<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erguvanim &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.erguvanim.net/blog/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erguvanim.net/blog</link>
	<description>BUGÜN YENİ BİR GÜN...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 09:01:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Altın Çilek</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/altin-cilek/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/altin-cilek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 10:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Çilek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=3756</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle Güney Amerika&#8217;dan ithalatı yapılan &#8216;Altın Çilek&#8221; kurutulması çok zor bir ürün olması özelliği ile ön plana çıkıyor. Yeşil olarak Türkiye&#8217;nin her yöresinde yetiştirilebilen &#8216;Altın çilek&#8217; ve halk arasında &#8220;Yer kirazı&#8221; olarak da biliniyor. Altın Çilek&#8217;in faydalar ise şunlar olduğu öne sürülüyor: - Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir. - Kilo vermeye yardımcı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Güney Amerika&#8217;dan ithalatı yapılan &#8216;Altın Çilek&#8221; kurutulması çok zor bir ürün olması özelliği ile ön plana çıkıyor. Yeşil olarak Türkiye&#8217;nin her yöresinde yetiştirilebilen &#8216;Altın çilek&#8217; ve halk arasında &#8220;Yer kirazı&#8221; olarak da biliniyor.</p>
<p>Altın Çilek&#8217;in faydalar ise şunlar olduğu öne sürülüyor:</p>
<p>- Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir.</p>
<p>- Kilo vermeye yardımcı ve son derece faydalı bir meyvedir.</p>
<p>- Diyabet ( şeker) hastalarına faydalı olduğu gözlemlenmiştir.</p>
<p>- Antioksidan oranı yüksektir.<br />
<span id="more-3756"></span></p>
<p>- Kalp,verem ve idrar yolu hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.</p>
<p>- C,B1,B2,B3 ve keroten gibi vitamin ve mineraller bakımından çok zengin bir meyvedir.</p>
<p>- Potasyum değeri çok yüksek bir meyvedir.</p>
<p>- Kalsiyum değeri aşırı zengin olduğundan okul öncesi çocukların gelişiminde çok etkilidir.</p>
<p>- Metabolizmanın hızlı çalışmasına katkıları olduğu bilinmektedir.</p>
<p>- Kan dolaşımını düzenlemede pozitif etkileri vardır.</p>
<p>- İdrar söktürmeye faydaları vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/altin-cilek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zinde bir beyne sahip olmak için 11 kural…</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/zinde-bir-beyne-sahip-olmak-icin-11-kural/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/zinde-bir-beyne-sahip-olmak-icin-11-kural/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 10:17:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=784</guid>
		<description><![CDATA[Unutkanlık herkesin en büyük düşmanlarından biri. Aklımızı daha iyi kullanmak ve unutkanlığı azaltmak elimizde. Peki nasıl yapabiliriz bunu? Tabii ki sağlığımıza dikkat ederek. Unutkanlık sorunu, yaşlanan insanın en önemli korkularındandır. Özellikle 50′li yaşlar sonrasında ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları birbirine karıştırılır. Orta yaşlıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder. Hemen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#6db24c"><strong>Unutkanlık herkesin en büyük düşmanlarından biri. Aklımızı daha iyi kullanmak ve unutkanlığı azaltmak elimizde. Peki nasıl yapabiliriz bunu? Tabii ki sağlığımıza dikkat ederek. </strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>Unutkanlık sorunu, yaşlanan insanın en önemli korkularındandır. Özellikle 50′li yaşlar sonrasında ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları birbirine karıştırılır.