<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erguvanim &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.erguvanim.net/blog/category/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erguvanim.net/blog</link>
	<description>BUGÜN YENİ BİR GÜN...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 23:00:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çocuklarda öz saygıyı geliştirecek 20 yol</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/cocuklarda-oz-saygiyi-gelistirecek-20-yol/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/cocuklarda-oz-saygiyi-gelistirecek-20-yol/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 22:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Resimler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğa öz saygı kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini güçlendirmektedir. Öz saygı, mutlulukla ve hayattaki başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre öz saygı, tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin ürünüdür. New York&#8217;lu psikolog ve gençlik terapisti Prof. Dr. Barbara Berger&#8217;e göre öz saygı, çocuğun kendi kendisiyle gurur duymasıdır. Yüksek öz saygıya sahip olmak, çocuğun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/cocuklarda-oz-saygiyi-gelistirecek-20-yol/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img style="width: 450px; height: 450px;" src="http://img406.imageshack.us/img406/3376/ozguveniz5.jpg" alt="" width="450" height="450" /><br />
Çocuğa öz saygı kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini güçlendirmektedir. Öz saygı, mutlulukla ve hayattaki başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre öz saygı, tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin ürünüdür. New York&#8217;lu psikolog ve gençlik terapisti Prof. Dr. Barbara Berger&#8217;e göre öz saygı, çocuğun kendi kendisiyle gurur duymasıdır. Yüksek öz saygıya sahip olmak, çocuğun hem sevgi dolu hem de yetenekli olmasını sağlamaktadır. Çocuk, değerli olduğuna inanmalı, bir şeyler önermeli ve kendi kendisiyle ve çevresiyle barışık olmalıdır. Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini hissetme derecesi, gelecekteki yaşamında onu her alanda etkileyecektir. Aynı zamanda da, çocuğun yaratıcılık yeteneğini, diğerleriyle ilişkisini ve başarılı olmasını belirlemede önemli bir faktör olmaktadır. Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı geliştirecek 20 yol bulunmaktadır.<br />
1<br />
Şartsız Sevgi Göstermek<br />
Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın. Ev ona göre için, risk ve tehlikelerle dolu dünyadan döndüğü zaman, sevgi için, emniyetli bir yakıt alma istasyonu gibidir. Mesajlarınız &#8220;Seni seviyorum &#8211; odanın kirli olmasına rağmen, kız kardeşin kadar atletik olmamana rağmen, notlarının çok iyi olmamasına rağmen, yaptıklarından hoşlanmama rağmen &#8211; hala seni seviyorum&#8221; olmalıdır. Onu hala sevdiğinizi göstermek ve çocuğunuzun yanlış davranışını düzeltmek için, onun doğru yaptığı bir şeyi görerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin, odası karma karışıksa ve sadece yatağını toplamış ise ona &#8220;Gerçekten yatağını topladığına çok sevindim. Şimdi senden istediğim şey masanı temizlemen&#8221; diye ifade edin.<br />
<span id="more-186"></span><br />
2<br />
Sinirli Olmanızdan Sorumlu Olduğunu Belirtmek<br />
4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin beşiğine fırlattığı için sinirlisiniz. Onun böyle bir hareketinde sinirinizi ona nasıl aktarırsınız? Prof. Dr. Thomas Gordon&#8217;un önerdiği en basit mesaj &#8220;Ben&#8221; mesajıdır. &#8220;Sen kötü bir çocuksun!&#8221; ya da &#8220;Sen aptalsın!&#8221; yerine, &#8220;Sen böyle yaptığında, ben &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;../&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; hissediyorum&#8221;,&#8221;Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin&#8221; diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.</p>
<p>3<br />
Açık İsteklerde BulunmakÇocuğunuzun ondan ne istediğinizi bilmesini sağlayın. Bu ona alternatif davranışları öğrenmesi için bir şans verecektir. Örneğin; &#8220;Oyuncaklarını kardeşinin beşiğine atmamalısın. Bunun yerine o uyandığında ona trenini gösterebilirsin&#8221; şeklinde bir açıklama yapılmalıdır. İstekleri ona açıkca belirtmek, ondan ne istediğinizi anlamasını kolaylaştıracaktır.</p>
<p>4<br />
Dinlemeyi ÖğrenmekÇocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir ve böyle yapmak çocukların öz saygılarını artırmaktadır. Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin. Gordon&#8217;un bir başka tekniği olan &#8220;Aktif dinleme&#8221;de, çocuğunuzu yanınıza çağırıp onu duyduğunuzu ve onun ne söylemeye çalıştığını anladığınızı ifade edin. Mesela 7 yaşındaki bir kız çocuğu şöyle diyebilir:</p>
<p>Kız: &#8220;Baba sana çok kızgınım ve bir daha odama girmeni istemiyorum&#8221;.<br />
Baba: &#8220;Sen gerçekten çok kızgınsın öylemi hımm&#8221;.<br />
Kız: &#8220;Evet çünkü sen beni kaymaya götüreceğini söylemiştim ama artık çok geç&#8221;.<br />
Baba: &#8220;Oh, anladım. Çünkü seni dışarıda kaymaya götüreceğim konusunda söz verdim ve bu sözü tutmadım. Gerçekten üzgünüm. Çok geç vakte kadar çalıştım ve seni aramayı da unuttum. Bunu yarına alabilir miyiz?&#8221;</p>
<p>Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.</p>
<p>5<br />
Çocuğun Duygularını Ciddiye Almak<br />
Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onları reddetmektense ciddiye alın ve onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin. Oğlunun canavarlardan korktuğunu öğrenen bir babanın yaklaşımı aşağıda verilmiştir.</p>
<p>Oğlan: &#8220;Baba yatağa gidemiyorum. Çünkü odamda canavarlar gizleniyor&#8221;.<br />
Baba: &#8220;Gel bakalım belki canavarlarla arkadaş oluruz. Canavarlar ne yemekten hoşlanıyor biliyor musun?&#8221;.<br />
Oğlan: &#8220;Belki tatlı, bisküvi seviyordur&#8221;.<br />
Baba: &#8220;Bu hoşlarına gidebilir. Gel canavarlara yemek koyalım. Canavarlara ne istediğini sor? Neden sormuyorsun?&#8221;.<br />
Oğlan: &#8220;İnsanları korkutmak istiyor&#8221;.<br />
Baba: &#8220;Neden?&#8221;<br />
Oğlan: &#8220;Güçlü hissetmek için&#8221;<br />
Baba: &#8220;Eğer onunla arkadaş olursan sana ne yapabilir?&#8221;.<br />
Oğlan: &#8220;Beni koruyabilir.&#8221;<br />
Baba: &#8220;Bana iyi bir arkadaş olabilir gibi geliyor ya sana?&#8221;.<br />
Oğlan: &#8220;Evet.&#8221;</p>
<p>Bu diyalog sayesinde aileler, çocuğun duygularını ya da neye gereksinimi olduğunu öğrenmekte, çocuk artık canavarın kendisine fazla tesiri olmayacağını görerek daha pozitif düşünmektedir. En önemlisi de çocuğun canavara yansıttığı gücü kendine çevirmesidir.</p>
<p>6<br />
Çocuğun Varlığını Kabul Etmek<br />
Annelerin zaman zaman söylenmelerinin hatta jestlerle bile &#8220;keşke çocuk doğurmasaydım, o bir yük ve artık dayanamayacağım&#8221; diye ifade etmelerinin yanlış olduğu, özellikle bu gibi mesajlar sık sık tekrar edildiğinde çocuğun istenmediği ve kendisine değer verilmediği duygusuna kapılacakları uzmanlarca hatırlatılır. Bu durum özellikle evdeki yeni bebekle ilgili olmasına rağmen, annelerin bu yakınmaları uyumlu bir çocuğun bile istenmediğini düşünmesine neden olmaktadır. Böyle zamanlarda çocukların özel bir ilgiye ihtiyaçları vardır. Aileler yakınları tarafından desteklenmeli ve yaşantıdaki çocuğun varlığına değer verilmelidir.</p>
<p>7<br />
Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulmak<br />
Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak istemektedirler. Yaptıkları, hergün yapılan sıradan bir şey bile olsa, değerini artıran yaptıklarının onaylanmasıdır. Çocukların sevgi ve yeteneklerini onlara hatırlatan bazı etkinlikler aşağıda sıralanmıştır.</p>
