Arşiv, ‘Osmanlı’ kategorisi
Ara
13
Gönderen kumsal
Hat Sanatı Nedir?
Hat sanatı, Kur’an harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazılardır. Bu sanat Kur’an harflerinin 6 ile10. Yüzyıllar arasında geçirdiği uzunca bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Kuran-ı Kerim’in bir araya toplanmasından sonra, İslam dininin bilime verdiği özel önemin etkisiyle, çok sayıda katip yetişmiş, yazı da doğal olarak büyük aşamalar göstererek önemli sanat kolu olmuştur. Bu yazının ilk biçimi olan ve adını Kufe kentinden alan köşeli karakterli kufi yazısının yerini 9. yüzyıldan sonra aklam-ı sitte (altı çeşit yazı) almaya başlamıştır.
Hat sanatı, tarihi seyir içersinde gelişmiş, mükemmelleşmiş ve güzel sanatlar arasında seçkin yerini fiilen almıştır. Hat sanatı; “Cismani aletlerle ortaya çıkan ruhani bir hendesedir” şeklinde tarif edilmiştir.
Aslı Finikeliler’den gelen ve Nebat kavmince kullanılırken Araplar’a geçen ve basit şekillerden ibaret olan bu yazı çeşidi, İslamiyet’in gelişi ile beraber önem kazanmıştır. Kavim yazısı olmaktan çıkıp ümmet yazısı haline gelmiştir. Bu bakımdan “Arap harfleri” yerine “İslam harfleri” yahut “Kur’an harfleri” ifadesini kullanmak daha yerinde olacaktır.
Devamı… »
Eki
27
Gönderen kumsal

Hamam (Arapça حمّام, hammâm), özel bir düzenle ısıtılarak, sıcak ve soğuk suyu bulunan ve üzeri kubbeli yapıdır.
Hamamın tarihi Romalılar’a kadar uzanır. Vezüv yanardağının patlamasından sonra küller altında kalan Pompei şehrinde yapılan kazılar, Romalılar’ın kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Bu hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için de yapıldığı anlaşılmaktadır. Romalılarda sınıf farkı olduğu için, hamamlarda kölelerle asillerin giriş kapıları ve yıkandıkları yerler ayrılmıştı. Roma hamamlarında ayrıca buhar banyosu yeri, soğuk ve sıcak su havuzları da vardı.
Türkler’in İslamiyeti kabul etmeleri ve temizliğe ait hükümleri uygulamaları neticesinde, İstanbul’un fethinden sonra burada ve Osmanlı Devleti’nin dört bir yanında binlerce hamam yaptılar. On yedinci yüzyılda, sadece İstanbul’da 168 büyük çarşı hamamı vardı. Devamı… »
Ağu
15
Gönderen kumsal

Oca
10
Gönderen kumsal
Minyatür kelimesi, sanat dünyamıza aslı minus olan ve küçük ölçülerde anlamına gelen minyon kelimesinden geldiği söylenir. Latince sözlüklerde ise minyatürle ilgili pek çok sözcüğün bulunduğunu görürüz.
Latincede “minium”, kurşun oksidinden elde edilen kırmızı renkli bir boyadır. Bu boya, kalıcı ve akıcı oluşu yüzünden Orta Asya resim sanatında olsun, Ortaçağ Avrupa’sının kitap süslemelerinde olsun sanatkarlar tarafından daima tercih edilmiştir.
Günümüzde bu maddeye neft ve bezir yağı karıştırılarak “sülüğen” adı verilmiş.
Yine Latincede bu boya ile yapılan resimlere “miniar” ve bunları yapan sanatkarlara da “minyatari” denilmektedir.
Buradan da anlaşılacağı gibi, minyatür deyiminin küçük anlamına gelmekten ziyade, kendine özgü bir Türk resim sanatı tekniğini ifade ettiğini kabul etmemiz gerekir. Yani minyatür, küçük demek değildir.
Osmanlı Türklerinde minyatüre genellikle “nakış resim”, bu tarz resim yapan sanatkarlara da eserin türüne göre “nakkaş”, “musavvir” denilmiştir.
Minyatür, kitap sanatı kapsamı içerisindedir. Minyatür sanatıyla ilgilenen kişinin tezhip bilgisi, daha doğrusu tezhip tasarımı bilgisi mutlaka olmalıdır. Osmanlı Minyatür sanatının bütün güzelliği minyatürde kullanılan elbiselerin, çadırların, halıların, hatta duvarların tezhip gibi boyanmasındandır. Tezhipteki renkler daima çarpıcıdır.
Devamı… »
Ara
15
Gönderen kumsal

