Arşiv, ‘Psikoloji’ kategorisi
Eyl
08
Gönderen kumsal
ÇOCUK VE OKUL
Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Okul kişiye yaşamında gerekli olacak değerleri ve bilgileri kazandırırken topluma uyum sağlaması için gerekli sosyalleşme becerilerini de kazandırmaktadır.
Okul döneminde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış ve farklı tavırlar geliştirme ihtiyacındadır. Bu dönemde aile ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması açısından oldukça önem taşımaktadır.
Okul başarısızlığının nedenleri :
Kişisel özellikler
Aileden kaynaklanan sebepler
Okuldan kaynaklanan sebepler olarak ele alınmaktadır. Devamı… »
Ağu
29
Gönderen kumsal
İş-özel yaşam dengesi özel yaşam ve kariyer alanlarına ilişkin faaliyetlerin uyumlu bir şekilde birlikte yürütülmesi anlamına gelir.
Bireyin yaşamı esnasında birden fazla rolü sürdürmesi, farklı konularla ilgilenmesi, potansiyelinin farklı yanlarını kullanması yararlıdır. Ancak zaman zaman farklı roller birbirlerini olumsuz etkileyebilir, birey zorlanabilir. Günümüzde özellikle iş yaşamı ve özel yaşama ilişkin sorumlulukları birlikte yürütmek profesyonel kişinin zorlanmasına yol açabilmekte ve bunun sonucunda bireyin kendisi, yakın çevresi ve iş ortamı için olumsuzluklar söz konusu olabilmektedir.
Devamı… »
Ağu
24
Gönderen kumsal
1. HiPERAKTiViTE TANIMI
Ergenliğe kadar uzanan çocukluk çağının tümünde gelip geçici veya uzun süreli bir özellik olarak aşırı hareketlilik görülebilir. Hiperaktivite veya hiperkinezi de denen bu uyum sorunu içinde organik kaynaklı MB.D (Minimal Brain Dysfunction) özel ve Önemli bir yer tutar (Aydoğmuş. 1984. s.514).
Minimal Brain Dysfunction kelimelerinin baş harflerinden oluşan MBD. doğuştan hafif motor koordinasyon kusuru olan ya da hareke! sistemi koordinasyonu erken yaşlarda gecikerek olgunlaşan çocukları ifade ederken kullanılmaktadır. Zeka problemi olmayan bu çocuklar, sarsak, beceriksiz, aşırı hareketli, dikkati zayıf çocuklardır (Madi. 1989. s.51).
Özellikle okul çağna gelince daha kolay tanınan bu çocuklar, okul öncesinde de yaşıtlarından çok değişik bir görünüm içindedirler. Anneler bu çocukları ‘”Düz duvara tırmanan” çocuklar olarak nitelendirirler. Bir dakika oturmadan anneyi gün boyu ardından koştururlar. Koltukların üstünden atlar. dolaplara tırmanırlar. Boyundan büyük işlere kalkışırlar. Düşseler de. yaralansalar da taşkınlıkları sürer gider. Kuşkusuz böyle bir çocukla gün bo_ u uğraşmak zorunda kalan anne yorulur, katlanışı (sabrı) tükenir. Sen tepkiler ve cezalarla çocuğu dizginlemeye çalışır. Anne-çocuk ilişkisi gittikçe bozulur, ama, çocuk durulacağı yerde daha çok azar. Böylece, anne ile çocuk, kısır bir döngü içine girerler. Kimi anne bu tür çocukların daha bebekliklerinde kıpır kıpır ve tedirgin olduklarını anımsarlar (Yörükoğlu. 1983. s.265).
Devamı… »
Ağu
11
Gönderen kumsal
Kadınlar, huzur ve mutluluk için eşlerinden ne bekliyor?
Kadınlar, bir araya geldiği zaman genelde eşlerinden beklentilerini dile getirirler. Aşırı isteklerde bulunanlar olsa da huzur ve aile mutluluğunu esas alan kadınlar çoğunlukla eşlerinden öyle abartılı şeyler beklemez.
Peki kadınlar, erkeklerden aile hayatında neler bekliyor? Erkekler acaba bu beklentileri karşılayabiliyorlar mı?
Kadın kocasından evi silip süpürmesini beklemez; ama “hiçbir şey yapmıyormuş” muamelesi görmeyi de hazmedemez. Hiç olmazsa samimi bir şekilde “Hayatım bütün gün koşturup yoruluyorsun, Allah razı olsun.” cümlelerini duymak, “sevgi” ve “şefkat” bekler.
Devamı… »
Ağu
11
Gönderen kumsal
Evlilik hayatında çoğu şey müşterek, ancak beklentiler farklı olabiliyor. Yıllar geçse de eşler birbirlerine önceliklerinin ne olduğunu net bir şekilde dile getiremeyebiliyor. Özellikle erkekler ne istediklerini anlatmakta, kendilerini ifade etmekte çok sıkıntı çekiyor.
Evlilikte erkeğin kadından beklentileri genelde kadının beklentilerinden daha fazladır. İkisi de aynı işyerinde çalışıp yorulsa da erkek, eve girer girmez “çok yoruldum” diye uzanır. Kadının böyle bir lüksü olmadığı gibi üstelik erkek, ondan bir de güzel “yemek” bekleyebilir.