<p>Disiplin içermeyen tüm ailecek yenen bir akşam yemeği. Herkes o gün birbiriyle başardıkları, öğrendikleri veya hissettikleri güzel şeyleri paylaşabilir. Örneğin; &#8220;Okula zamanında gittim&#8221; veya &#8220;Bir kurbağa buldum&#8221;. Ebeveynler de bu etkinliğe katılarak çocuklarının başarılarını onayladıklarını gösterebilirler. Sorunları olan çocuklara bu arada &#8220;Bugün seni müthiş bir şey yaparken gördüm. Ayakkabını giydin ve bağcıklarını kendin bağladın.&#8221; diyerek teşvik edilebilir.<br />
Yine yemekte, sırayla herkesle ilgilenilir ve diğerleri onun nesini sevdiğini, hoşlandığını ve takdir ettiğini söyleyebilir. Örneğin; &#8220;Senin öğrendiğin yeni şarkıyı çok seviyorum.&#8221; veya &#8220;Bu sabah söylediklerin gerçekten beni etkiledi&#8221;.<br />
Çocuğunuzun odasına, banyodaki aynaya veya beslenme çantasına ufak kağıtlara çizilmiş küçük resimler ya da yazılmış sevgi mesajları konulabilir.<br />
Çocuğunuzun yatağının baş ucuna onun yapmayı sevdiği bir etkinliği içeren (örneğin oyun oynadığı veya ata bindiği) ve ailenin topluca yer aldığı iki fotoğraf konulabilir. Böylece çocuk her gece becerikliliğini ve sevdiklerini hatırlayacaktır.<br />
8<br />
Çocukla Yalnız Vakit Geçirmek<br />
Bir çok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler. Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir. Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba sarfetmelisiniz.</p>
<p>9<br />
Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Vermek<br />
Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, &#8220;Sen bunu yapamazsın. Sen yeterince iyi değilsin&#8221; mesajlarını verebilir, ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır. Çocukların bir işi başarmak için mücadeleye davet edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca çocuklara, problemlerini çözmek ve kendi yeteneklerini keşfetmek için fırsatlar da verilmelidir. Yardım istediklerinde, ilk olarak, o işin üstesinden gelebileceklerine onları inandırarak cesaretlendirmek gerekir. &#8220;Hadi bakalım, şu elbiseni kendin düğmeleyebilecek misin görelim?&#8221; denilebilir. Ya da direkt olmayan tavsiyelerde bulunulabilir. Örneğin &#8220;Baş parmağını ilikten geçirirsen, daha kolay düğmeleyebilirsin&#8221;.</p>
<p>10<br />
Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Göstermek<br />
Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü elde tutarlar. Örneğin; bir eşyasının atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde, çocuğun ona hala ve belki de yıllarca ihtiyacı olabilir. Bu nedenle eşyalarını atmadan önce ona sormalısınız.</p>
<p>11<br />
Çocuğun Düşüncelerine Saygı GöstermekÇocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır. Partiye giderken ne giyeceğinizi ya da öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz. Tabii her zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden, onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını anlayabilecektir.</p>
<p>12<br />
Çocuğun Yeteneklerini Kabul Etmek<br />
Her yeni beceri ve başarı, onun yetenekli olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır. Ayrıca ebeveynler, onlardan bazı şeyleri kendilerine öğretmelerini isteyebilirler. Yeni bir bilgisayar oyunu oynamayı veya bir sihirbazlık numarasını öğretmesi istenebilir, buradaki mesaj açıktır: &#8220;Sen yeteneklisin.&#8221; Bazı şeyleri yaparken onun yardımı istenebilir. Örneğin; akrabalara hediyeler hazırlarken fikri alınabilir ya da bir çalar saat yardımıyla sabah kendi kendine uyanabilmekte yeterli olduğu gösterilebilir. Çocuğunuzun notları çok kötü olmadıkça, onun başka başarılarının ve çabalarının olduğunu kabullenmesi sağlanabilir. Örneğin; matematikte zayıfsa, fakat ödevlerine özen gösteriyorsa ya da sizden özel yardım istiyorsa, onun çabaları dikkate alınmalıdır. Ayrıca, akademik başarısı iyi olmayan bir çocuğun, atletik ya da artistik başarısı iyi olabilir. Onu bu yeteneklerinden dolayı övmek ve cesaretlendirmek gerekmektedir.</p>
<p>13<br />
Çocuğun Tercihlerine Saygı Göstermek<br />
Çocuğun kendine olan saygısını artırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir. Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.</p>
<p>14<br />
Çocuklara Önemli Olanın Vücutları Olmadığını Öğretmek<br />
Çocuklar büyürken, yüzlerindeki sivilcelerden veya çillerden rahatsız olmaktadırlar. Ebeveynler, onlara vücudun sadece bir paket olduğunu, gerçek hediyenin içeride olduğunu yani kişiliğin varlığını anlatmalıdırlar. Onların başlarına gelen bu tür problemlerin anlaşıldığı ve o yaşlarda başımıza geldiği, fakat bu tür şeylerin geçici ve kontrolümüz altında olduğu belirtilmelidir. Eğer çocukta kilo veya deri problemi varsa bile, onu nasıl görünürse görünsün sevdiğinizden emin olmasını sağlamalısınız. Eğer çocuk görünüşü ile ilgili bir şeyler yapmak istiyorsa ona yaşantısını değiştirmesini destekleyecek bir şekilde yardım önerilebilir. &#8220;Kilondan şikayet ediyor gibi bir halin var. Eğer ilgilenirsen, bu konuda yapabileceğin yeni bir şeyler duydum&#8221;. Ama &#8220;Hayır, teşekkür ederim&#8221; cevabına da hazır olunmalıdır. Eğer kabul ederse, onu bir diyet ya da eksersiz programı takip etmesini sağlayarak destekleyebilirsiniz.</p>
<p>15<br />
Çocuk İçine Kapanıksa Yardım Etmek<br />
Çocukların bazı bozuk ya da sözel olarak rahatsız edici davranışları onların kendilerine saygıları hakkında ciddi mesajlar verebilir. Böyle zamanlarda ebeveynler, sevgiyi ve gerçekleri sunarak yardımcı olabilirler. Onları ciddi bir şekilde dinlemeli, ne demek istediklerini anlamalı ve sonra ne söylemek istediğinizi anlatmalısınız. Örneğin; çocuğunuz, &#8220;Ben çok aptalım, hiçbir şeyi doğru yapamıyorum&#8221; dediğinde, &#8220;Aptal olduğunu düşündüğünü biliyorum, ama seninle aynı görüşte değilim. Belki, bazı şeyleri öğrenmek için daha çok zamana ihtiyacın var, ama biliyorum ki, sen de yeteneklisin. Hatırlasana, oyuncak kamyonunu nasıl da tamir etmiştin? Bu, yaratıcılığı gerektirir.&#8221; diyerek cevap verebilirsiniz. Bazı ebeveynler, çocuğun güvenini tekrar kazanmasını sağlamak için kişilik özelliklerini kullanmada oldukça duyarlıyken bazıları da çok iyi bir dinleyicidirler. Tepki her ne olursa olsun, çocuk sevildiği ve yetenekli olduğu üzerinde durularak ikna edilmelidir.</p>
<p>16<br />
Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Etmek<br />
Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda, kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir. Çocuklar sözel olmayan davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklara &#8220;seni seviyorum&#8221; demekten çok sevgi, davranışlarla onları okşayarak belli edilmelidir.</p>
<p>17<br />
Çocukla Göz Seviyesinde Konuşmak<br />
Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat edilmelidir. Bu onun sadece kendini küçük hissetmesini sağlamakla kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına da yol açacaktır. Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır.</p>
<p>18<br />
Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakınmak<br />
Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka, davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar. Örneğin; çocuğa, çok sinirli olarak yüzüne bakmadan &#8220;seni seviyorum&#8221; demeniz ya da korktuğunda, gece yanınıza gelebileceğini söyleyip geldiğinde kızmanız onu çelişkiye düşürebilir. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır. Kızarken, kızgın olmadığınızı söylememelisiniz. Çocuğa model olunmalı, ona söylediğinizi siz de yapmalısınız. Fikir birlikteliklerinizi ifade etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız. İstekleriniz ve kurallarınız açık olmalı, ne hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü söylemelisiniz. Sözlerinizle vücut dilinizin birbirine uymasına dikkat etmelisiniz.</p>