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>Orta yaşlıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder. Hemen belirtelim! Bunların çoğu küçük ve hoş unutkanlıklardır. Hayatı tatlandıran ve keyif katanlar biraz da bu nükteli olaylardır!</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>Belleği güçlü tutmanın pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda kuralı var. Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını şöyle sıralıyor:</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>1– Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına alın. Kalbiniz için kötü olanın beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.</strong></font><br />
<span id="more-784"></span><br />
<font color="#6db24c"><strong>2– Alkolü azaltın. Erkeklerin iki, kadınların bir ölçüden (bir ölçü içkiyi ‘bir bardak şarap’ olarak Kabul edebilirsiniz) daha fazla alkol kullanması beyin hücrelerini tahrip etmektedir.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>3– İyi ve kaliteli uyku uyuyun. İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir. Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>4– Stresinizi iyi yönetin. Ölçülü ve kontrollü stres dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkati sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte, kortizol hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar geliştirmektedir.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>5- Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>6- Tembelliği bırakın. Zihinsel faaliyetlerinizi sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın. Televizyon karşısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal sağlığınızı DA kötü yönde etkiler.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>7- Her gün egzersiz yapın. Günde 30-45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, iş saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalışın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli ve ılımlı egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>8- Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin. Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komşu, eş dost tavsiyeleri ile başlamayın.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>9- Reçetesiz satılan ilaçları rastgele yutmayın. Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz bitkisel ürünlerin (valerianlar), besin desteklerinin (melatonin) ve diğerlerinin (hüperzin, Sam’e) beyin hücrelerinizi üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları bozabileceğini unutmayın. Antihistamik- antialerjik ilaçları özellikle alüminyum içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konuşmadan uzun süre kullanmayın.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>10- Vitaminlerden yararlanın. E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri oksitlenmekten koruyan güçlerinden faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini, özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de yaşlılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini hatırlayın.</strong></font></p>
<p><font color="#6db24c"><strong>11- Hayata bağlı kalın. Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu koruma ve güçlendirmeye bakın. Aileniz, dostlarınız, işiniz, hemşerilik ve vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın. İnsanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalışın. İyi sosyal ilişkileri olan yaşlılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını hafifletmeye yardımcı oluyor.</strong></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/zinde-bir-beyne-sahip-olmak-icin-11-kural/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının yumurtlama anı görüntülendi…</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/kadinin-yumurtlama-ani-goruntulendi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/kadinin-yumurtlama-ani-goruntulendi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 13:56:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1323</guid>
