<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erguvanim &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.erguvanim.net/blog/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erguvanim.net/blog</link>
	<description>BUGÜN YENİ BİR GÜN...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 21:58:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Soğuk havada yüz felci riski</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/soguk-havada-yuz-felci-riski/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/soguk-havada-yuz-felci-riski/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 12:19:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>
		<category><![CDATA[yüz felci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=7063</guid>
		<description><![CDATA[Dışarı çıkarken bir kez daha düşünün. Soğuk hava yüz felci ve kalp krizi riskini artırıyor. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa iyi giyinin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/soguk-havada-yuz-felci-riski/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Dışarı çıkarken bir kez daha düşünün. Soğuk hava yüz felci ve kalp krizi riskini artırıyor. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa iyi giyinin.</p>
<p><object width="425" height="373"><param name="movie" value="http://analiztv.aktifhaber.com/player/player.swf" /><param name="flashvars" value="settings=http://analiztv.aktifhaber.com/player_xml.php?v=27105" /><param name="wmode" value="transparent" /><embed width="425" height="373" src="http://analiztv.aktifhaber.com/player/player.swf" flashvars="settings=http://analiztv.aktifhaber.com/player_xml.php?v=27105" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/soguk-havada-yuz-felci-riski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selülit tedavisi</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/selulit-tedavisi-icin-nasil-onlemlere-basvurmak-lazim/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/selulit-tedavisi-icin-nasil-onlemlere-basvurmak-lazim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 22:13:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermotoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Şendur,&#8221;Yüksek topuklu ayakkabılar, sıkı pantolon ve çamaşırlar selülit oluşumunu tetikliyor&#8221; dedi. Şendur, kan dolaşımının azalmasıyla vücudun belirli bölgelerinde yağ dokusunun birikmesi sonucu selülitin oluştuğunu belirterek, selülitin bir hastalık olmadığını, uylukların dış ve arka tarafında, kalça ve kolların üst kısımında portakal kabuğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/selulit-tedavisi-icin-nasil-onlemlere-basvurmak-lazim/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermotoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Şendur,&#8221;Yüksek topuklu ayakkabılar, sıkı pantolon ve çamaşırlar selülit oluşumunu tetikliyor&#8221; dedi.</p>
<p>Şendur, kan dolaşımının azalmasıyla vücudun belirli bölgelerinde yağ dokusunun birikmesi sonucu selülitin oluştuğunu belirterek, selülitin bir hastalık olmadığını, uylukların dış ve arka tarafında, kalça ve kolların üst kısımında portakal kabuğu şeklinde oluşan kozmetik bir bozukluk olduğunu söyledi.</p>
<p>Selülitin tüm kadın ırklarının yaklaşık yüzde 85-90&#8242;ında görüldüğünü kaydeden Şendur,&#8221;Toplumda selülitin sadece şişmanlarda ve kadınlarda oluştuğu şeklinde yanlış bir kanı var. Androjen hormonu (erkeklik hormonu) eksik olduğu zaman erkeklerde de selülit görülebilir. Genetik faktörler, yanlış beslenme, alkol ve sigara kullanımı selülitin oluşmasına neden olurken, yüksek topuklu ayakkabılar, sıkı pantolon ve çamaşırlar selülit oluşumunu tetikliyor&#8221; diye konuştu.<span id="more-104"></span></p>
<p>Çok ilerlemiş selülit vakalarının tedavisinde olağanüstü sonuçlar beklenilmemesi gerektiğinin altını çizen Şendur, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Selülit tedavisinde mezoterapi uygulamaları ve çeşitli masajlar başta olmak üzere birçok yöntem kullanıyor. Ama önemli olan selülit oluşmadan önce yapılacaklar&#8230; Selülit oluşumunu engellemek için düzenli beslenilmeli, bol su tüketilmeli, uzun yürüyüşler ve egzersizler yapılmalı, kan dolaşımının engellenmesine neden olan alkol ve sigara kullanılmamalı.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/selulit-tedavisi-icin-nasil-onlemlere-basvurmak-lazim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değerli taşlar ve burçlar&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/degerli-taslar-ve-burclar/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/degerli-taslar-ve-burclar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 15:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[Değerli taşların şıklığı yanında şifalı olduğu, negatif enerjiyi emdiği ve bunu pozitif enerjiye çevirdiği genel olarak kabul edilen bir gerçek. Bu taşları odanın bir köşesinde aksesuar gibi kullanabileceğimiz gibi çeşitli takı aksesuarları olarak kullanarak da enerjisinden faydalanabiliyoruz. Değerli taşların burçlarla olan ilişkisine gelince, burçlar ve değerli taşlar arasında bazı bağlantılar kurulmuş bazı taşlar, bazı astrolojik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/degerli-taslar-ve-burclar/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://img139.imageshack.us/img139/2826/ametistcz4.jpg" alt="ametist" width="182" height="149" />Değerli taşların şıklığı yanında şifalı olduğu, negatif enerjiyi emdiği ve bunu pozitif enerjiye çevirdiği genel olarak kabul edilen bir gerçek. Bu taşları odanın bir köşesinde aksesuar gibi kullanabileceğimiz gibi çeşitli takı aksesuarları olarak kullanarak da enerjisinden faydalanabiliyoruz.</p>
<p>Değerli taşların burçlarla olan ilişkisine gelince, burçlar ve değerli taşlar arasında bazı bağlantılar kurulmuş bazı taşlar, bazı astrolojik burçlarda doğan kişiler üzerinde yararlı etkilere sahip olduğu söylenmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burçlar ve taşları şöyle:</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">KOÇ:</span></strong><br />
Burcunuzun süs taşı hematit.<br />
Azim ve enerjiyi temsil eder.Barış ve refah taşıdır.Hematit işlenmesi sırasında suyuna kırmızı renk verdiğinden kan taşı da denilmektedir.<br />
Hematit Türkiye’ de oldukça yaygın olarak bulunan bir demir oksit mineralidir.<br />
Burcunuzun uğur taşları; yakut, ateş opali, rubelit (pembe turmalin) ve heliotrop’ dur.<br />
<span id="more-1200"></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong> BOĞA:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı agat.<br />
Bilinçli olmayı temsil eder.Estetik ve güzellik taşıdır.Agat çok çeşitli renklerde bulunur ve her rengi başka bir isimle adlandırılır.<br />
Agat en çok Türkiye’ nin batısında olmak üzere yaygın olarak bulunur ve ilimizde de bir miktar agat bulunmaktadır.<br />
Burcunuzun uğur taşları; pembe mercan, rodokrozit, rodonit, rubelit ve dumanlı kuvars’ dır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> İKİZLER:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı kaplan gözü.<br />
Azim gücünü temsil eder.Neşe ve mantık taşıdır.Kaplan gözü kahverengi ve altın sarısı rengi olan bir tür kuvarstır.<br />
Kaplan gözü Türkiye’ de çok az bulunur.<br />
Burcunuzun uğur taşları; sitrin, kehribar, asil topaz ve kalsit’ tir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> YENGEÇ:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı avanturin.<br />
Yaşam ve canlılığı temsil eder.Cesaret ve çaba taşıdır.Avanturin’ de yeşil bir tür kuvars’ tır<br />
Avanturin Türkiye’de çok az bulunur.<br />
Burcunuzun uğur taşları; krisakola, krizopraz, zümrüt ve peridot’ dur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> ASLAN:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı kuvars kristali.<br />
Aydınlık kaynağını temsil eder.Stres taşıdır.Kuvars kristalinin kelime anlamı buzdur.<br />
Kuvars kristali Türkiye’ de yaygın olarak bulunmaktadır.Ve taş mağazalarında iyi gelişmiş kristal grupları yüzlerce milyon liraya satılmaktadır.<br />
Burcunuzun uğur taşları; inci, mavi topaz, elmas ve rutilli kuvars’ tır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> BAŞAK:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı karneol.<br />
Yaşama sevincini temsil eder.Yenilik ve sadakat taşıdır.Karneol’ da kuvars grubunun üyesidir.<br />