<p>19<br />
Duygularınızı Çocukla Paylaşmak<br />
Ebeveynler, çocuklarıyla incinebilecekleri duygularını bile paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır. Çocuklar, anne ve babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları, nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey olduğunu hikaye şekline getirdiklerinde anne ve babalarını daha yakından tanıyacaklardır. Aile hikayelerini çocuklarla paylaşma, kendi kökleriyle gurur duymalarını sağlayacaktır.</p>
<p>20<br />
Her Çocuğun Tek Olduğu Üzerine Odaklanmak<br />
Çocuklar hakkında özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara söylemelidir. Böyle yaparak duyarlı, şiirsel olan çocuğa yaratıcı olma ve kendini dile getirme fırsatı; oldukça uzun boylu bir kız çocuğuna yeni spor dallarının kapısını açma, kariyer ve moda fırsatı verilebilir.<br />
Çocuklarda kendine saygıyı geliştirme, üstesinden gelinemeyecek bir iş değildir. İki önemli parçası olduğu- sevgiyi ve yeteneğini hissettirme &#8211; akıldan çıkarılmamalıdır. Ve tabii ki, her iki duyguyu besleyecek şekilde davranılmalı ve konuşulmaya çalışılmalıdır. Ebeveynlerin mükemmel olamadıkları ve en iyisini yapamadıkları zamanlar vardır. Fakat en önemlisinin, bir çocuğun sevgiyi düzenli aralıklarla alması olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Kaynak<br />
KAHN, Ellie (1990) 20 Ways To Make Your Kid Feel Great. Parents.Vol: 65, No:6, 94-98, 194-195.<br />
Çeviren ve Düzenleyen:<br />
Yrd.Doç.Dr. Çağlayan DİNÇER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/cocuklarda-oz-saygiyi-gelistirecek-20-yol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne yapardınız? Kararı siz verin</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 20:37:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra Baba devam etti. &#8220;Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zekâ engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra Baba devam etti. &#8220;Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zekâ engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.&#8221; </p>
<p>Ve sonra aşağıdaki hikâyeyi anlatmaya başladı:</p>
<p>Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler. Shay sordu, &#8220;Acaba oynamama izin verirler mi?&#8221;</p>
<p>Shay&#8217;in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.<br />
<span id="more-177"></span><br />
Shay&#8217;in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla bir şey beklemeyerek) Shay&#8217;in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk söyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra &#8220;Su anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım&#8221; dedi. </p>
<p>Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takim t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay&#8217;in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babası ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. </p>
<p>Dokuzuncu turun sonunda Shay&#8217;in takimi yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve vurma sırası Shay&#8217;e gelmişti.</p>
<p>Bu noktada Shay&#8217;in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay&#8217;e sopayı verdiler. </p>
<p>Herkes, isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyordu, çünkü bırakın vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.</p>
<p>Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay&#8217;e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay&#8217;e doğru fırlattı. Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay&#8217;e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe dokunarak yere atıcıya doğru vurdu. </p>
<p>Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına kolaylıkla atabilecek ve Shay&#8217;i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.</p>
<p>Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.<br />
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, &#8220;Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!&#8221;<br />
Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaşkınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.</p>
<p>Herkes bağırmaya devam etti,<br />
&#8220;İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş&#8221; Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği<br />
sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı…<br />
Takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı. </p>
<p>Herkes bağırıyordu, &#8220;Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay&#8221;</p>
<p>Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, &#8220;Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!&#8221;</p>
<p>Shay üçüncüye gelirken diğer takımdaki çocuklar ve seyirciler ayağa kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, &#8220;Shay, hepsini koş! Hepsini koş!&#8221; Shay hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı. </p>
<p>&#8220;O gün&#8221;, dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek, &#8220;iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar&#8221;.</p>
<p>Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/ne-yapardiniz-karari-siz-verin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternetten ücretsiz psikolojik yardım&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/internetten-ucretsiz-psikolojik-yardim/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/internetten-ucretsiz-psikolojik-yardim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 08:01:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar-İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[siteler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[İnsan davranışlarını ve zihinsel süreçlerini inceleyen bilim dalına psikoloji denir. Kelime anlamı ise ruh bilimidir. Psikoloji insanın kendini fark edip hissettiği her şeyle ilgilidir. İnsan hayat evrelerinde, doğar, büyür, öğrenir, iş sahibi olur, evlenir, boşanır. Kısaca hayatta pek çok acı tatlı tecrübeler edinir. Bazen bu olaylar karşısında her insanda olabileceği gibi çıkmaza düşebilir. Psikolojide bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/internetten-ucretsiz-psikolojik-yardim/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://img225.imageshack.us/img225/6382/pskljite2.gif" alt="" />İnsan davranışlarını ve zihinsel süreçlerini inceleyen bilim dalına <strong>psikoloji</strong> denir. Kelime anlamı ise ruh bilimidir. Psikoloji insanın kendini fark edip hissettiği her şeyle ilgilidir.</p>
<p>İnsan hayat evrelerinde, doğar, büyür, öğrenir, iş sahibi olur, evlenir, boşanır. Kısaca hayatta pek çok acı tatlı tecrübeler edinir. Bazen bu olaylar karşısında her insanda olabileceği gibi çıkmaza düşebilir. Psikolojide bu evrelerden geçerken neler oluyor, bu olaylar insanın ruhsal dünyasını, davranışlarını nasıl etkiliyor, bu süreçlerde insanı rahatsız eden problemler olursa bunlar nereden kaynaklanıyor, nasıl çözülür, bunları araştırır.</p>