		<description><![CDATA[İlk defa bir insanın yumurtlama anı görüntülenmiş. Kadın hastalıkları uzmanı Dr. Jacques Donnez&#8217;in 45 yaşındaki Belçikalı bir hastasına rahim ameliyatı yaptığı sırada tesadüfen gerçekleşen yumurtlama filme alınmış Belçika&#8217;da bir kadın hastanın olağan ameliyatı sırasında, tesadüfen yumurtlama anı ilk kez görüntülendi. Nokta işareti büyüklüğündeki yumurtanın yumurtalıktan çıkma süresi ise 15 dakikada tamamlanmış. Şimdiye dek yalnızca hayvanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://img78.imageshack.us/img78/7387/yumurtaiy3.jpg" alt="" /></p>
<p>İlk defa bir insanın yumurtlama anı görüntülenmiş. Kadın hastalıkları uzmanı Dr. Jacques Donnez&#8217;in 45 yaşındaki Belçikalı bir hastasına rahim ameliyatı yaptığı sırada tesadüfen gerçekleşen yumurtlama filme alınmış</p>
<p>Belçika&#8217;da bir kadın hastanın olağan ameliyatı sırasında, tesadüfen yumurtlama anı ilk kez görüntülendi.</p>
<p>Nokta işareti büyüklüğündeki yumurtanın yumurtalıktan çıkma süresi ise 15 dakikada tamamlanmış.</p>
<p><span id="more-1323"></span></p>
<p>Şimdiye dek yalnızca hayvanların yumurtlamasını ayrıntılı bir biçimde görüntülenmesi isan yumurtlamasının ise ilk defa görüntülenmesi bilim adamların araştırmalarına ışık tutacağa benziyor.<br />
<em><br />
</em><strong>Not:</strong> Bugün okuduğum bir haberde; <em>Almanya&#8217;da yaşayan Türk Doktor jinekolog İsmet Turanlı, kadının yumurtlama anını Dr. Jacques Donnez&#8217;den önce kendisinin, 1960 yılında görüntülediğini iddia etti.</em></p>
<p><em>Turanlı, &#8220;Ben bunu 1960 yılında Profesör Frangenheim ile laparoskopi üzerinde çalışırken görüntüledim. Çocuğu olmayan hanımlarda hormon sitolojisiyle yumurtlamanın ne zaman olacağını aşağı yukarı kestiriyorduk.</em></p>
<p><em>Bu sırada yumurtlamanın olduğu anı laparoskopi sırasında kaydettik ve Alman Jinekoloji Kongresi&#8217;nde tebliğ ettik. Birçok profesör de bu görüntüleri alıp derslerinde gösterdi&#8221; dedi.</em></p>
<p><img src="http://img364.imageshack.us/img364/7569/yumurta2sj7.jpg" alt="insan yumurtası" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/kadinin-yumurtlama-ani-goruntulendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan ayında beslenme&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/ramazan-ayinda-beslenme/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/ramazan-ayinda-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 23:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=539</guid>
		<description><![CDATA[Beslenme tipi ile saatlerinin değişmesi ve hareketin azalması nedeniyle Ramazan ayında kilo almak kaçınılmaz hale geliyor. Ancak uzmanların önerdiği dengeli beslenme yöntemiyle şişmanlamak bir yana, kilo bile verilebiliyor. Ramazan ayının gelişiyle birlikte oruç tutanların günlük beslenme şekli birdenbire değişiverir. Genelde 3 öğünden ibaret olan günlük beslenme 2 öğüne düşerken özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="pide_k.jpg" href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/pide_k.jpg"><img src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2007/09/pide_k.thumbnail.jpg" alt="pide_k.jpg" align="left" /></a>Beslenme tipi ile saatlerinin değişmesi ve hareketin azalması nedeniyle Ramazan ayında kilo almak kaçınılmaz hale geliyor. Ancak uzmanların önerdiği dengeli beslenme yöntemiyle şişmanlamak bir yana, kilo bile verilebiliyor. Ramazan ayının gelişiyle birlikte oruç tutanların günlük beslenme şekli birdenbire değişiverir.<br />
<span id="more-539"></span><br />