Preveze Deniz Savaşı
(27 Eylül 1538) Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasını Adriyatik Denizi’ndeki Preveze Kalesi (Preveze) önünde yendiği bir deniz savaşıdır.Savaş sonunda Akdeniz’deki askeri üstünlük Osmanlılara geçmiştir.
Devamı… »
Tem
10
Gönderen kumsal
Takvimler 7 Kasım 1877’yi gösteriyordu.
Nene Hatun üç yıl önce evlenmişti. Henüz yirmisindeydi ve üç aylık bebeği vardı. On beş gün önce, köyleri Rus askerleri tarafından işgal edilince, ailesiyle Erzurum’a gelmişti. Türk ordusu uzunca bir zamandır birçok cephede çarpışıyordu. Doğu cephesinde de savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Aslında Gazi Ahmet Muhtar Paşa şimdiye kadar düşmanın işini çoktan bitirecekti; ama hesapta olmayan bir düşman daha vardı. Yıllarca bu topraklarda birlikte yaşadığımız Ermenilerden bir kısmı şimdi çeteler hâlinde geziyor, baskınlar yapıyor, mâsum insanları -hem de çoluk çocuk demeden- katlediyordu. Daha dün sabah, yakınlardaki bir köyde çeteler tarafından ağaca çivilenen bebeğin hikâyesini dinlemişti. Allah’ım bu nasıl bir vahşetti, bunu yapanların hiç mi vicdanı yoktu! Nene Hatun, asırlarca birlik ve beraberlik içinde yaşadıkları bu insanlardan bazılarının bugün niçin bu derece canavarlaştıklarını zaman zaman düşünüyor; fakat ikna edici bir cevap bulamıyordu. Bu çeteler yüzünden eli silâh tutan herkes cepheye gidemiyor, mâsumlar katledilmesin diye köylerde nöbet tutuluyordu.
Devamı… »
May
26
Gönderen kumsal
Bir çağ kapatıp bir çağ açan Osmanlının zaferi. “İstanbul muhakkak fetholunacaktır. Bunu gerçekleştirecek ordunun kumandanı ne mutlu kumandan ve askeri ne mutlu askerdir.” müjdesini veren bir peygamber.
“Ya İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni.” kararlılığında olan bir kumandan…
Bu yıl İstanbul’un fethinin 555. yıldönümü. Önce fetihten kısaca bahsedip daha sonra Tarihçi Erhan Afyoncu’nun fethin bilinmeyenleri ile ilgili bir yazısını aktaracağım.
İstanbul’un fethi ile ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenler bu adresi ziyaret edebilirler.
İstanbul’un Fethi, 29 Mayıs 1453′te, şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han’ın komutanlığında fethetmesidir.
Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.
Tarih: 2 Nisan – 29 Mayıs 1453
Yer: İstanbul
Sonuç: Osmanlı’lar İstanbul’u ele geçirdi, Bizans İmparatorluğu yıkıldı.
Bizans İmparatorluğu kumandanı: XI Konstantin
Osmanlı kumandanı: Fatih Sultan Mehmed
Devamı… »
Şub
25
Gönderen kumsal
Kahve, Kanunu Sultan Süleyman döneminde Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın ilk kahveyi saraya kabul ettirmesi sonucu kültürümüze yerleşmiştir. Hatta Avrupa’ya Türkler tarafından yayıldığı için uzun süre ‘Türk Kahvesi’ olarak anılmıştır. Avrupalıların kahveyi kendi kültürlerince yoğurması sonucu espresso, cappucino, filtre ve granül kahve çeşitleri ortaya çıktı. Nedense japonların çay merasimlerini herkes bilirde bizim kültürümüzdeki mırra adetini pek az kişi bilir.
Aşağıdaki harika sanatsal kahve resimlerini kahve sever olduğumu bilen bir arkadaşım göndermiş sağolsun
Devamı… »
Ara
05
Gönderen admin
Zaman tünelinden 554 yıl geriye gidip İstanbul’un fethinin başladığı 29 Mayıs sabahını yaşamak ister misiniz?
Yıkılan surlardan İstanbul’a giren Fatih’in ordusuna eşlik etmeyi, Bizans ve Osmanlı askerlerinin çınlayan kılıç şakırtılarına, gümbürdeyen top seslerine, atılan savaş naralarına, yükselen tekbirlere ve mehter marşlarına tanıklık etmeyi?.. Yani fethi seyretmeyi?.. Öyleyse hazır olun, bu dediklerimizi, yakın bir zamanda tıpkı gerçeğine tanık oluyormuş gibi yaşayacaksınız. İstanbul’un fethini anlatan ve bu yıl sonu bitirilmesi planlanan panoramik fetih müzesine giden ziyaretçiler, fethin dondurulmuş bir anını büyük bir gerçeklik duygusu içinde seyredip adeta fethi yaşıyormuş hissine kapılacak.
Devamı… »