<p>Ama nedense genelde bizler psikolojik yardım almayı tercih etmeyiz. Konunun uzmanlarına danışmaktan çekinirken arkadaşlarımıza, komşularımıza danışmakta bir sakınca görmeyiz. Bazen de maddi nedenlerden dolayı psikologlar tercihimiz olmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/internetten-ucretsiz-psikolojik-yardim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>111</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk psikolojisi / Seni seviyorum</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-psikolojisi-seni-seviyorum/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-psikolojisi-seni-seviyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2011 21:44:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[‘Seni seviyorum’ demek yetmez sevgiyi göstermek gerekir. Kendine güvenen, kendini ifade edebilen, sosyal ilişkiler kurabilen bir çocuğunuz olmasını istiyorsanız onu sevdiğinizi davranışlarınızla da göstermelisiniz. Sevgiyle büyüyen çocuklar sorunlarını daha kolay yenmekte, sevgisiz büyüyen çocuklar ise daha saldırgan olabilmektedir. Çocuklarını sevmeyen anne baba yoktur. Peki o halde bazı çocuklar neden anne babalarının kendilerini sevmediğini düşünürler? Neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-psikolojisi-seni-seviyorum/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>‘Seni seviyorum’ demek yetmez sevgiyi göstermek gerekir.</p>
<p>Kendine güvenen, kendini ifade edebilen, sosyal ilişkiler kurabilen bir çocuğunuz olmasını istiyorsanız onu sevdiğinizi davranışlarınızla da göstermelisiniz. Sevgiyle büyüyen çocuklar sorunlarını daha kolay yenmekte, sevgisiz büyüyen çocuklar ise daha saldırgan olabilmektedir.<br />
Çocuklarını sevmeyen anne baba yoktur. Peki o halde bazı çocuklar neden anne babalarının kendilerini sevmediğini düşünürler? Neden sevgisiz büyür çocuklar ve sevgiyi bilmeyen yetişkinler olurlar? Her anne baba çocuklarını sever de, kimisi sevdiğini çocuğuna hissettiremez; onun anladığı dil ile sevgisini ifade edemez.</p>
<p>Çocuğa kendi dünyasından bakar ve küçücük yaşında kendisi için yaptığı fedakarlıklarla sevgisini anlamasını ister. Yemez yedirir, giymez giydirir, imkansızlıklara rağmen iyi okullara gönderir. Tüm notlarının en iyi olmasını ister haklı olarak, çünkü çocuğunun çalışmasını ve iyi yetişmesini ister.<br />
<span id="more-137"></span><br />
Eğitim uzmanı Osman Kurtkan Kapıcıoğlu çocukların sevildiklerini anlamaları için, sevgiyi dil ile ifade etmenin yetmeyeceğini, sevgiyi hareketlerle de göstermek, çocukla gerçekten ilgilenmek ve ona vakit ayırmak, kaliteli zaman geçirmek gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Akşam işten yorgun argın geldiniz. Televizyon seyrediyor veya gazete okuyorsunuz. Küçük kızınız o gün yaptığı bir resmi göstermek için geldiğinde göz ucuyla bakıp ‘güzel olmuş’ diye geçiştirirseniz, kızınız önemsenmediğini düşünür. Kızınızla, ‘babam beni önemsedi, beni seviyor’ kanaatine varacağı az da olsa kaliteli bir zaman geçirmeniz gerekiyor. Sevilmediğini düşünen çocuklarda asabilik ve inatçılık eğilimleri başlar.</p>
<p>Çocuğunuzun size sonsuz bir güven duyması ve her zaman sevildiğini düşünmesi için sevginizin koşulsuz olması gerekiyor. Şartlı sevgi ifadesi çocukta, istenileni yapmadığı zaman sevilmeyeceği duygusunu oluşturuyor.<br />
Oğlunuz dersinden ‘beş’ aldığı zaman ‘Aferin oğlum, ne kadar akıllısın, seni çok seviyorum.’ dediniz ama ‘üç’ aldığında ‘Neden dersine çalışmıyorsun?’ diyerek azarladınız. Kendisine duyulan sevgiyi yapılan hareketlerle anlayabilen çocuk, bu iki farklı ifadeye bakarak sevgiyi artan ve azalan bir şey sanır.</p>
<p>Nasıl konuşmalı?<br />
Sevgiyi gösterme biçimleri çok önemli. Çocuğunuza kendisini koşulsuz sevdiğinizi ifade etmek için ‘Ben seni her zaman çok seviyorum, ama bu davranışını onaylamıyorum’ diye konuşun. Bu şekilde, hem ‘ben’ dilini kullanıyor, çocuğunuzu suçlamak yerine kendi duygularınızı yansıtmış oluyorsunuz, hem de güven duygusu veriyorsunuz.</p>
<p>‘Ders çalışmadığından dolayı, ablana vurduğun için, eşyaları dağıttığın için.. ben çok rahatsızım ve üzülüyorum ifadesi ‘Sen ne yaramaz, kötü bir çocuksun’ sözlerinden daha sıcak mesajlar veriyor.<br />
Çocuğunuza üzüntülerinizi, sıkıntılarınızı anlatın. Onu her şeye rağmen sevdiğinizi her zaman vurgulayın. Derslerine pek çalışmayan ve düşük notlar alan çocuğunuzla ‘Oğlum (kızım), biliyorum ki sen elinden geleni yapabilirsin. Beş alman gerektiğini söylemiyorum, ama elinden geleni yapmadığını düşünüyorum. Sen çalıştığın zaman başarılı olacaksın.’ diyerek konuşursanız, hem onu destekleyerek güven vermiş olursunuz hem de beklentinizi ifade edersiniz. Bu konuşmadan çocuğunuz ‘Ben sevilmiyorum, iyi ki bir üç aldım’ sonucunu çıkarmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-psikolojisi-seni-seviyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayal ufkunuzu genişletin&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/hayal-ufkunuzu-genisletin/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/hayal-ufkunuzu-genisletin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 12:58:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hayal gücü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Hayal, dünyanın gelişiminde, medeniyetin ilerlemesinde borçlu olduğumuz bir eylemdir. Gözle görülen her şey önceden hayal idi. En büyük buluşlar hayalcilerin aklından çıkmış. Bu kadar önemli olan hayal gücümüzü geliştirmek için neler yapabiliriz&#8230; 1. Sıra dışı düşünün: Her şeyi farklı tarafından görmeye çalışın. 2. Odaklanın: Neyi çözmek veya neyi görmek istiyorsanız ona odaklanın. 3. Gözlem yeteneğinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/hayal-ufkunuzu-genisletin/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><code><img class="alignleft" src="http://img293.imageshack.us/img293/9284/man1tj0.jpg" alt="" width="266" height="199" /></code>Hayal, dünyanın gelişiminde, medeniyetin ilerlemesinde borçlu olduğumuz bir eylemdir. Gözle görülen her şey önceden hayal idi. En büyük buluşlar hayalcilerin aklından çıkmış. Bu kadar önemli olan hayal gücümüzü geliştirmek için neler yapabiliriz&#8230;</p>
<p>1. Sıra dışı düşünün: Her şeyi farklı tarafından görmeye çalışın.<br />
2. Odaklanın: Neyi çözmek veya neyi görmek istiyorsanız ona odaklanın.<br />
3. Gözlem yeteneğinizi geliştirin.<br />
4. Bakış açınızı genişletin: Sınırlarınızı zorlayın, bir olaya pek çok değişik açıdan bakın.<br />
<span id="more-123"></span><br />
5. Roman, bilim-kurgu okuyun: Usta romancıların, bilim-kurgu romancılarının eserlerini okuyun.<br />
6. Bilerek seyahat edin: Görselliğinizin gücünü keşfedin, hafızanızı yeni algılarla donatın.<br />
7. Beyin fırtınası yapın: Fark oluşturmak ve yenilik yapmak için belirli aralıklarla toplanın.<br />
8. Tersinden düşünmeye başlayın: her şeyi sıra ve silsile halinde değil, bazen de tersten düşünüp, yorumlayın. Farklı sonuçlara ulaşacaksınız.<br />
9. Espri, mizah yeteneğinizi geliştirin: Kaliteli mizah yazıları okuyun ve espri yapmaya çalışın.<br />
10. Doğa ile birlikte olun: Doğa insana zindelik verir, beyni olumlu etkiler.<br />
Hayallerinize ulaşmaya çalışırken karşınıza 6 değişik kişilik tipi çıkar;<br />
a- Destek olanlar : Bir hayal oluştuğu andan itibaren yeni doğmuş çocuk gibi özen ister. Aile en yakın destekçinizdir.<br />
b- Engelleyenler: Bazen isteyerek, bazen istemeyerek hayallerinizin önüne engel koyanlar olabilir. Engelleyenler sizin daha hırslı olmanıza veya vazgeçmenize neden olurlar.<br />
c- Önünüzü açanlar: Karları greyderle temizleyen kişiler gibi onlar da sizin önünüzü açarlar. Sizin hayalinizi kendi hayalleri gibi desteklerler.<br />
d- Sizinle birlikte heyecanı yaşayanlar: Aynı hayali yaşayan kişiler size el verebilir. Sizin gibi sevinir, mutlu olurlar. En zor anlarda bile mutlu olan, moralini bozmayan kişiler hayallerine daha çabuk ulaşır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/hayal-ufkunuzu-genisletin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgi dilleri&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/sevgi-dilleri/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/sevgi-dilleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 13:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1538</guid>