Karneol Türkiye’de önemli miktarlarda bulunmaktadır.<br />
Burcunuzun uğur taşları; kaplan gözü, sitrin, asil topaz ve ateş opali’ dir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> TERAZİ:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı pembe kuvars .<br />
Aşkı temsil eder.Aşk ve kalbin taşıdır.Pembe kuvars’ ta adından anlaşılacağı gibi bir tür kuvars’ tır.<br />
Pembe kuvars Türkiye’ de bir miktar bulunmaktadır.<br />
Burcunuzun uğur taşları; akuamarin, verdelit (yeşil turmalin), manyezit, jadeit ve dumanlı kuvars’ tır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> AKREP:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı obsidiyen.<br />
İlişkiyi temsil eder.Gerçekçiliğin taşıdır.Obsidiyen bir tür volkanik kayaç türüdür ve doğal camdır.<br />
Obsidiyen Türkiye’ de yanardağlarımızda bulunmaktadır.<br />
Burcunuzun uğur taşları; lal (granat), kedi gözü, kırmızı mercan ve rubelit’ tir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> YAY:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı sodalit.<br />
Konsantransyonu temsil eder.İlham taşıdır.Sodalit ismi sodyum içeriği nediyle İngilizce’ deki ‘sodium’ sözcüğünden gelmektedir.<br />
Sodalit Türkiye’ de nadir olarak bulunur.<br />
Burcunuzun uğur taşları; safir, lapis lazuli, kalsedon ve mavi topaz’ dır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> OĞLAK:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı jasper.<br />
Bağlılığı ifade eder.Sabır taşıdır.Jasper tüm taşların anası olarak tanımlanmaktadır.<br />
Jasper Türkiye’ de önemli miktarlarda bulunur.<br />
Burcunuzun uğur taşları; malasit, yosun agat, oniks, turmalinli kuvars, ağaç agat ve mercan’ dır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> KOVA:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı fluorit.<br />
Sürekli hareket halinde olmayı temsil eder.Mutluluk taşıdır.<br />
Fluorit Türkiye’ de önemli miktarlarda bulunur.<br />
Burcunuzun uğur taşları; akuamarin, turkuaz, amazonit, şahin gözü, mavi topaz ve labradorit’ dir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> BALIK:</strong></span><br />
Burcunuzun süs taşı ametist.<br />
Gelişmeyi temsil eder.Dürüstlük taşıdır.Ametist kuvars grubunun en rağbet edilen türüdür.<br />
Ametist Türkiye ve Dünya genelinde az bulunan mor bir kuvars türüdür.Ve silisyum oksittir.<br />
Burcunuzun uğur taşları; fluorit, ateş opali, aytaşı ve sugilit’ dir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Şifalı Taşlar</strong></span></p>
<p>Kuvars Kristali &#8211; Ametist &#8211; Opal &#8211; Sitrin &#8211; Lapis Lazuli &#8211; Yeşim Taşı &#8211; Hematit &#8211; Yakut &#8211; Akik &#8211; Aquamarine &#8211; Obsidyen &#8211; Aytaşı &#8211; Yılan Taşı &#8211; Kaplan Gözü &#8211; Topaz (Sarı Yakut) &#8211; Lal &#8211; Aventurin &#8211; Turkuvaz &#8211; Oniks &#8211; Zirkon &#8211; Turmalin &#8211; Magnezit &#8211; Zümrüt &#8211; Safir &#8211; Azurit &#8211; Krizoprase &#8211; Elmas &#8211; Jasper &#8211; Malahit &#8211; Olivin (Zebercet) &#8211; Pirit &#8211; Kalsedon &#8211; Kehribar &#8211; Mercan</p>
<p><strong><a href="http://www.gizlihazine.com/?ShowGem=tablo">Taşların temizliği:</a></strong></p>
<p>Taşları kullandıkça biriken negatif enerjiden arındırmak veya gerekiyorsa pozitif enerjiyle yükleme amacıyla temizlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Taşların özelliğine göre akan suyun altına tutularak temizleneceği gibi toprağa gömerek, ay ışığında veya güneş ışığı altında bekleterek temizleme yapılabiliyor.</p>
<p>Taşların hangi amaçlarla kullanıldığı hakkında <a href="http://www.gizlihazine.com/?ShowGem=alted">şuradan</a> geniş bilgi alabilirsiniz.</p>
<p>Şifalı taşlar hakkında <a href="http://www.gizlihazine.com/">buradan</a> <a href="http://www.bioenerji.info/taslar.php">buradan</a> ve <a href="http://www.sifalitaslar.com/">buradan</a> daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/degerli-taslar-ve-burclar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Sporun Püf Noktaları</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-sporun-puf-noktalari/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-sporun-puf-noktalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 18:49:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[püf noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda bir spor kulübüne kayıt oldunuz. Ancak canınız bir türlü gitmek istemiyor. Hatta, jimnastik yapmak yerine rahat koltuğunuzda televizyon karşısında oturmayı tercih ediyorsunuz. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, bazı küçük önlemlerle alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor. Başlangıçta çok istense de, haftada birkaç kez, uzun ve stresli iş günlerinin ardından bir spor salonuna gitmek çekiciliğini yitirebiliyor. Üstüne üstlük, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-sporun-puf-noktalari/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Sonunda bir spor kulübüne kayıt oldunuz. Ancak canınız bir türlü gitmek istemiyor. Hatta, jimnastik yapmak yerine rahat koltuğunuzda televizyon karşısında oturmayı tercih ediyorsunuz. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, bazı küçük önlemlerle alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor.</p>
<p>Başlangıçta çok istense de, haftada birkaç kez, uzun ve stresli iş günlerinin ardından bir spor salonuna gitmek çekiciliğini yitirebiliyor. Üstüne üstlük, orada yapılacak yorucu hareketler akla geldikçe, insanın isteği tamamen yok olabiliyor. İşte bütün bu duyguların önüne geçmek için size 20 öneri&#8230;<br />
<span id="more-301"></span><br />
<strong>1. Mantıklı hareket edin</strong><br />
Sakin ve realist davranın. Eğer spor salonuna belirli bir amacınız olmadan gidiyorsanız hiçbir sonuç alamazsınız. Kendinizi motive etmelisiniz. Başarmak için ilk şart gerçekçi düşünmektir. Formunuzu bir gün içinde değiştirmeyi hayal etmemelisiniz. Bunun için birçok hafta, hatta ay gerekeceğini aklınızdan çıkarmayın. Eğer bunu kabullenebilirseniz, daha kolay antrenman yapar ve isteksizliğinizden de kurtulursunuz.</p>
<p><strong>2. Kendinizi dinlemeyi öğrenin</strong><br />
Vücudunuza kulak vermeyi öğrenin. Çünkü organizmanız ne durumda olduğunuzu herhangi birinden daha iyi biliyor. Ayrıca onu fazla da zorlamayın. Kendinizi yorgun hissettiğiniz zaman antrenmanları azaltın, zinde olduğunuzda da artırın.</p>
<p><strong>3. Her zaman hazırlıklı olun</strong><br />
Spor eşyalarınızı sürekli elinizin altında bulundurun. Hatta mümkünse bir spor çantanızı da arabanıza koyun. Böylece daha rahat bir biçimde spor salonunun gidersiniz.</p>
<p><strong>4. Zevklerinizi hareket geçirin</strong><br />
Sürekli aynı egzersizleri yapmaktan kaçının. Değişiklikler isteğinizi artıracaktır. Öyleyse yeni spor dalları, değişik antrenmanlar deneyin. Salonda yapılan çalışmaları, açık hava sporlarının destekçisi olarak görün ve ona göre davranın.</p>
<p><strong>5. Kendi ritminizi yakalayın</strong><br />
Eğer daha yeni başladıysanız, çok ağır bir program takip etmeye çalışmayın. Hiçbir şeyin sizi demoralize etmesine izin vermeyin. Böyle yaptığınız zaman daha başarılı olduğunuzu göreceksiniz.</p>
<p><strong>6. Eğlenceli hale getirin</strong><br />
Egzersizleri bir arkadaşınızla yapmak daha eğlencili olur. Böylece kendinizi motive edebilir ve performansınızı yükseltebilirsiniz. Ya da antrenman sonrası için bir arkadaşınıza randevu verin ama bunu dışarda yapın. Böylece antrenmanı kaytarmayacak, onun dışarıda beklediğini bilerek daha seri hareket etmeye çalışacaksınız.</p>
<p><strong>7. Kafanızı boşaltın</strong><br />
Spor salonun kapısından içeri girerken tüm endişelerinizi ve sıkıntılarınızı dışarda bırakın. Spor yapmaya, rahatlamaya, zevk almaya gidiyorsunuz. Jimnastik sırasında problemlerinizi düşünmek hiçbir işe yaramaz.</p>
<p><strong>8. Cesaretinizi toplayın</strong><br />
Her gün spor da yapsanız, bir gün başarılı olmayacağınız bir zaman gelebilir. Bu inancınızı yitirmenize yol açabilir, ancak cesaretinizi kaybetmemeye çalışın. Bunu takıntı haline getirmeden, biraz daha cesaretle denemek, yeniden başarmanızı sağlar.</p>
<p><strong>9. Başarılarınızı not edin</strong><br />
Bir yere verdiğiniz kiloları, performansınızı not edin. Her yeni başarınızda yeni bir istek duyacaksınız.</p>
<p><strong>10. Biraz ara verin</strong><br />