Evin düzenli-tertipli, elbiselerinin temiz ve ütülü olmasını, hatta kimi erkek, içeceği bir bardak suyu bile eşinin getirmesini bekler. Cep telefonunun nerede olduğunu, gözlüklerini, çoraplarını nereye koyduğunu, arabanın anahtarının nereye bırakılmış olabileceğini hülasa buna benzer birçok şeyi kadından hep “hizmet” olarak bekler.
Devamı… »
Ağu
11
Gönderen kumsal
Öfkenizi kontrol altına almak için uzmanların size 6 tavsiyesi var. Sinirlendiğiniz anda bunları hatırlamaya çalışmak size yararlı olabilir:
1. Durun, düşünün ve büyük resme bakın. Sizi sinirlendiren olaya vereceğiniz tepkinin olumsuz sonuçlarını göz önüne getirin.
2. Farklı düşünmeniz normaldir. Fikirler hayatın değişmez gerçekleri değildir, sadece düşündüğünüz şeylerdir. Başka birinin fikirlerinin sizi kızdırmasına izin vermeyin.
3. Dikkatle dinleyin, dinlemeyi öğrenin. Diğer insanın vücut lisanını anlamaya çalışın. Kendinizi onun yerine koymaya çalışın. Kalbinizi empatiye açık tutun.
Devamı… »
Tem
17
Gönderen kumsal
Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan en küçük sosyal birim. Daha ilkokul yıllarında öğretilir bu şekliyle ailenin tanımı bizlere.
Aile Nedir? Ailenin İşlevi Nelerdir?
Hepimiz bu tanıma uyan ya da uymayan bir ailenin içine doğarız. Çoğumuzun günlük yaşamın koşturmacasında aklımıza gelmez aile tanımın içeriği, bizler için anlamı; ailemizin ve aile içinde bizlerin ne kadar değiştiği… iyi ya da kötü deriz içine doğduğumuz ve sonradan kurduğumuz aileye. Nedir aslında ailemizin iyi/sağlıklı ya da kötü/sağlıksız olması? Aile, bireyler için hangi işlevleri görür ve sağlıklı ailelerin özellikleri nelerdir?
Aile her şeyden önce bir sistemdir. Aile içindeki bireylerin kişisel özellikleriyle ilişkilidir. Ama yine de kendine ait bir yapısı, düzeni ve özellikleri vardır. Çok rastlarız aile içinde suskun olup da aile dışına çıktığında son derece konuşkan olabilen insanlara. Aile içinde suskun kalmaları öğretilmiştir; suskun rolü verilmiştir çünkü onlara… Beklide ailede ondan daha fazla konuşması beklenen gerekli insanlar vardır çünkü. Ya da aile sistemleri ancak onlar suskun kaldıklarında bir arada olmaya devam edecektir; aile içinde öğrenirler bunu.
Devamı… »
Tem
05
Gönderen kumsal

Eşiniz olmadan bir adım atamıyor, her işiniz için onun yardımına mı ihtiyaç duyuyorsunuz? Eşinizi hayatınızın koltuk değneği gibi kullanmak yerine ayaklarınızla yürümeyi öğrenin. Eşinize bağlanın, ama eşinizin sizi sırtında taşımasını istemeyin.
Eşini kaybeden kadın, hıçkırıklar arasında: “Allah’ım ben onsuz nasıl yaşar, nasıl ayakta kalabilirim? O benim tutan elim, gören gözümdü. Çarşıya gider, alışverişi yapar, faturaları öderdi. Sabah kahvaltıyı bile hazırlayıp bizi kaldırırdı. Yalnız eşim değil, dayanağımdı. Şimdi koca dünyada tek başıma kaldım.” diyordu.
Genelde eşler, evlenir evlenmez birbirlerini sahiplenir. Erkek, kadına baston gibi dayanır. Kadınsa sarmaşık ağacı gibi erkeğe tutunur.
Baston kırıldığı, sarmaşığın ağacı yıkıldığı anda ise okyanus ortasında gemisi batmış gibi çaresiz kalırlar.
Devamı… »
Haz
29
Gönderen kumsal
Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı. Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.
Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.
Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.
Sordum: ‘Neden bunu yaptığınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.’ Taksi şoförü bana, simdi ‘Çöp Kamyonu Kanunu’ dediğim şeyi öğretti.
Şoför pek çok insanın çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.
Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.
Devamı… »
Haz
23
Gönderen kumsal
Şimdiki Zamanda Yaşamak
Anladım ki geçmiş ve gelecek bir hayal, tek sahip olduğu zaman ise şimdiki zaman…
Şimdiki zamanda yaşamak demek uyanık olma, şu anda yaşadıklarımızın farkında olmak demektir. Tüm hislerimiz ve düşüncelerimiz şu andadır,şu dakikalarla ilgiliyizdir, geçmiş ya da gelecekle ilgili değilizdir. Geçmiş geçmiştir.Artık onu değiştiremeyiz, gelecek ise henüz gelmemiştir bu yüzden neler olacağını hiçbir zaman bilemeyiz.
Doğru, yaşamın sadece anlardan ibaret olduğudur. Yaşam, şu anda içinde olduğumuz dakikadadır.
Aşağıda bir öğretmenin,öğrencisine şimdiki zamanla ilgili aktarımını okuyacaksınız:
Devamı… »