		<description><![CDATA[Eşinizin sevgi dilini keşfedin Her insan sevildiğini hissetmek ister. Hele kadınlar bunu daha çok talep eder. Eşlerin birbirine göstereceği ilgi, alınabilecek değerli hediyelerden daha kıymetlidir. İnsan, tabiatının gereği başkaları tarafından sevilmeye son derece ihtiyaç duyar. Bu yüzden insana verilecek en zalim cezanın yalnız başına hapsedilmek olduğu düşünülmüştür. Psikologlar, sevildiğini hissetmenin, insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/sevgi-dilleri/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><strong>Eşinizin sevgi dilini keşfedin</strong></p>
<p>Her insan sevildiğini hissetmek ister. Hele kadınlar bunu daha çok talep eder. Eşlerin birbirine göstereceği ilgi, alınabilecek değerli hediyelerden daha kıymetlidir.<br />
İnsan, tabiatının gereği başkaları tarafından sevilmeye son derece ihtiyaç duyar. Bu yüzden insana verilecek en zalim cezanın yalnız başına hapsedilmek olduğu düşünülmüştür.</p>
<p>Psikologlar, sevildiğini hissetmenin, insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı olduğu sonucuna varmışlardır. Beş temel sevgi dili vardır. Çoğu zaman sevgimizi ifade ederiz ama, mesaj yerine ulaşmayabilir. Karşı taraf hâlâ sevilmediğinden şikâyet ediyorsa aynı sevgi dilinden konuşmuyoruz demektir. Tıpkı iki farklı dili konuşan yabancı insanlar gibi. O halde sevgi dillerine bir yolculuk yapıp onları keşfetmeye ne dersiniz? Acaba eşinizin ve çocuğunuzun sevgi deposu hangi dille doluyor? Beş sevgi vardır ki onlar şunlardır; onay sözleri, nitelikli beraberlik, hediye almak, hizmet davranışları, fiziksel temas.<br />
<span id="more-1538"></span><br />
* Eşimden en çok neyi isterim? Eşinizin yaptığı ya da ihmal ettiği neler sizi daha derinden etkiler?<br />
* Eşinizden en çok neyi rica edersiniz? (En çok istediğiniz şey, muhtemelen sevildiğinizi en çok hissetmenizi sağlayacak şeydir.)<br />
* Eşinize sevginizi düzenli olarak ne şekilde ifade edersiniz? (Sevgiyi ifade etme yönteminiz, aynı zamanda sevildiğinizi hissetmenizi sağlayacak şeyin bir işaretidir.)</p>
<p>Burada unutulmaması gereken en önemli nokta, her insanın farklı sevgi dili olacağıdır. Eşimiz veya çocuğumuz için 1. sevgi dili nitelikli beraberlikken arkadaşımız için de 1. sevgi dili onay sözleri olabilir. Erkek için 1. sevgi dili hizmet davranışları iken kadın için hediye alma 1. sevgi dili olabilir. Eğer sevginizi karşınızdakinin anlamadığı bir dilde ifade ediyorsanız, o sizin sevgi gösterdiğinizi anlayamıyor demektir.</p>
<p>Belki eşiniz veya çocuğunuz cesaret verici sözler duymak istiyor ama siz bir akşam yemeğinin onu neşelendireceğini düşünüyorsunuz. Veya herkesten ve her şeyden uzakta sizinle beraber olmayı arzuluyor; verdiğiniz bir çiçek ona hiçbir şey ifade etmiyor, değer verdiğinizi anlatmıyor. Yani bütün problem iki ayrı dilin konuşulmasından kaynaklanıyor. Çözüm ise muhatabın anladığı birinci sevgi dilini keşfedip, konuşmayı öğrenmek. Biraz gayret gerektiriyor.</p>
<p><strong>Şikâyetler, sevgiye ihtiyacımızı anlatır</strong></p>
<p>* Erkek: Çocuk olduğundan beri benimle hiç ilgilenmiyor, 24 saatini ona ayırıyor.<br />
* Erkek: Eve gitmek istemiyorum hep dırdır hep dırdır. Dinlemeye niyetim yok.<br />
* Kadın: Eve gelmesini istemiyorum, onsuz daha huzurluyum.<br />
* Eşler: Aşkımız bitti, ilişkimiz öldü.<br />
* Eşler: Eskiden yakınlık hissediyorduk, ama şimdi değil.<br />
* Çocuk: Ailem başarılarımı onaylamıyor, en ufak başarısızlığımı ise acımasızca eleştiriyorlar.<br />
* Çocuk: Babamın varsa yoksa işi.<br />
* Çocuk: Babam arabasını bile benden daha çok seviyor gibi&#8230;</p>
<p>Eşler birbirinden, ilgi ve sevginin ifade edilmesini bekliyor</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>1. Sevgi dili &#8220;onay sözleri&#8221; ise ne yapmalı?</strong></span></p>
<p>Kişiye olan sevginin ve hislerin sözel olarak ifade edilmesidir. Bu sevgi diline sahip kişiler sevildiklerini bilseler de bunu duymak isterler ve genellikle sevgilerini bu şekilde ifade ederler.</p>
<p>* Ondaki farklılığı görün ve söyleyin: (Saçların mükemmel olmuş./Bu elbiseyle çok hoş görünüyorsun.)<br />
* Güzel yaptığı şeyleri takdir ve teşvik edin. (Ne kadar da çok çalışıyorsun./Kardeşinle ne kadar da güzel ilgileniyorsun.)<br />
* Başkasının yanında ya da yalnızken onu övün.<br />
* Sevecen bir tavır ve ses tonuyla konuşun.<br />
* Ona sözlerinizle cesaret verin.<br />
* Sevginizi iletecek güzel sözler söyleyin.<br />
* Kesinlikle olumsuz sözler söylemeyin, sürekli eleştirmekten vazgeçin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>2. Sevgi dili &#8220;nitelikli beraberlik&#8221; ise ne yapmalı?</strong></span></p>
<p>&#8220;Eşim çok çalışıyor fakat benimle zaman geçirmiyor. Babam bizim her ihtiyacımızı karşılar ama benimle sorunlarım hakkında konuştuğunu hiç hatırlamam.&#8221; feryatlarını duyuyorsanız, nitelikli beraberlikten söz etmenin tam zamanı. Peki ama sıkça sözü edilen bu nitelikli beraberlik ne anlama geliyor?</p>
<p>Kişiyle olan beraberliğin nitelikli, yani sadece o kişiye has olarak değerlendirilmesidir. Bu birliktelikte amaç sadece aynı ortamı paylaşmak değil, kişiyi etkili dinlemek, sadece ona odaklanmak ve kişiyle beraberken farklı bir işle meşgul olmamak esas olmalıdır.</p>
<p>* Yılda en az bir kere ailenizle tatile çıkın.<br />
* Eve gelince gününüzü anlatın, onun gününün nasıl geçtiğini sorun ve bütün dikkatinizi vererek dinleyin. (Televizyon izlemeden ve gazete okumadan)<br />
* Beraber yürüyüşe çıkın.<br />
* Yemeğe gidip birbirinize bakarak konuşun.<br />
* Yapmaktan hoşlandığı bir şeyi birlikte içtenlikle yapın.<br />
* Eşinizle konuşurken göz temasını sürdürün, başka bir şeyle uğraşmayın, sözünü kesmeyin ve beden dilini gözlemlemeyi unutmayın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>3. Sevgi dili &#8220;hediye alma&#8221; ise ne yapmalı?</strong></span></p>
<p>Hediyeler sevginin görsel sembolleridir. Geçmişte aldığınız armağanlarınızı eleştirdi veya verdiğiniz hiçbir şey kabul görmediyse armağan alma birincil sevgi dili değildir.</p>
<p>* Önemli günleri asla ihmal etmeyin.<br />
* Eve gelirken bir çiçekle veya çocuklarınızın sevdiği şeylerle gelin.<br />
* Hediyenin pahalı olması veya her hafta verilmesi gerekmez.<br />
* Hediye, bireyin diğer kişinin karşısında değerli olduğu izlenimini verdiği için önemlidir. Muhatabınızı tanıdıktan sonra hediyelerin çeşitliliği artacaktır.<br />
* Sıkıntılı zamanlarında mutlaka yanlarında olun. (Arkadaşlarıyla tartışma-sınavlar vs.)<br />
* Kendini armağan etme.<br />
* Kimi zaman fiziksel varlığınız ona verebileceğiniz en değerli armağandır. (&#8220;Kocam Ahmet futbolu benden daha çok seviyor.&#8221; &#8220;Bilgisayarı benden daha değerli.&#8221; diye düşünmesin.)</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>4. Sevgi dili &#8220;hizmet davranışları&#8221; ise ne yapmalı?</strong></span></p>
<p>Hizmet davranışları kişiye yardım ederek onu memnun etmeyi içerir. (Dünyanın en iyi ev kadınıdır. Mükemmel bir aşçıdır. Çocuklarımla mükemmel ilgilenir.)</p>
<p>* Araştırma ödevleri konusunda yardım edin.<br />
* Ders çalışırken meyve suyu ikram edin.<br />
* Ev işlerinde ona yardımcı olun. (O iş yaparken oturup TV izlemeyin.)<br />
* Bulaşıkları makineye koymasına yardım edin, çöpleri dökün.<br />
* Masayı hazırlamasına yardım edin.<br />
* Onun için özel yemekler pişirin.<br />
* Her tarafı temiz tutun.<br />
* O geldiğinde çayını hazırlayın, servis yapın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>5. Sevgi dili &#8220;fiziksel temas&#8221; ise ne yapmalı?</strong></span></p>