Vücut bazen dinlenmek ister. Kendinizi çok yorgun hissediyorsanız, tekrar güç toplamak için spora ara verin. Kendinizi düzenli bir şekilde kulübe gitmek zorunda hissetmeyin. Vereceğiniz ara ilerde daha başarılı olmanıza yardımcı olur.</p>
<p><strong>11. Düşüncelerinizi dağıtın</strong><br />
Sizi bekleyen 20 dakikalık koşu süresini ya da 10 mekiği düşünmek yerine, kafanızda bir sonraki rahatlatıcı hareketi canlandırın. Eğer egzersizin yorucu sonunu düşünürseniz, bırakmak isteği duyabilirsiniz.</p>
<p><strong>12. Sonuçları deneyin</strong><br />
Dolabınızdaki dar siyah elbisenin içine gireceğiniz günü hayal edin. Bu elbiseyi sık sık dolaptan çıkarın ve ona girmeye çalışın. Her seferinde içine daha kolay girdiğinizi gördüğünüzde, kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.</p>
<p><strong>13. İradeli davranın</strong><br />
Eğer bir gün antrenmana gitmek istemezseniz, kendinizi biraz zorlayın ve salona gidin. Göreceksiniz, bir kez içeri girdikten sonra anında rahatlayacak ve çalışmaya hazır hissedeceksiniz.</p>
<p><strong>14. Keyif alın</strong><br />
Spor yapmak bir yük değil, zevktir. Neden haftasonları ailenizle birlikte bisiklete binmiyor veya top oynamıyorsunuz?</p>
<p><strong>15. Planlı hareket edin</strong><br />
Ajandanızda spor yapmak için bir gün belirleyin ve bunun dışına çıkmayın. Bunu ciddi bir randevu gibi kabul edin ve atlatamamaya özen gösterin.</p>
<p><strong>16. Arkadaşınızla birlikte spor yapın</strong><br />
Yapılan araştırmalara göre, arkadaşlarla birlikte yapılan spor, hem daha eğlanceli oluyor, hem de devamlılık getiriyor.</p>
<p><strong>17. Söz verin</strong><br />
Eşinizle bir anlaşma yapın. Eğer siz spor derslerinizi aksatmadan devam ettirirseniz, o size bir hoşluk yapsın. Sözünüzü tutmadığınız takdirde de bu size bir görev olarak geri dönsün. Tabii sözünüzde durmaya özen gösterin.</p>
<p><strong>18. Düzeni takip edin</strong><br />
Müzikle birlikte spor yapmak, daha kolay ritim kazanmanızı ve az yorulmanızı sağlar. Böylelikle hem motive olursunuz, hem de eğlenirsiniz.</p>
<p><strong>19. Zayıflıklarınızı kabul edin</strong><br />
Her zaman süper formda olamayacağınızı kabul edin. Öyleyse kendinizi yorgun hissettiğiniz zaman, kendinize biraz daha zaman ayırın ve rahatlamaya çalışın.</p>
<p><strong>20. Kendinizi sevin</strong><br />
Kendinize karşı acımasız olmayın. Pozitif düşünün ve yaptıklarınızdan ötürü kendinizden gurur duyun. Başarmanın en iyi yolunun kendinizi sevmek olduğunu düşüncelerinize iyice yerleştirin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-sporun-puf-noktalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi hastalığa hangi yiyecekler</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/hangi-hastaliga-hangi-yiyecekler/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/hangi-hastaliga-hangi-yiyecekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 23:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[Tahıl, sebze ya da meyvelerde bulunan çeşitli maddeler, vitaminler; depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi gelir. Urfa&#8217;nın acı pul biberinin cilde yararlı, teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, İlaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o, olduğunu söyleyen Londra Üniversitesi uzmanlarının hazırladığı doğal savaş programında hangi hastalığa karşı neler yemeniz gerektiği anlatılıyor. GRİP Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/hangi-hastaliga-hangi-yiyecekler/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Tahıl, sebze ya da meyvelerde bulunan çeşitli maddeler, vitaminler; depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi gelir. Urfa&#8217;nın acı pul biberinin cilde yararlı, teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, İlaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o, olduğunu söyleyen Londra Üniversitesi uzmanlarının hazırladığı doğal savaş programında hangi hastalığa karşı neler yemeniz gerektiği anlatılıyor.</p>
<p><strong>GRİP</strong><br />
Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.<span id="more-697"></span><br />
Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.<br />
Hardal: İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.<br />
Nane: İçerdiği mentol, midenin normalleşmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.</p>
<p><strong>DEPRESYON</strong><br />
Avokado: Sindirimi çok rahat olan bu meyvayı özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.)<br />
Çikolata: Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.<br />
İstiridye: İçindeki demir, sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır. A, B12 ve C vitaminleri içerir. Beyin için en faydalı yiyecek olan istiridye, enerji verir. (Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.)<br />
Patates: Orta boy bir patates,bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.</p>
<p>
 
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7094990452132848";
/* 468x60, oluşturulma 16.02.2008 */
google_ad_slot = "1150641394";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--> 
</script> 
<script type="text/javascript"

src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"> 
</script> 
<br />
<strong>İDRAR YOLLARI</strong><br />
Nane: İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobunakarşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir. Ancak nane çayını aç karnına değil, tok karnına içiniz.<br />
Elma: İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir.<br />
Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.</p>
<p><strong>ALERJİ</strong><br />
Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak,kanseri önler. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakarotene oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum, gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.</p>
<p><strong>HEMOROİD (BASUR)</strong><br />
Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. (Dikkat! Ancak fazlası basur için tehlikelidir.)</p>
<p><strong>KARIN AĞRISI</strong><br />
Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.</p>
<p><strong>KARACİĞER</strong><br />
Enginar: Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz.<br />
Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı meyan kökünü &#8220;doğal ilaç&#8221; olarak kullanır. Adrenalini yükseltir, insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür.<br />
Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı olur.</p>
<p><strong>DİŞ</strong><br />
Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek,dişleri korur. Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek yiyin.<br />
Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin.<br />
Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin.<br />
Yoğurt veya beyaz peynir: Eğer yemekler arası atıştırırken diş sağlığınızı düşünüyorsanız,kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih edin.<br />
Muz: Yüksek miktarda karbonhidrat içerir. Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.</p>
<p><strong>TANSİYON</strong><br />
Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler. Sağlıklı kan hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene çayı sindirim için iyidir.<br />
Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez kimyasal maddesi içeriyor. Bu sayede kanın damarlardan daha rahat geçmesini sağlıyor. Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.<br />
Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.<br />
Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zengindir. Küçük bir porsiyonu günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.</p>
<p><strong>SİNDİRİM SORUNLARI</strong><br />
Arpa: İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır.Ayrıca ABD&#8217;deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü şeylerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı.<br />
Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar. Meyvalı yoğurtlara 3 çay kaşığı şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar&#8230;</p>
<p><strong>KİLO KAYBI</strong><br />
Çikolatalı puding: Bu sayede vücuttaki kan istediği protein ve mineralleri alır. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı yaşayanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor.<br />
Peynir: 100 gramında 78 kalori bulunuyor.<br />
