştirecek olan da çekilmez hale getirecek olan da sensin, sakın başkalarını suçlama&#8230;<br />
Hadi artık her sabah yüreğine kocaman gülümsemelerle dolu bir nefes çek ve bütün gün verdiğin her nefesin içine bu gülümsemelerden katarak etrafındaki tüm canlı varlıkları varlığından haberdar et.</p>
<p>Hayata öylesine gelme ve de öylesine gitme, unutma ki bir ağacın gövdesine sarıldığında onun kalp atışlarını duyabilecek kadar bu dünyada duyarlı yasamak senin elinde, her ne olursa olsun tanı veya tanıma ama günaydınını ve gülümsemeni hiç bir canlıdan eksik etme.</p>
<p>Unutma sen bu dünyada başlı başına bir yaşamsın ve bu yüzden bile varlığın çok özel.</p>
<p>Evet insanoğlu, bugün YASAMAYA VAR MISIN ?????</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/bugun-yasamaya-var-misin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesnevi&#8217;den Hikayeler &#8211; Güzel Kokulardan Bayılan Adam</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/mesneviden-hikayeler-guzel-kokulardan-bayilan-adam/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/mesneviden-hikayeler-guzel-kokulardan-bayilan-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 10:11:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=6849</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/mesneviden-hikayeler-guzel-kokulardan-bayilan-adam/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><iframe width="480" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/zeSFT61AWl4" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/mesneviden-hikayeler-guzel-kokulardan-bayilan-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