<p>* Fiziksel temas bir kişinin yakınlarına olan sevgisini ya da nefretini belirtme yoludur. (Şefkatle sarılma ya da yüze vurulan bir tokat)<br />
* Fiziksel temas kurun. (Sarılma, başını okşama)<br />
* Üzüntülü anında ve ağlarken ona sarılarak destek olun.<br />
* Ellerini tutun.<br />
* Yanınızdan geçerken ona dokunun.<br />
* Yürürken elinizi çocuğunuzun omzuna atın.<br />
* Çocuk gelişim alanlarında çok sayıda araştırma şu sonucu vermiştir. Kucaklanan ve öpülen çocuklar uzun zaman süreçlerinde fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklara nazaran daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştiriyorlar.</p>
<p>Fatma Şam /  Psikolojik Danışman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/sevgi-dilleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuşak çatışması</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/genclik-sorunlari-kusak-catismasi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/genclik-sorunlari-kusak-catismasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 19:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Gençlik döneminde duygular yoğundur ve sürekli dalgalanma gösterirler. Genç sevinçle üzüntü, sevgi ile nefret arasında gidip gelir. Ruhsal tepkilerinde aşırılık, davranışlarındaki çelişki bu döneme özgü bir bocalamanın belirtisidir. Genç bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çabalarken öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilir. İç dünyası ile dış dünya arasında dengeler kurmaya çalışır. Genç kendine özgü yaşamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/genclik-sorunlari-kusak-catismasi/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Gençlik döneminde duygular yoğundur ve sürekli dalgalanma gösterirler. Genç sevinçle üzüntü, sevgi ile nefret arasında gidip gelir. Ruhsal tepkilerinde aşırılık, davranışlarındaki çelişki bu döneme özgü bir bocalamanın belirtisidir. Genç bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çabalarken öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilir. İç dünyası ile dış dünya arasında dengeler kurmaya çalışır. Genç kendine özgü yaşamak istemekte, bağımsızlığını kazanmaya çabalamaktadır. Gencin aradığı yeni bir kimliktir. Ben neyim? Kimim? Nasıl bir insan olmalıyım sorularına yanıt arar. Bir kişi ve bir birey olarak ana babasından değişik özellikleri olduğunun bilincine varır. Kendisine ve çevresine eleştirici bir gözle bakar. O güne dek yanılmaz ve kusursuz tanıdığı ana babasını yeni bir değerlendirmeden geçirir. Onlarda hiç görmediği eksikler, beğenmediği yanlar bulur. Öğütleri saçma, koydukları kuralları sıkı, yasakları anlamsızdır. Ne eğlenmesini bilirler, ne de giyinmesini, kısacası yaşamasını bilmezler.<span id="more-53"></span></p>
<p>Kuşak çatışması genel anlamda üzülecek değil sevinilecek bir olgudur. Gençlerin atılganlıkları, coşkuları, hatta hayalcilikleri gelişmelerin, yeniliklerin kaynağıdır. Gençler toplumsal yaşamda, sanatta ve yarında yeniliğin, değişikliğin ardında koşmasalardı ilerleme olmazdı. Bu nedenle gençlerin yetişkinlerle karşıtlığını ortadan kaldırmak yararlı bir sonuç sağlamaz. Önemli olan bu çatışmayı toplumun faydasına kullanabilmektir.</p>
<p>Gençlerle yetişkinler, aralarında yaşadıkları kuşak çatışmasını kontrol edemediklerinde veya çok büyük sorunlar yaşadıklarında bir uzmana başvurmaları önerilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/genclik-sorunlari-kusak-catismasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek Çocuk mu, Yoksa Kardeş mi?</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/tek-cocuk-mu-yoksa-kardes-mi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/tek-cocuk-mu-yoksa-kardes-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 21:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=6287</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk sahibi olmadan önce pek çok çiftin kararsız kaldıkları konulardan biri, kaç çocuk sahibi olmak istedikleri. Günümüzün ekonomik şartları ancak bir çocuğun bakımına ve eğitimine imkan verirken, çoğu çift çocuğunun kardeşsiz, tek çocuk olarak büyümemesinden yana. Bunun en önemli nedeni ebeveynlerin kardeşsiz büyüyen çocuğun sağlıklı bir gelişime sahip olamayacağını düşünmeleri. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Uzman Klinik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/tek-cocuk-mu-yoksa-kardes-mi/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Çocuk sahibi olmadan önce pek çok çiftin kararsız kaldıkları konulardan biri, kaç çocuk sahibi olmak istedikleri.</p>
<p>Günümüzün ekonomik şartları ancak bir çocuğun bakımına ve eğitimine imkan verirken, çoğu çift çocuğunun kardeşsiz, tek çocuk olarak büyümemesinden yana. Bunun en önemli nedeni ebeveynlerin kardeşsiz büyüyen çocuğun sağlıklı bir gelişime sahip olamayacağını düşünmeleri. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Merve Büyükkucak tek çocuk ve kardeşle büyüyen çocukların gelişimlerini anlatıyor.<br />
Günümüze değin gelmiş Yaygın inanış bir çocuğun sağlıklı gelişimi için muhakkak bir kardeşe sahip olması gerektiği yönündeyken, son yıllarda yapılan araştırmalar tek çocuklarla ilgili bu inanışın aslında pek de gerçeği yansıtmadığını göstermektedir. Bundan yıllar önce neredeyse bir hastalık olarak görülmekte olan &#8216;tek kardeş&#8217; olma hali gerek günümüzün ekonomik koşulları gerekse kadınların eskiye oranla daha geç yaşta çocuk sahibi olmaları sebebiyle artık daha Yaygın bir durum halini almıştır.<br />
<span id="more-6287"></span><br />
Kardeşsiz büyümek avantaja dönüşebilir!<br />
Yakın zamana dek tek çocukların kardeşlerin sağlayacağı çeşitli öğrenme olanaklarından mahrum kalacakları, şımarık, bencil, yalnız ve uyumsuz çocuklar olacakları düşüncesiyle dezavantajlı durumda olduklarına inanılmaktaydı. Halen ailelerin, çocuklarının böyle özelliklere sahip tek çocuklar olarak büyümelerine engel olmak için ikinci çocuklarını dünyaya getirmeye karar verdiklerine sıkça rastlamaktayız. Ancak iddia edilenin aksine konuyla ilgili son 25 yılda yapılan ampirik çalışmalar, tek çocuklar ile ilgili olumsuz önyargıları şiddetle reddetmekte. Tek çocuklar ile kardeşi olan çocuklar arasında bulunabilen yegâne farkların ise düşünülenin aksine tek çocukların avantajına olduğunu göstermektedir. Buna göre, tek çocukların gelişimsel anlamda kardeşi olanlardan daha geride olmadıkları, hatta başarı motivasyonları ve zekâ gelişimleri açısından kardeşi olan çocuklara oranla Görece daha avantajlı durumda oldukları görülmektedir. Bunun yanı sıra, yine Yaygın inanışın aksine tek çocuklar genel uyum ve sosyal beceri anlamında kardeşi olan yaşıtlarına oranla bir farklılık göstermemektedirler. </p>
<p>Tek çocukların sosyalleşme problemi olmaz!<br />
Ailelerin genellikle kardeşi olmadan büyüyen çocuklarının sosyalleşmeleri ile ilgili endişe yaşadıklarını görüyoruz. Ancak araştırmalar ilkokul çağındaki tek çocukların kardeşi olan yaşıtlarıyla yakın arkadaş sayısı ya da arkadaşlık kalitesi anlamında bir farklılık göstermediklerini gösteriyor. Sosyalleşme ya da Oyun aktiviteleri açısından da okul öncesi dönemdeki tek çocuklar ile kardeşi olan çocuklar arasında bir fark görülmüyor. Daha da önemlisi sosyal beceriler açısından bu benzerlik yetişkinlikte de devam ediyor. </p>
<p>Ancak her ne kadar kardeşlerle rekabet etmeme ya da çatışma yaşamama durumları bu çocuklar için bir lüks gibi görünse de, tek çocukların yaşıtları ile çatışma çözme ve çatışma yönetme becerileri bakımından yoksun kalabilme olasılıkları aileleri düşündürtebilir. Bu noktada tek çocukların kendi yaş grubundan çocuklarla sıkça bir araya getirilmeleri onlara bu deneyimi kazandırma açısından yararlı olacaktır. </p>