Yumurta: Günde 2 yumurta kadınların günlük protein ihtiyacının 4&#8242;te 1&#8242;ini, erkeğin ise 5&#8242;te birini karşılar. A,D,E ve B vitaminleri içeren yumurtadaki selenyum maddesi, bebeklerde sindirim sorunlarını çözer, yetişkinleri de kansere karşı korur.<br />
Dondurma: Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek, insan vücudunun günlük protein ihtiyacının yüzde 20&#8242;sini karşılar.<br />
Salam: B vitamini, demir, sodyum ve potasyum deposudur.</p>
<p><strong>MENOPOZ</strong><br />
Nohut: Sebze hormonu &#8220;fitoöstrojen&#8221; içerir. Bunlar östrojenin vücuttaki etkilerini dengeler ve menopozun yarattığı etkilere karşı korur. Sebze proteininin en zengin kaynaklarından birisidir.<br />
Kola: Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar.<br />
Üzüm: İçerdiği &#8220;elajik&#8221; asit sayesinde menopozun neden olduğu kemik erimesine karşı korur. Kandaki östrojen seviyesini yükselterek de menopoz semptomlarını en aza indirir.<br />
Kuru erik: Sadece iki-üç adet yemek dahi vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşılar. İdrar yolları kaslarını rahatlatır. Bu da kolon kanserine karşı korur. Demir, A vitamini, B6 vitamini ve potasyum içerir. İçerdiği yüksek orandaki bor minerali sayesinde menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutar.<br />
Tatlı patates: Adrenal salgılayan bezleri güçlendirerek vücuda enerji sağlar. Fosfor, magnezyum, kalsiyum, C vitamini, potasyum ve folik asit içerir.</p>
<p><strong>ROMATİZMA</strong><br />
Enginar: Vücuttaki zehiri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak üzere gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir.<br />
Domates: C vitamini boldur.<br />
Tahıl: İçerdiği doğal kimyasallar, romatizmanın yol açtığı eklem yanmaları ve romatizmal ağrıları hafifletir.<br />
Kekik: Timol adı verilen bir tür doğal yağ, vücuttaki diğer yağların parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltır.<br />
Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını artırarak romatizma ağrıları ve yanmaları yok eder.</p>
<p><strong>SİSTİT</strong><br />
Kuşkonmaz: Folik asit, C ve E vitaminleri içerir. Yenilen besinlerin vücuttaki zehirli kalıntılarını atmayı sağlar. Karaciğer ve böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır, destekler. Bu nedenle doktorlar, sistit hastalarının mutlaka kuşkonmaz yemeleri gerektiğini söylüyor.</p>
<p><strong>KANSIZLIK</strong><br />
Hurma: Türüne göre değişse de hurmaların birçoğu yüksek oranda demir içerir. Besin değeri yüksek ve önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil etkisine sahiptir. Kurutulmuş olanlarına göre daha yüksek oranda su ve daha düşük kalori içerir.</p>
<p><strong>İDRAR VE BÖBREK</strong><br />
Pancar: Böbrekleri çalıştırır. Önemli bir potasyum kaynağıdır. Vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler.<br />
Kavun: Orta boy bir kavunun yarısı, günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. A vitamini ve betakaroten içerir. Bunlar antioksidan, yani vücudu temizleyici etkiye sahiptir. Böbrekleri rahatlatır. Yüksek miktarda su ve düşük miktarda kalori içerir.</p>
<p><strong>DİYABET</strong><br />
Kuru fasulye: Lif açısından zengin bir besindir. Bu da diyabet riskini büyük oranda azaltır.İçerdiği karbonhidratları vücudun şekere dönüştürmesi uzun sürer.<br />
Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, fosfor ve magnezyum içerir. Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını düşürür. Bu nedenle diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besindir.</p>
<p><strong>BAŞ AĞRISI</strong><br />
Nane: Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği mentol ve mentol doğal yağları sayesinde mideyi rahatlatma etkisine de sahiptir.<br />
Biberiye: Kimyasal içerikleri sayesinde doğal bir ağrı kesici görevi görür.<br />
Çikolata: Doğal antidepresan özelliği vardır. Çikolata magnezyum ve demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde baş ağrısını dindirir.</p>
<p><strong>VÜCUT SU TUTMUŞSA</strong><br />
Kuş üzümü: 100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını karşılar. Antibakteriyel ve yanmayı önleyici etkileri vardır. Zengin potasyum ve düşük tuz içeriği, dehidratasyonu olanlar için önemli bir doğal ilaçtır.<br />
Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4&#8242;te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.<br />
Tahıl: İdrar yollarını açıcı, çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların mutlaka yemeleri gerekir. Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.</p>
<p><strong>EĞER MİDENİZ RAHATSIZSA</strong><br />
Tarçın: Mide yanmalarını ve kusma hissini alır.<br />
Hindistan cevizi: Sütlü içeceklere eklendiği zaman mideyi gevşetici ve gazını alıcı bir etki yaratır. Mide bulantılarını önler.<br />
Lahana: Mayalanma sırasında laktik asit üretir. Bu da sindirim sistemindeki zararlı bakterileri öldürerek sindirime yardımcı olur.</p>
<p><strong>GUT (DAMLA HASTALIĞI)</strong><br />
Hamsi: Omega-3 yağı açısından çok zengindir. Kolesterol seviyesini düşürür. Kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi ve dolayısıyla da felç geçirme riskini düşürür. Haftada en az 1 kez yemek gerekir. Kalp hastaları için bu miktar haftada 3-4 porsiyon olmalıdır.</p>
<p><strong>ADET SANCISI</strong><br />
Muz: İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır. Doğal bir ağrı kesici gibidir.<br />
Tarçın: Koli basilinin üremesini önler. Limon çayına balla birlikte eklenerek içildiğinde hem nezlenin yol açtığı boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.</p>
<p><strong>HAMİLELİK</strong><br />
Enginar: Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir. Düşük yağ oranı, sindirimi kolaylaştırıcı etkisi, antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.<br />
Böğürtlen: E vitamini içerir. Vücuttaki zararlı besin atıklarının temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur. Cenini korur.</p>
<p><strong>ÇÖLYAK HASTALIĞI</strong><br />
Kestane: Önemli bir enerji kaynağıdır. Kolayca sindirilebilir. Çölyak hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir. E ve B6 vitaminleri içerir. yağ oranları düşüktür.</p>
<p><strong>TİROİD</strong><br />
Midye: Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.</p>
<p><strong>FELÇ</strong><br />
Turunçgiller: C vitamini zengini turunçgiller içerdikleri flavonoid adlı antioksidanlar sayesinde atardamarların, kalbin zarar görmesini önlüyor. Portakal içerdiği folik asit, kalp dostu potasyum ve kalsiyum sayesinde sağlıklı alyuvar hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor.<br />
Hamsi: Kolesterolü düşüren ve kan pıhtılaşmasını önleyen Omega-3 bol bol var.</p>
<p><strong>ASTIM</strong><br />
Soğan: Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Kükürt bileşimleri atardamarların zarar görmesini önler. Soğan; kemik erimesine de iyi geliyor.</p>
<p><strong>ARTİRİT</strong><br />
Enginar: Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle artirit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor.</p>
<p><strong>STRES</strong><br />
Mayan kökü: Antivirüs etkisi vardır. Karaciğeri korur. Adrenalin salgılanmasını dengeler. Stresle başa çıkabilmek için gerekli olan kortizol hormonunu salgılatır.</p>
<p><strong>ÜLSER</strong><br />
Lahana: Ülseri olan kişiler için tonik, yani mideyi temizleyici etki yaratır. Yüksek oranda C vitamini içerir. Kırmızı lahana vücutta antioksidan özelliğe sahip A vitamini içerir. Kanseri önleyici etkiye sahiptir.Çiğ olarak salatalara katılması tavsiye edilir.</p>
<p><strong>KEMİK ERİMESİ</strong><br />
Kayısı: Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.<br />
Süt: Kalsiyum, protein, B2-A-E-D vitaminleri, folik asit, fosfor ve demir kaynağıdır. Kalsiyum, D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmek için çalışır. Bunların eksikliği kemikleri eritir.</p>
<p><strong>ARAÇ TUTMASI</strong><br />
Zencefil: Sindirime yardımcı olur. Mide bulantısını giderir. Enerjinizi artırır. Seyahatin ve otomobilde uzun süre gitmenin yol açtığı bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.</p>
<p><strong>CİLT SORUNLARI</strong><br />
Papatya: Bitkisel yağ ve kimyasallar içerir. Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir. Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.<br />
Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının neden olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.<br />
Portakal suyu: Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamını karşılar. İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur; cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesi önler.<br />
Portakal yağı:Susam yağıyla karıştırılarak kullanıldığında iyi bir cilt yağı elde edilir.Ayrıca;selülitli bölgelere portakal yağıyla masaj yapılması tavsiye edilir.</p>
<p><strong>LAKTOZ DAYANIKSIZLIĞI</strong><br />
Badem: Yüksek oranda kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, E vitamini, B2 vitamini, antioksidan içerir. Bu nedenle laktoz (süt şekeri) dayanıksızlığı bulunan ve günlük gıdalar yiyemeyen kişiler için badem ideal bir besin kaynağıdır.</p>
<p><strong>KALP</strong><br />
Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli.<br />
Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır.Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.<br />
Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür.Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.<br />
Çikolata: E vitamini, magnezyum ve demir; kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.<br />
Elma: Günde 5 adet yiyin.<br />
Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.<br />
Salatalık: Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık, kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir. Unutmadan ekleyelim. Salatayı soymadan yiyin. Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.<br />
Yumurta: Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelliği, kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.<br />
Sarımsak: Mutfağınızdan eksik etmeyin. En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak, sindirim sisteminden, kansere, kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar her şeye yaralı. Ancak hamileler dikkat olmalı. Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol açar. Günde bir diş yeter.<br />
Humus: E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.<br />
Kavun: Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15&#8242;ini karşılar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.<br />
Süt:Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A, E ve D vitaminleriyle fosfor deposu. Çocuk ve genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi tavsiye ediliyor.<br />
Şeftali: Bir şeftali, günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvanın koyu renklilerini tercih edin. Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi, kalp ve kansere karşı faydalıdır.<br />
Pirinç: E ve B12 dışında tüm B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.<br />
Tuz: Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler. Mide kanseri, kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir. İngiliz Sağlık Bakanlığı, halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu, aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı.<br />
Çay: Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.<br />
Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir. Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor.<br />
Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.<br />
Karpuz: Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80&#8242;nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum, kan dolaşımını sağlar</p>
<p><strong>KANSER</strong><br />
Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.<br />
Tahıllar: Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.<br />
Fasulye: Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de seks hormonlarını kuvvetlendirir.<br />
Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağladan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.<br />
Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir.<br />
Havuç: Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.<br />
Nohut: Yağ düzeyi düşük olan ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır, manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.<br />
İncir: Potasyum, demir ve kalsiyum içerir. Sindirim sistemine yardımcı olur. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor.<br />
Sarımsak: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.<br />
Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.<br />
Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür, şeker ve kalp hastaları için yararlıdır.<br />
Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.<br />
Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür; mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.<br />
Şeftali: Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının yüzde 50,sini karşılayabilir. Sindirimi kolaydır. Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir tanesinde 33 kalori vardır.<br />
Pirinç: Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır. E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç, kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini de azaltır.<br />
Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.<br />
Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.</p>
<p><strong>GÖZ</strong><br />
Mısır: Zeaksantin adlı bir bitkisel bileşim içerir.Bu madde yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluklarını azaltır.<br />
Ispanak: Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir.Pişirdikten sonra hemen tüketin; beklemesi halinde içindeki yararlı maddeler toksik maddelere dönüşebilir.</p>
<p><strong>BAĞIRSAK</strong><br />
Elma: Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime yardımcı olur. Sindirimi kolaylaştırır. Bağırsak sorunları çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici besin olarak nitelenirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/hangi-hastaliga-hangi-yiyecekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt  Maskeleri</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-maskeleri/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-maskeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 22:49:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt maskeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[Yüz Maskeleri Hakkında Yaralı Bilgiler Mevsim geçişlerinde; cildimiz kuruyup, nemsiz kalıp ve kan damarlarımız daha görünebilir hale gelebilir. Eksiksiz bir cilt temizlenmesi şu günlerde en önemli gerekliliktir ve bu konuda derinlemesine temizleyici bir maskeden daha iyi bir seçim olamaz. Yüz maskeleri, cildinize parlak bir görüntü verirken, daha genç ve sağlıklı görünmenizi de sağlar. Yüz Maskesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/cilt-maskeleri/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><img class="alignleft" src="http://img250.imageshack.us/img250/9716/maskerx6.jpg" alt="" /><strong>Yüz Maskeleri Hakkında Yaralı Bilgiler</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde; cildimiz kuruyup, nemsiz kalıp ve kan damarlarımız daha görünebilir hale gelebilir. Eksiksiz bir cilt temizlenmesi şu günlerde en önemli gerekliliktir ve bu konuda derinlemesine temizleyici bir maskeden daha iyi bir seçim olamaz. Yüz maskeleri, cildinize parlak bir görüntü verirken, daha genç ve sağlıklı görünmenizi de sağlar.</p>
<p><strong>Yüz Maskesi Nedir?</strong></p>
<p>Yüz maskesi erken yaşlanmayı önleyerek derimizin daha genç görünmesini sağlayan basit ve etkili dermo kozmetik bir işlemdir.Yüz maskesi aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırır, gözenekleri açar ve toksinleri atmaya yardımcı olur. Etkileri genellikle losyon veya temizleyicilerden daha kısa süre içinde daha çok göze çarpıcıdır.<br />
<span id="more-439"></span><br />
<strong>Yüz Maskesi Kullanmanın Yararları</strong></p>
<p>Yüz maskeleri sadece ruh ve bedeninizi şımartmazı aynı zamanda cildinizin daha sıkı, temiz ve ferah da olmasını sağlar. Evde uygulanan spalar gibi stres azaltıcı, daha iyi hissetmek ve duyulara ilişkin dinlenme gibi etkileri de vardır. Son sonuç ise; canlandırmak, dinlendirmek ve daha genç bir görüntüdür.<br />
Yüz maskelerinin en son olarak besleyici etkisi vardır çünkü nemlendirici veya güncel tedavilerden daha kalın, dolayısıyla daha etkilidir. Aynı zamanda fazla yağlanmayı, çevresel çöküntü ve kirliliğin etkilerini de önler. Uygulaması diğerlerinden (tonik,fırçalama,vs) daha yumuşaktır. Soğuk kış aylarında bile yumuşak bir cilde sahip olmanızı sağlar.</p>
<p><strong>Yüz Maskesini Ne Kadar Sıklıkta Kullanmalıyız?</strong></p>