<p>Araştırmalar sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisinin tek çocukların gelişimlerine olumlu katkıda bulunan en önemli faktör olduğuna işaret etmekte! </p>
<p>Tek çocukların sosyal beceriler, karakter ve uyum açısından iki çocuklu küçük ailelerin çocuklarına benzer özellikler gösterdikleri, çok kardeşli daha geniş ailelere oranla bu iki grubun daha avantajlı olduğu görülmektedir. Bu durum, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki kalitenin önemine vurgu yapmakla birlikte, çok çocuklu ailelerden farklı olarak küçük ailelerdeki çocukların ebeveynleri ile daha fazla birebir ve kaliteli zaman geçirme olanaklarının olması ile ilişkilendirilebilir. Nitekim ebeveynlerle geçirilen birebir ve kaliteli zamanın çocuğun entelektüel kapasitesinin gelişmesine ve daha olgun davranış kalıpları edinmesine yardımcı olacağı bir gerçektir. </p>
<p>Elbette ki bu sonuçlar kardeş ilişkilerinin çocuk gelişimi üzerine olumlu sonuçları olduğu gerçeğini yadsımamaktadır. Ancak görülen o ki kardeşlerin yokluğu başkalarıyla, özellikle de ebeveynlerle kurulan sağlıklı ve kaliteli ilişkilerle telafi edilebilmektedir. Günümüzde aileler giderek küçülse de ebeveynler kardeşsiz büyüyen çocuklarının sosyal ve entelektüel gelişimi açısından endişe etmemeli, çocuklarının sayısından çok onlarla birebir kuracakları özel ve kaliteli bağlara önem vermelidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/tek-cocuk-mu-yoksa-kardes-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve okul</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-ve-okul/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-ve-okul/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2011 02:04:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUK VE OKUL Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Okul kişiye yaşamında gerekli olacak değerleri ve bilgileri kazandırırken topluma uyum sağlaması için gerekli sosyalleşme becerilerini de kazandırmaktadır. Okul döneminde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış ve farklı tavırlar geliştirme ihtiyacındadır. Bu dönemde aile ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması açısından oldukça önem taşımaktadır. Okul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-ve-okul/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>ÇOCUK VE OKUL</p>
<p>Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Okul kişiye yaşamında gerekli olacak değerleri ve bilgileri kazandırırken topluma uyum sağlaması için gerekli sosyalleşme becerilerini de kazandırmaktadır.</p>
<p>Okul döneminde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış ve farklı tavırlar geliştirme ihtiyacındadır. Bu dönemde aile ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması açısından oldukça önem taşımaktadır.</p>
<p>Okul başarısızlığının nedenleri :</p>
<p>Kişisel özellikler</p>
<p>Aileden kaynaklanan sebepler</p>
<p>Okuldan kaynaklanan sebepler olarak ele alınmaktadır.<span id="more-267"></span></p>
<p>KİŞİSEL ÖZELLİKLER:</p>
<p>Çocuğun IQ seviyesinin yaşıtlarına oranla düşük olması, öğrenme güçlüğü, depresyon, davranım bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun mevcut olması, bedensel bir engelinin veya rahatsızlığının bulunması, görme-işitme kayıpları önem taşımaktadır.</p>
<p>AİLEDEN KAYNAKLANAN SEBEPLER:</p>
<p>Aile içi ilişkilerin kaliteli olması, çocukla kurulan iletişim dilinin doğru olması, çocuğun gelişim dönemlerinde zengin uyaran verilmesi, öğrenme ile ilgili çevresel faktörlerin zengin ve doğru verilmesi, anne-babanın sağlıklı model olması kültürel seviyenin iyi olması, ders çalışma ortamının sağlanması, başarıyı olumlu etkileyen faktörlerdir.Ailelerin diğer çocuklarla kendi çocuklarını kıyaslamaları, başarısızlığı sonucu yargılamaları, eleştirmeleri yerine çözüm yolları aramaları en doğru yaklaşımdır.</p>
<p>ÇOCUĞUN BAŞARISINDA AİLENİN ROLÜ</p>
<p>Bir aile çocuğun hayat ve okul başarısından memnun olamıyorsa ilk önce kendini sorgulamalıdır. Aslında çocuk her haliyle &#8220;Ben sizin ürününüzüm&#8221; demektedir. Aileler çocuğu yetiştirirken farkında olmadan bazı eğitim hataları yaparlar ve sonra sorunun çocuktan kaynaklandığını düşünürler.</p>
<p>Sürekli eleştiriye, hakarete uğrayan çocuk ister istemez önemsenmeme, kendisini değerli hissetmeme duygusuna kapılır. Bu insana acı veren bir duygudur ve özgüven eksikliğine sebep olur. Bu duyguyu yaşayan kişi depresif olur, hayattan zevk alamaz, dolayısıyla başarılı da olamaz. Böyle bir muamele gören çocuk zeki olduğu halde girişimci olamaz, tuttuğunu koparamaz, fikrini söyleyemez. Kendini beceriksiz, değersiz gördüğü için riske girmekten korkar ve kaçar.</p>
<p>Ayrıca mesleki başarıda da okul başarısında da sadece yetenekler yeterli olmamaktadır. Başarının formülü; yetenek + çevre = başarıdır. Çevrenin başarı üzerindeki etkisini göz ardı etmemek gerekir. Uygun bir çevre olmadığı takdirde çocuğun yetenekleri gelişemez. Başarılı çocukların anne babalarına &#8220;Bu çocuğa ne yedirdiniz, ne içirdiniz?&#8221; diye sorarlar. Oysa yedirmek, içirmek değil; çocuğu yüreklendirmek, cesaretlendirmek evde rahat bir ortam sağlamak, kendisini güvende ve değerli hissettirmek başarıyı arttırır. Çocuk ancak temel güven duygusu olduktan sonra kendisini çalışmaya verebilir. Kendini çalışmaya vermiyorsa bu, kendini rahat ve güvende hissedemiyor anlamına gelir.</p>
<p>Özgüven yıkıcı bir eğitim hatası olarak yüksek motivasyon konusunu birkaç kez vurgulamıştık. Yüksek motivasyonu olan anne babalar çocuklardan hep daha başarılı olmalarını isterler. Bu durumda çocuk sürekli kendisini kanıtlama çabasına girer. Anne babanın onayını almak için sürekli bir şeyler yapar, kendisini kanıtlamak için olduğundan daha büyük, daha iyi, daha başarılı görünmeye çalışır, kendi isteklerini göz ardı edip ailenin istediği mesleği seçebilir. Bu durumda çocuk başarılı olmaya değil de anne babasını tatmin etmeye odaklanmıştır. Yüksek motivasyonu olan anne babalar farkında olmadan çocuklarına zarar verirler, bu nedenle ailenin motivasyonu gerçekçi olmalı, çocuktan yapabileceği kadarı beklenmelidir.</p>
<p>Anne babalar elbette çocuklarını çok iyi yerlerde görmek isterler ancak hedefler koyulurken çocuğun kişisel imkanlarını da göz ardı etmemek gerekir. Ebeveynler çocuğa kendi düşüncelerini söylemeli ancak bu emir değil, fikir verme tarzında olmalı, &#8220;Sen de gördüğüm özellikler bunlar&#8221; deyip kararı çocuğa bırakmalıdır. Aile malzemeyi verecek, seçimi çocuğa bırakacak ve çocuk kararı kendisinin verdiğini bilecek, kendi sorumluluğunu hissedecek. Bu yol çok daha sağlıklı sonuç verir.</p>
<p>Bir de yüksek motivasyonlu ailelerin tamamen tersi olan bazı aileler vardır ki çocuklarına hiç müdahale etmezler. Meslek seçimi esnasında çocuğa &#8220;Sen nasıl istersen öyle yap&#8221; derler. Bu durum, anne babanın çocuğa fazla güvenmesinden kaynaklanabileceği gibi çocuğa fazla zaman ayırmamaları ile de ilgili olabilir. Bu da pek doğru bir yaklaşım değildir. En iyisi çocuğu uzaktan kontrol etmektir. Çocuk kendisine gösterilen duygusal ilginin farkına varacaktır. Aileler çocuklarıyla ilgilenmeli; fakat bu ilgi karışma şeklinde olmamalıdır.</p>
<p>KALICI ÖĞRENMEYİ SAĞLAMAK</p>
<p>Öğrenme bir beyin faaliyetidir ve insanın beyninde sinir bağlantısı oluşturmak demektir. Bir kişi konuşurken karşı taraf onu dinler, söylediklerine inanır ve kabul ederse o anda beyninde bir network, sinir hücreleri arasında bir bağlantı oluşur ve öğrenme gerçekleşir. Ancak bunu anlık belleğe yazmak yeterli değildir. Önemli olan kalıcı öğrenmeyi gerçekleştirebilmektir. Kuma bir yazı yazarsanız bir süre sonra yazı uçup gider ama bir taşa kazıyarak yazdıysanız kalıcı olur. Anne babaların öğretecekleri şeyi, işte böyle taşa yazar gibi, çocuğun beynine yazmaları gerekir.</p>