<p>Cildin çok fazla kurumasını önlemek için ideal olan haftada bir kereden fazla kullanılmamasıdır. Maskeleri egzersiz gibi düşünün ayda bir egzersizle ne kadar yarar sağlarsınız ki? Eğer kontrol altına alamıyorsanız dert etmeyin, gayret göstermeniz gereken iki dönem var. Biri yaz sonu (güneşle birlikte cildin terlemesi), diğeri ise kış sonu (cildin donuk ve soluk olması) Sıcak ve ıslak bir bez ile maskeyi çıkartın, kibar bir şekilde temizleyin ve tertemiz aynı zamanda parlak bir cilde sahip olun.</p>
<p><strong>Cilt Tipim İçin En Uygun Maske Hangisidir?</strong></p>
<p>Eğer cildiniz yağlıysa, aşırı yağı emen kil veya çamur maskelerini öneriyoruz. Eğer kuruysa, yumuşak ve nemli maske tercih etmelisiniz. Eğer hassas bir cilt yapınız varsa, hafif ve jel şeklinde maske kullanmalısınız. Eğer ki karma bir cilt yapısına sahipseniz, cilt problemlerini ayırt edebilmek için birden fazla maske kullanmalısınız. New York dermatoloğu ve Beautiful Skin yazarı diyor ki; Bir kadının rehberi, her yaştaki en güzel görüntüsüdür diyor ve ekliyor, yanaklarınızın yumuşak kalması için nemlendirici formüllü maske kullanmalı ve iyi bir sonuç elde etmek için mutlaka uygun bir maske seçmelisiniz.</p>
<p><strong>Yüz Maskesi Nasıl Kullanılır?</strong></p>
<p>• Yüz ve boynunuzu yıkayın.<br />
• Göz ve dudaklarınıza koruyucu bir krem sürün.<br />
• Maskeyi yüz ve boynunuza uygulayın ve 20 dakikadan fazla bekletin.<br />
• Kaynamış su veya sodayla yüzünüzü yıkayın.<br />
• Nemlendirici krem uygulayın.</p>
<p>Yüze uygulanan maske ciltteki kirleri çıkarır, kan dolaşımını uyarır ve deriyi gerginleştirir. Karışımı hafif nemli cilde uygulayıp sonra ayakları baştan daha yukarı kaldırarak dinlenin; böylece yerçekimi kanın yüz derisine akmasını sağlar. Gözlerin önündeki torbacıklara serinletici olarak salaatlık ya da pamuk infüzyonlarını uygularsanız cildin emme yeteneğini artırmış olursunuz. Yüzdeki maskeyi ılık suyla çıkarmadan önce orada 20-30 dakika süreyle bırakın. Daha sonra işlem mürver çiçeği infüzyonu gibi gözenek kapayıcı ve nemlendirici ile bitirilir.<br />
Yüz maskeleri özellikle bir tahıl ya da kil bazlı öğe ile yapılmışsa yüzün cildini kızartabileceğinden, böyle maskeyi sosyal bir etkinliğe katılmadan önce uygulamayın.</p>
<p><strong>Yüz maskeleri için yararlı otlar</strong></p>
<p>• Normal ciltler için: Rezene, ardıç yemişi, aslanpençesi, ıhlamur çiçekleri, nane, ısırgan.<br />
• Kuru ve duyarlı ciltler için: Karakafesotu, damkoruğu, gülhatmi, ezilmiş keten ya da ayva tohumu (Bu tohum yumuşatıcı yapışkan bir sıvıyı içerir.)<br />
• Yağlı deriler için: Adaçayı, civanperçemi; 2 yemek kaşığı dövülmüş rezene ya da acı bakla tohumu deriyi pul pul edip dökmek ve gözenekleri arıtmak üzere.</p>
<p><strong>Yüz maskeleri için bitkisel olmayan öğeler</strong></p>
<p>Süt ürünleri yumuşatıcı ve hafif ağartıcı niteliklere sahiptir. 1 yemek kaşığı yararlı ot yerine 1 yemek kaşığı kaymaklı süt kullanabilirsiniz.</p>
<p>1 tatlı kaşığı balı iyileştirici nitelikleri nedeniyle katınız.</p>
<p>Limonun birkaç damla suyu cildin asit örtüsünü yenilemeye yardımcı olacaktır.</p>
<p>Kuru ciltler için bir yumurtanın sarısını, yağlı ciltler için çırpılmış yumurta akını da ekleyin.</p>
<p>Ezilmiş salatalık, çilek, domates, limonun suyu ve greyfurt suyu da büzücü olarak iyidir. Avokado ve olgun şeftali ise, güçlü nemlendiricilerdir.</p>
<p><strong>Yeşil yararlı otlar maskesi</strong></p>
<p>Aşağıdaki otlardan herhangi biri yeşil yararlı ot maskesi yapımında kullanılabilir. İki avuç dolusu taze yararlı ot yaprağı ya da 3 yemek kaşığı kuruları (bunlar bir gece kaynar suya bastırılmış olmalıdır) alın. Buna 2 yemek kaşığı damıtık su ya da maden suyunu ekleyin. Ve bu karışımı mikserde yüksek hızla birkaç saniye içinde sıvı durumuna getirin.<br />
Bu işlem oldukça sulu bir karşımı meydana getirir. Ama, bir küvette ya da havlu üzerinde yatarsanız sakınca yaratmadan yüze uygulanabilir. Eğer karışımı biraz katılaştırmak isterseniz, bir parça kil ya da badem ezmesi ekleyerek istediğiniz katılığı elde edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Krem halindeki yüz maskeleri</strong></p>
<p>Yulaf ezmesi, badem ezmesi ya da kil tek başına veya karışık olarak yüz maskesinin temel taşıyıcısını oluştururlar. Bunların hepsinin ciltteki kirleri çıkarma yeterliliği bulunmaktadır.<br />
2 yemek kaşığı temel taşıyıcıya 2-3 yemek kaşığı güçlü yararlı ot infuzyonunu veya meyve sıkıcısı ile elde ettiğiniz yararlı ot suyunu ekleyin.</p>
<p><strong>Gözenekleri derinden temizleyen maske</strong></p>
<p>• 1 tatlı kaşığı balmumu<br />
• 1 yemek kaşığı lanolin<br />
• 50 ml. gülsuyu<br />
• 1 yemek kaşığı kil</p>
<p>İsteğe bağlı ek: 1 tatlı kaşığı İrlanda sosunu ya da ayva veya badem ezmesi</p>
<p>1.Kısık ateşte balmumu ve lanolini bir arada eritirken kaşıkla sürekli karıştırın.</p>
<p>2.Karışımı ateşin üzerinden alıp gülsuyu katarak soğuyana dek kaşıkla karıştırmayı sürdürün.</p>
<p>3.Kili (ve isteğe bağlı ekleri) de katın. Yumuşak bir macun elde edinceye kadar kaşıkla karıştırmaya sürdürün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-maskeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyni besleyen sebzeler</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/beyni-besleyen-sebzeler/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/beyni-besleyen-sebzeler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 13:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[Batılı uzmanların yaptığı son araştırmalar, zekâ gelişiminin genetikten çok büyük oranda doğru beslenmeye bağlı olduğunu ortaya koyuyor Düzenli ve doğru beslenmenin fiziksel gelişim üzerindeki olumlu etkileri tartışma götürmezken, beyin sağlığı ve beynin gelişimi üzerinde de büyük etkileri olduğu beslenme uzmanları tarafından kabul ediliyor. &#8220;Zekânın Besinleri&#8221; adlı bir kitap yayımlayan Fransız diyet uzmanı Jean Marie Bourre, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/beyni-besleyen-sebzeler/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p><a title="beyin.jpg" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/beyin.jpg"><img style="width: 252px; height: 183px;" src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/beyin.jpg" alt="beyin.jpg" width="252" height="183" align="left" /></a>Batılı uzmanların yaptığı son araştırmalar, zekâ gelişiminin genetikten çok büyük oranda doğru beslenmeye bağlı olduğunu ortaya koyuyor<br />
Düzenli ve doğru beslenmenin fiziksel gelişim üzerindeki olumlu etkileri tartışma götürmezken, beyin sağlığı ve beynin gelişimi üzerinde de büyük etkileri olduğu beslenme uzmanları tarafından kabul ediliyor.</p>
<p>&#8220;Zekânın Besinleri&#8221; adlı bir kitap yayımlayan Fransız diyet uzmanı Jean Marie Bourre, zekânın gelişiminin salt genetik unsurlara bağlı olmadığını, hatta büyük bir oranda beslenmeye bağlı olduğunu söylüyor. İşte Bourre&#8217;un önerdiği akıllı besinlerden bazıları&#8230;</p>
<p><strong>İyi görmek için havuç ve ciğer yiyin:</strong><br />
A, E, C vitaminleri açısından oldukça zengin olan havuç, iyi görmek için vazgeçilmez bir gıda. Beslenme uzmanları hindi veya dana ciğerinde bulunan A vitamininin, görme üzerindeki olumlu etkilerinin yanı sıra uyku bozuklukları ve deri hastalıklarına da iyi geldiğini söylüyor.<span id="more-596"></span></p>
<p><strong>Tat alma duyusu için istiridye</strong><br />
Tat alma duygusunu canlı tutan en büyük elementin çinko olduğunu belirten uzmanlar, çinkonun istiridyede yüksek miktarda bulunduğunu belirtiyor. Uzmanlar, istiridye ile birlikte peynir ve kümes hayvanı ciğerini de tavsiye ediyor.</p>
<p><strong>İyi bir hafıza için B9 ve B12</strong><br />
İyi bir hafızaya sahip olmak istiyorsanız B9 vitaminini sakın unutmayın. Kümes hayvanlarında, dana ciğerinde, buğdayda, yumurta sarısında, ıspanakta ve fındıkta bol miktarda bulunan B9, kandaki oksijen miktarını da düzenliyor. Ayrıca buğday ve somon balığında bulunan B6 vitamini ile balık, yumurta ve bütün etlerde bulunan B12 hafızanın yanısıra yaşlılığı da geciktiriyor.</p>
<p><strong>Kreten hastalığına karşı iyot</strong><br />
Çocuklarda görülen zekâ gelişiminin gecikmesine tıp dilinde Kreten hastalığı adı veriliyor. Bu hastalığın en iyi ilacıysa iyot. Başta midye, istiridye olmak üzere bütün deniz ürünlerinden düzenli olarak tadılması gerekiyor. Guatr hastalığına bire bir gelen iyotun hamile kadınlar tarafından da bolca alınması gerekiyor.</p>
<p><strong>Beyin yorgunluğuna karşı E vitamini<br />
</strong>E vitamini beyinsel yorgunluğa karşı etkili oluyor. E vitamininin, oksijene bağlı zehirlenmeleri de beyinden arındırdığı ve yaşlılığı geciktirdiği belirtiliyor. Buğday, zeytin, fındık, koza yağlarında, rezene, yumurta sarısında bulunan E vitamininin yanısıra taşmantarı, ton balığı, midye, istiridye, balık ve dana ciğerinde bulunan selenyum minerali de yaşlılığa ve beyin yorgunluğuna karşı etkili.</p>
<p><strong>Konsantrasyon için ekmek gerek<br />
</strong>Beyin için glükozlar vazgeçilmez. Ekmek, pirinç, makarna ve mercimekte bulunan glükozların en yararlısı ekmek ve makarnada olanı. Mide tarafından yavaş yavaş eritilen ekmek ve makarnadaki glükozların vücudun bütün organlarına doğru bir şekilde dağıtıldığını kaydeden uzmanlar, peynir ve salam gibi gıdalarla alınması durumunda ekmekte var olan glükozların daha doğru bir şekilde dağılacağının altını çiziyor.</p>
<p><strong>Depresyona karşı B1 vitamini<br />
</strong>Uzmanlar, derin psikolojik rahatsızlıklara, depresyona ve gerginliğe karşı B1 vitaminini tavsiye ediyor. Buğday, salam, kuru mercimek ve hayvan böbreklerinde bol miktarda bulunan B1 vitaminine ilaveten kümes hayvanlarıyla dana ciğerinde yüksek miktarlarda bulunan B3 vitamininin de mutlaka alınması gerekiyor.</p>
<p><strong>Yorgunluğun düşmanı demir<br />
</strong>Yapılan bilimsel araştırmalar sayesinde çocukların okuldaki başarısızlığının demir eksikliğiyle orantılı olduğu ortaya çıktı. Kuzu, dana ve kümes hayvanı ciğerinde bulunan demir ile giderilen beyinsel yorgunluk, fiziksel yorgunluğu da gideriyor.</p>
<p><strong>Beyin için C vitamini vazgeçilmez<br />
</strong>Biber, maydonoz, lahana, kivi, çilek, portakal gibi meyve ve sebzelerde bolca bulunan C vitamininin insan beyni için vazgeçilmez olduğunu belirten uzmanlar, beyin metabolizmasının sağlığı, sinirler arası dengenin sağlanması ve tüm beyinsel fonksiyonların düzenli olarak işlemesi için bolca C vitamini öneriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/beyni-besleyen-sebzeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasta Hakları&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/hasta-haklari/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/hasta-haklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 20:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gerekli bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hasta hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=635</guid>
		<description><![CDATA[HASTA HAKLARI Günümüzde pek çok kişinin, bir hizmet dalı olan sağlık sektöründen genel beklentileri artmış ve bu gereksinimi karşılayabilmek için bir çok hastanede artık &#8220;hasta hakları bölümleri&#8221; kurulmuştur. İşte bunlar da bilmeniz gereken haklarınız&#8230; (Ancak, hasta olarak bilmeniz gereken haklar yanında muayene için gittiğiniz hekimin de bir takım hak ve sorumlulukları olduğunu unutmamalıyız&#8230;) Bir sağlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/hasta-haklari/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>HASTA HAKLARI</p>
<p>Günümüzde pek çok kişinin, bir hizmet dalı olan sağlık sektöründen genel beklentileri artmış ve bu gereksinimi karşılayabilmek için bir çok hastanede artık &#8220;hasta hakları bölümleri&#8221; kurulmuştur.</p>
<p>İşte bunlar da bilmeniz gereken haklarınız&#8230; (Ancak, hasta olarak bilmeniz gereken haklar yanında muayene için gittiğiniz hekimin de bir takım hak ve sorumlulukları olduğunu unutmamalıyız&#8230;)</p>
<p>Bir sağlık kuruluşuna, sağlık hizmeti almak için başvuran herkesin;<br />
<span id="more-635"></span><br />
1. Hizmetten genel olarak faydalanma<br />
Adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanmaya,</p>
<p>2. Eşitlik içinde hizmete ulaşma<br />
Irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet almaya,</p>
<p>3. Bilgilendirme<br />
Her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu öğrenmeye,</p>
<p>4. Kuruluşu seçme ve değiştirme<br />
Sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirmeye ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya,</p>
<p>5. Personeli tanıma, seçme ve değiştirme<br />
Sağlık hizmeti verecek ve vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye, seçme ve değiştirmeye,</p>
<p>6. Bilgi İsteme<br />
Sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü veya yazılı olarak istemeye,</p>
<p>7. Mahremiyet<br />
Gizliliğe uygun olan bir ortamda her türlü sağlık hizmetini almaya,</p>
<p>8. Rıza ve İzin<br />
Tıbbi müdahalelerde rızanın alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya,</p>
<p>9. Reddetme ve durdurma<br />
Tedaviyi reddetmeye ve durdurulmasını istemeye,</p>
<p>10. Güvenlik<br />
Sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya,</p>
<p>11. Dini vecibelerini yerine getirebilme<br />
Kuruluşun imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye,</p>
<p>12. Saygınlık görme<br />
Saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli sağlık hizmeti almaya,</p>
<p>13. Rahatlık<br />
Her türlü hijyenik şartlar sağlanmış, gürültülü ve rahatsız edici bütün etkenler giderilmiş bir ortamda sağlık hizmeti almaya,</p>
<p>14. Ziyaret<br />
Kurum ve kuruluşlarca belirlenen usül ve esaslara uygun olarak ziyaretçi kabul etmeye,</p>
<p>15. Refakatçi bulundurma<br />
Mevzuatın, sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde ve tabibin uygun görmesi durumunda refakatçi bulundurmayı istemeye,</p>
<p>16. Müracaat, şikayet ve dava hakkı<br />
Haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türle başvuru, şikayet ve dava hakkını kullanmaya,</p>
<p>17. Sürekli hizmet<br />
Gerektiği sürece sağlık hizmetlerinden yararlanmaya<br />
HAKKI VARDIR.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/hasta-haklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitki çayları</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/bitki-caylari/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/bitki-caylari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 20:03:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/bitki-caylari/</guid>
		<description><![CDATA[Bitki çayı nasıl hazırlanır&#8230; Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/bitki-caylari/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>Bitki çayı nasıl hazırlanır&#8230;</p>
<p>Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınızda (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>Ihlamur: </strong>Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.<br />
<span id="more-922"></span><br />
<strong>Yogi Çayı:</strong> Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.</p>
<p><strong>Isırgan:</strong> Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.</p>
<p><strong>Biberiye:</strong> Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.</p>
<p><strong>Rezene:</strong> Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.</p>
<p><strong>Hindiba:</strong> Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.</p>
<p><strong>Nane:</strong> Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.<br />
<strong>Kekik:</strong> Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.</p>
<p><strong>Zencefil:</strong> Ayurveda ve Çin Tıbbı&#8217;nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı, bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mı, temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.</p>
<p><strong>Adaçayı:</strong> Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.</p>
<p><strong>Elma:</strong> Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/bitki-caylari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İBB Sağlık ve Sosyal Hizmetleri&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/ibb-saglik-ve-sosyal-hizmetleri/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/ibb-saglik-ve-sosyal-hizmetleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 16:35:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gerekli bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/ibb-saglik-ve-sosyal-hizmetleri/</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Sağlık ve Sosyal Hizmetlerinin bazıları hakkında bilgiler 1-Evde Sağlık Hizmeti: Evde Sağlık Nedir? Hasta, yaşlı, engelli, kronik rahatsızlığından dolayı bakıma muhtaç kişilere, aileleri ile yaşadıkları ortamda, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, eğitimli ve tecrübeli sağlık ekibi (doktor, hemşire, fizyoterapist vb…) tarafından muayene, tedavi, takip ve bakım hizmetleri sunuluyor. “ALO 153” Beyaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.erguvanim.net/blog/ibb-saglik-ve-sosyal-hizmetleri/&amp;layout=standard&amp;show_faces=1&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;font=" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:30px"></iframe><p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Sağlık ve Sosyal Hizmetlerinin bazıları hakkında bilgiler</p>