<p>Son yıllarda kalıcı öğrenmeyi sağlamak için, sadece konuyu anlatmak yerine, işin içine çocuğun duygularını da katmak gerektiği ortaya çıktı. Çünkü öğrenmenin % 20 oranında zihinsel, % 80 oranında ise duygusal olduğu bulgulandı, dolayısıyla duygusal zeka kavramı önem kazandı. Bu nedenle çocuklarında öğrenme bozukluğu olduğunu saptadığımız ailelere ders çalışma ortamını sadece disiplinli değil, hem eğlenceli hem de disiplinli hale getirmelerini öneriyoruz.</p>
<p>İlkokul çağındaki çocuk için oyun çok önemlidir. Oyun haline getirilmiş bilgi çocukta kalıcı hale gelir. Korku duygusunu harekete geçirmek yerine merak ve hayret duygusunu harekete geçirmek çocukların öğrenmesini de öğrendiklerini kalıcı hale getirmelerini de kolaylaştırır.</p>
<p>Kendimizi düşünürsek, yaşadığımız bir olaya çok şaşırdığımız, onu çok önemsediğimiz zaman o şeyi daima hatırladığımızı görürüz. Çocuklar da aynı şekilde konuya ilgi, sempati ve sevgi duyarlarsa öğrendikleri kalıcı olur. Öğrenme esnasında beyindeki sinir hücreleri arasında bir bağlantı oluştuğunu ifade etmiştik. Bu bağlantıyı sağlayan nörokimyasallar ilgi duyulmayan bir konu öğrenilirken damla damla; sevilen, ilgi duyulan bir konu işlenirken sel gibi akar. Bu kimyasalları harekete geçirmek için çocukta merak ve ilgi duygusunu uyandırmak, bunun için de çocuğun beyninin duyguyla ilgili alanlarını işin içine katmak gerekir. Çocuğa bir şey öğretmenin püf noktası budur.</p>
<p>Freud çocuğun ruh sağlığını &#8220;sevmek ve oynamak&#8221; olarak tanımlar. Oyun çocuğun en önemli ve en ciddi işidir. Her şeyi oyun içerisinde öğrenir, oyun içinde öğrendiklerini kendi kendine tekrar eder. Çocuklarımıza ders çalıştırırken oyundan en etkin biçimde faydalanmanın yolunu bulmalıyız.</p>
<p>Nevzat Tarhan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/cocuk-ve-okul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş ve Özel Yaşam Dengesi</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/is-ve-ozel-yasam-dengesi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/is-ve-ozel-yasam-dengesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2011 21:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[İş-özel yaşam dengesi özel yaşam ve kariyer alanlarına ilişkin faaliyetlerin uyumlu bir şekilde birlikte yürütülmesi anlamına gelir. Bireyin yaşamı esnasında birden fazla rolü sürdürmesi, farklı konularla ilgilenmesi, potansiyelinin farklı yanlarını kullanması yararlıdır. Ancak zaman zaman farklı roller birbirlerini olumsuz etkileyebilir, birey zorlanabilir. Günümüzde özellikle iş yaşamı ve özel yaşama ilişkin sorumlulukları birlikte yürütmek profesyonel kişinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/is-ve-ozel-yasam-dengesi/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>İş-özel yaşam dengesi özel yaşam ve kariyer alanlarına ilişkin faaliyetlerin uyumlu bir şekilde birlikte yürütülmesi anlamına gelir.</p>
<p>Bireyin yaşamı esnasında birden fazla rolü sürdürmesi, farklı konularla ilgilenmesi, potansiyelinin farklı yanlarını kullanması yararlıdır. Ancak zaman zaman farklı roller birbirlerini olumsuz etkileyebilir, birey zorlanabilir. Günümüzde özellikle iş yaşamı ve özel yaşama ilişkin sorumlulukları birlikte yürütmek profesyonel kişinin zorlanmasına yol açabilmekte ve bunun sonucunda bireyin kendisi, yakın çevresi ve iş ortamı için olumsuzluklar söz konusu olabilmektedir.<br />
<span id="more-36"></span><br />
İş özel yaşama çeşitli şekillerde yansıyabilir. İşle ilgili dosyalar eve getirilir veya telefon, bilgisayar gibi araçlarla ev adeta ikinci bir ofise dönüştürülebilir. Ya da işe ilişkin düşünce, duygu ve davranışlar özel yaşamda da sürdürülebilir. İşte baskı altında tutulan duygular özel yaşama yansıyabilir. İşten dolayı ortaya çıkan üzüntü, tedirginlik ve zihinsel yorgunluk kişinin özel yaşamında devam edebilir.</p>
<p>İş-özel yaşam dengesini korumada eş, çocuklar, diğer yakın aile bireyleri ve arkadaşların önemi büyüktür. Eş ve çocuklara yeteri kadar zaman ayırabilmek aile içi ilişkilerin sağlam olmasını sağladığı gibi kişinin işindeki performansını da olumlu etkiler. İşe ilişkin sorunları yakın aile bireyleri ve arkadaşlar ile paylaşmak veya önemli kararlarda onların fikirlerini almak birey için yararlı olur.</p>
<p>Profesyonel yaşam sırasında dönem dönem özel yaşam veya iş daha ağırlık kazanabilir. Bunu doğal karşılamak gerekir. Burada önemli olan insanın ne istediğini bilmesi, doğru zamanlamayı yapabilmesi ve zaman zaman biri veya diğerinden özveride bulunması gerekebileceğinin farkında olmasıdır. Genel olarak dengeli bir yaklaşım göstermeli, ne iş ne de özel yaşamda geri dönüşü olmayan kararlar vermekten mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Karar verirken duygu ve mantığın birlikte kullanılması ve olabildiğince çok veri ile karar verilmesi gerekir.</p>
<p>İş-yaşam dengesi bozulduğunda bir süre sonra bu durum kişiyi olduğu kadar iş ortamını, çalışma arkadaşlarını ve kişinin ailesini de kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyecektir. Profesyonel olarak performans azalması, motivasyon ve konsantrasyon sorunları ortaya çıkabilir. Bunları kurumsal sorunların izlemesi doğaldır. İşte yetersizlik duyguları ve artan stres bir süre sonra tükenmişliğe veya strese bağlı bedensel sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>
<p>İyi bir iş-yaşam dengesi kurabilmenin yolu iyi bir planlama ve organizasyon yapabilmekten geçer. Yaşam tarzı da önemlidir. Eğer özel yaşamda benimsenen tarz kişinin iş yaşamı ile uyum içindeyse iş-özel yaşam dengesi de daha kolay kurulabilecektir.</p>
<p>İş-özel yaşam dengesini kurabilmak için öneriler:<br />
* Olaylara geniş açıdan bakın, çok uzağa veya çok yakına odaklanmayın.<br />
* Uzun ve kısa vadeli amaçlarınızı gözden geçirin.<br />
* Mükemmeliyetçi olmayın.<br />
* Yaratıcı olun, seçenek üretin.<br />
* Bazı sorunların çıkmasını doğal karşılayın.<br />
* Hergün belirli bir süreyi yalnız kalarak düşünmeye ayırın.<br />
* Programınıza boş zaman aralıkları koyun.<br />
* Zamanı iyi kullanmayı öğrenin.<br />
* İletişim becerilerinizi geliştirin.<br />
* Kapasitenizi aşan istekleri geri çevirin.<br />
* Aileniz ve arkadaşlarınız için zaman ayırın.<br />
* Başkalarına sizi nasıl gördüklerini sorun, kendinize dışarıdan bakmaya çalışın.<br />
* Uykunuza, dengeli beslenmeye ve düzenli spor yapmaya özen gösterin.<br />
* Belirli aralıklarla tıbbi değerlendirmeden geçin.<br />
* Yaptığınız işten farklı bir hobi edinin.<br />
* Kendi kendinize bunları başaramıyorsanız profesyonel yardım alın.</p>
<p>Özellikle mükemmeliyetçi olmaktan kaçınmak çok önemlidir. Bazı sorunları, istediğimiz gibi olmayan durumları doğal karşılamak gerekir. Ayrıca iş ve özel yaşam dengesi kurarken kendimize de zaman ayırmayı unutmamalıyız. İş ve özel yaşamımız gibi kendi bireysel gereksinimlerimizi de gözardı etmemeye özen göstermeliyiz. İş dışı uğraşlarımız, entellektüel faaliyetlerimiz, bireysel gelişim çabalarımız için makul ölçülerde zaman ayırmayı ihmal etmemeliyiz.</p>
<p>Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Hem işimizin hem özel yaşamımızın tadını çıkartabiliyorsak, hem iş ortamındaki hem özel yaşamımızdaki insanlar ile iyi iletişim içindeysek, kendimizi geliştiriyor ve yaptıklarımız bize anlamlı geliyor ise dengeli bir yaşamdan söz edebiliriz.</p>
<p>Prof. Dr. Hakan Yöney</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/is-ve-ozel-yasam-dengesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