<p><strong>1-Evde Sağlık Hizmeti:</strong></p>
<p><strong>Evde Sağlık Nedir?</strong><br />
Hasta, yaşlı, engelli, kronik rahatsızlığından dolayı bakıma muhtaç kişilere, aileleri ile yaşadıkları ortamda, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, eğitimli ve tecrübeli sağlık ekibi (doktor, hemşire, fizyoterapist vb…) tarafından muayene, tedavi, takip ve bakım hizmetleri sunuluyor.</p>
<p>“ALO 153” Beyaz Masa Hattını arayarak veya www.ibb.gov.tr adresinde bulunan “<a href="http://application2.ibb.gov.tr/SaglikForm/frmEvdeSaglik.aspx">Evde Sağlık Başvuru Formu</a>”nu doldurarak faydalanabilirsiniz.(sanırım site yenilendiği için link şu an açılmıyor kısa zamanda sorunun giderilmesini umarak linki ekliyorum)<br />
Başvurular doğrultusunda, evlere ziyarete giden ekip, hastaların evde muayenesini yapıp tedavi yöntemi belirleyip hastalığı takibe alıyor ve gerekli yönlendirmeleri yapıyor.</p>
<p>Sosyal güvencesi olmayan yaşlı, yatalak, tıbben başkasının bakımına muhtaç fakir hastalar, herhangi bir tedavi gerektirmeyen ancak kendine bakamayacak, günlük aktivitelerini tek başına yapamayacak durumda olan bakıma muhtaç kişiler yararlanabiliyor. Tabi İstanbul’da oturuyor olmaları gerekiyor.<br />
<span id="more-981"></span><br />
<strong>2- Kadın ve Aile Sağlığı Hizmeti</strong></p>
<p>İstanbul’da yaşayan kadınların sağlığını korumak, onları bilinçli hale getirmek ve kemik erimesi, meme kanseri, rahim ağzı kanseri gibi kadınlarda sık görülen hastalıkların erken teşhisine yardımcı olmak amacıyla hayata geçirilen bir sağlık tarama ve eğitim hizmeti sunuluyor.</p>
<p>İstanbul genelinde 30 Kadın ve Aile Sağlığı ve 2 Görüntüleme Merkezi ile ücretsiz olarak hizmet verilmektedir.Bu hizmetten yararlanabilmek için “ALO 153” hattından randevu alabilirsiniz.<br />
Merkezlerin adres ve telefon numaralarını daha önce <a href="http://www.erguvanim.net/blog/istanbul-kadin-ve-aile-sagligi-merkezleri/">burada</a> yayınlamıştık.</p>
<p><strong>3- Gezici Sağlık Hizmetleri</strong></p>
<p>Sağlık kurumlarına ulaşamayan kimseler için tıbbi donanıma sahip 2 tır ile üç doktor, üç hemşire, bir laborant, iki kayıt personeli ve iki yardımcı personel olmak üzere toplam 11’er kişiden oluşan gezici sağlık uygulaması.</p>
<p>Sağlık taramalarında ilaç tedavisi gerekli görünen ve herhangi bir sosyal güvencesi bulunmadığı tespit edilen vatandaşlara ilaç yardımı da yapılmaktadır.</p>
<p>İleri tetkik ve tedavi gereken durumlarda sosyal güvencesi olmayan hastalar, Belediyenin Şehzadebaşı Polikliniği’ne veya Evde Sağlık Hizmetleri’ne yönlendiriliyor.</p>
<p><strong>4- Yaşam Evleri (Cep Darulacezeleri)</strong><br />
Yaşlıların alıştıkları sosyal ortamlarından, mahallelerinden, semtlerinden koparılmadan ihtiyaçlarının giderilmesi ve bakımlarının yapılması amacı ile Kayışdağı Darülaceze Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen proje.</p>
<p>Darülaceze’de kalma şartlarına sahip olan kişiler evlere yerleştirilerek, sosyal bir çevrede yaşamlarını sürdürmeleri sağlanıyor. Sakinlerin, Darülaceze kampüsünde alacakları tüm hizmetlerden yararlanabilecekleri şekilde düzenlenen Cep Darülaceze evlerinin kiraları ve her türlü ihtiyacı Darülaceze Müdürlüğü tarafından karşılanıyor.</p>
<p>Darülaceze İletişim Bilgileri<br />
Tel : (216) 471 34 60 pbx<br />
Fax : (216) 471 34 67</p>
<p>Toplu ziyaret ve randevu için:<br />
Tel: (216)471 34 60<br />
8624�8625 dahili<br />
Müracaat Tel:(216) 471 34 60<br />
8590-8592 dahili</p>
<p>Adres:<br />
Kayışdağı Caddesi No:233<br />
Kadıköy / İstanbul<br />
<a href="http://sehirrehberi.ibb.gov.tr/MapForm.aspx?&amp;rw=233&amp;cl=437&amp;scl=8&amp;cx=104811&amp;cy=92025">Kayışdağı Darulaceze Adres krokisi için tıklayınız</a></p>
<p><a href="mailto:darulaceze@ibb.gov.tr">darulaceze@ibb.gov.tr</a></p>
<p><strong>5- Sokak Çocukları Projesi</strong></p>
<p>İSMEM (İstanbul Gençlik Rehabilitasyon ve Meslek Edindirme Merkezi)</p>
<p>Sokakta yaşayan ve yaşama riski altında bulunan gençlere hizmet vermek amacıyla 2003 yılında kurulan İSMEM, 2006 yılından itibaren İstanbul Darülaceze Müdürlüğü çatısı altında hizmet vermektedir.</p>
<p>İSMEM’in amacı, 15-25 yaş arası, sokakta yaşayan, toplum ya da aile tarafından ihmal edilmiş, süregelen madde bağımlılığı olmayan erkeklere meslek edindirip işe yerleştirmek; zarar veren ve tüketen bireylerden, yaşadıkları topluma katkısı olan bireyler yetiştirmek.</p>
<p>Kurumda kalan gençlerin barınma ve temel ihtiyaçlarının yanı sıra eğitim, sosyal etkinlik, ulaşım gibi tüm giderleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanıyor.</p>
<p>Kimlere Hizmet Verilir?<br />
14 yaşını doldurmuş veya ilköğretimi bitirmiş ve 25 yaşından gün almamış olan,<br />
İstanbul il sınırları içinde yaşayan,<br />
Sokakta yaşayan veya sokağa düşme riski bulunan,<br />
Madde bağımlısı olmayan, madde bağımlılığından kurtulmuş olan veya tedaviye istekli olan,<br />
Bulaşıcı hastalığı bulunmayan,<br />
Meslek eğitimi almak için fiziksel ve/veya ruhsal yetersizliği bulunmayan,<br />
Merkezde kalmayı, meslek edinmeyi ve eğitim almayı kabul eden kişiler bu hizmetten yararlanabiliyor.</p>
<p>İsmem Adres:<br />
Esra Sok. Aydınlı koyu<br />
Tuzla- İstanbul<br />
(Mezbahane Arkası)<br />
e-mail: <a href="mailto:ismem@ibb.gov.tr">ismem@ibb.gov.tr</a><br />
Telefon ve Faks: (216) 393 68 86</p>
<p><strong>6- Sosyal Yardımlar</strong></p>
<p>İstanbul’da yaşayan ihtiyaç sahibi yoksul ailelere maddi ve tıbbi yardım yapılıyor.<br />
<em>İhtiyaç sahibi insanların mahalle muhtarlarından alacakları fakirlik belgesi, ikametgâh, nüfus cüzdan fotokopisi ve durumlarını anlatan bir dilekçe ile müdürlüğe şahsen başvurmaları gerekiyor.</em> Yapılan başvuru yerinde incelemeler yapıldıktan sonra ihtiyaç sahipleri ve ihtiyaçları tespit edilip gerekli yardım yapılıyor.</p>
<p><strong>Yardım Sandığı</strong><br />
<em>Mahalle muhtarından alacakları fakirlik belgesi, ikametgâh belgesi, kimlik fotokopisi ve sıkıntılarını ifade eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı&#8217;na hitaben yazılmış bir dilekçe ile bizzat müracaat edilmesi gerekiyor.</em> Bilgisayar ortamına aktarılan müracaatlar, müdürlük personeli tarafından yerinde incelenme yapıldıktan sonra Değerlendirme Kurulu tarafından uygun bulunan şahıslara randevu verilerek gerekli yardım yapılıyor.</p>
<p>Sosyal güvencesi veya yeşil kartı olmayan, mağduriyetlerini muhtarlıklardan aldıkları fakirlik belgesi ile belgeleyen ve ilaç yardımı talep eden kişilerin istekleri ise,imkanlar ölçüsünde karşılanıyor.Sürekli ilaç kullanma mecburiyetiniz var ise Sağlık Kurulu Raporları ile başvurmanız gerekiyor.</p>
<p><strong>Yardım Kuponu</strong><br />
“Bir elin yaptığı iyilikten diğer elin haberi olmaması” ilkesinden yola çıkarak mümkün olduğu kadar çok vatandaşa yardım etmek için uygulanan projede kupon sistemi uygulanmaktadır. Kolilerle yapılan gıda yardımlarının yerine geçen bu kupon sistemi ile ihtiyaç sahipleri istedikleri ürünü seçme hakkına sahipler. İhtiyaç oranlarına göre gruplandırılan yoksul ailelere bu yardımlar periyodik olarak ulaştırılıyor.</p>
<p><em>Alışveriş kuponu ve diğer sosyal hizmetlerden yararlanmak için 0212 444 00 93 numaralı telefonu arayabilirsiniz.</em></p>
<p>Tabii Büyükşehir Belediyesinin hizmetleri bunlarla bitmiyor.<br />
Özürlüler(İSÖM) hizmetleri, eğitim yardımları, kadın koordinasyon merkezi, ilaçlama, hıfzıssıhha, veteriner hizmetleri ve su ürünleri hali gibi projeleri var. Burada en çok ihtiyaç duyulabilecek projeleri özetlemek istedim. Bu hizmetlerle ilgili geniş bilgilere Büyükşehir Belediyesi web sitesinin <a href="http://application2.ibb.gov.tr/SaglikveSosyalHizmetler/index.html">sağlık ve sosyal hizmetler</a> bölümünden ulaşabilirsiniz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/ibb-saglik-ve-sosyal-hizmetleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