Genelde 3 öğünden ibaret olan günlük beslenme 2 öğüne düşerken özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı ve börek tüketimi artar. Buna karşılık meyve, sebze ve beyaz et tüketimi azalır. Oysa ki ister 3 öğün, isterseniz 2 öğün yiyin; günlük almanız gereken karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve mineral oranları hep aynı olmalıdır.Dengeli beslenerek &#8216;Ramazan ayında hiç diyet olur mu?&#8217; diyenlere yanıtımız: Evet. Bir günde almanız gereken besin değerlerini iftar ve sahura akıllı bir şekilde bölüştürerek sağlıklı bir şekilde kilo verebilirsiniz. Bunun için Ramazan&#8217;da sıkça yapılan beslenme hatalarından kaçınmalısınız. Bahar Tıp Merkezi Uzman Doktoru M. Ali Çelebi, beslenme hatalarını şöyle sıralıyor: &#8216;İftarda boş mideye birden yüklenip hızlı ve çok yemek midede ağırlık, yanma, bulantı, gaz ve kabızlık gibi sorunlara yol açıyor; yemek esnasında su içmek sindirimi güçleştiriyor. İftarda ağır yemekler yiyip sahura kalmamak mideyi zorluyor.&#8217;Az ama sık yemeği ve iftar ile sahur öğünlerini 3-4 öğüne paylaştırmayı öneren John F. Kennedy Hastanesi Diyetisyeni Selçuk Yurttaş ise oruç tutarken kilo almamak için öncelikle dengeli beslenmenin ve besin değeri yüksek olan kaliteli besinlerin önemine değiniyor. Yurttaş&#8217;a göre oruca 1 bardak su ve iftariyeliklerle başladıktan sonra bir kâse çorba içip ara verilmeli; daha sonra hafif bir sebze yemeği, ızgara et, yoğurt ve salata ile devam edilip sahura kadar bol su içilmeli ve meyve yenmeli. Diyetisyen Banu Kazanç ise sahur öğününde reçel, bal, domates, peynir ve 2-3 dilim ekmek yemeyi öneriyor. Veya az yağlı börek, pilav ya da makarna ile hoşaf veya taze meyve suyunun ideal bir sahur yemeği olduğunu belirtiyor. Susuzluğu giderici özelliğinden dolayı sahuru çayla tamamlamak gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>Ramazan&#8217;da nelere dikkat etmelisiniz?<br />
Ramazan ayında, oruç tutan kişilerin mide ve sindirim sistemi farklı çalışmaya başlar, bu nedenle yemek yerken birçok şeye dikkat etmek gerekir.</p>
<p>* Yaklaşık 12 saat dinlenmeye çekilen mideye aniden yüklenmek, sindirim sorunlarına neden olabilir. Orucu hafif yiyeceklerle açın.</p>
<p>* Ramazan ayı süresince yapılan başlıca beslenme hatalarından biri de az meyve yemektir. Günde en az 2 porsiyon meyveyi çiğ ya da komposto olarak tüketin.</p>
<p>* Ramazan ayında kişinin tatlı ihtiyacı artabilir. Bu gereksinim kalorisi azaltılmış tatlılarla giderilmeli. Yağlı ve ağdalı tatlılar yerine hoşaf, komposto veya sütlü tatlılar yiyin.</p>
<p>* İftar sırasında yemekle birlikte çay ve kahve içmek yemeklerden alınan vitaminleri öldüreceğinden bu içecekleri yemekten bir süre sonra içmenizde yarar var.</p>
<p>* Ramazan&#8217;da kilo vermek istiyorsanız günlük almanız gereken kaloriyi iftar ve sahur öğünlerine paylaştırın. Sebze ve meyve gibi düşük kalorili besinlere ağırlık verin. Hareketsiz kalmayın. İftardan sonra mutlaka yürüyüş yapın.</p>
<p>* Mutlaka sahura kalkın. Bu şekilde hem aç kaldığınız süre azalır hem de metabolizmanız daha az yavaşlar.</p>
<p>* Kolesterolünüz yüksekse ve oruç tutuyorsanız kırmızı et ve tereyağı tüketimini sınırlamanız, haftada en az 1-2 kez balık ve kuru baklagil yemeniz gerekiyor.</p>
<p>* Oruç tutarken vücut uzun süre susuz kalacağı için, iftar ve sahur arasında bol su içmeye özen gösterin.</p>
<p>* Su içmek bağırsak ve böbreklerin çalışmasını hızlandırır. Ancak yemek esnasında su içmek, sindirim sistemini bozabilir.</p>
<p>* Ramazan&#8217;da sigara tiryakilerinin çoğu, iftar yemeğine başlamadan hemen bir sigara içer. Aç karnına içilen sigaranın zararları çok daha fazla olduğu için, yemekten önce sigara içmeyin.</p>
<p>Oruç ne zaman sakıncalı?<br />
Uzun bir açlıktan sonra ağır yemek, kalbin yükünü artırabilir. Dolayısıyla kalp krizi, yüksek tansiyon, beyin kanaması ve felç gibi hastalıklar artabilir. Mide ülseri vakalarında ülseri azdırabilir. İnsülin iğnesi kullanan, hamile olan, kan şekeri normalin altına düşen ve 65 yaş üzerinde olan, düzenli ilaç kullanmayıp diyetini uygulamayan şeker hastaları oruç tutamaz. Kan şekeri 140&#8242;ın altında olan ve insülin iğnesi kullanmayan ikinci tip şeker hastaları oruç tutabilirler. Oruç tutmak kişiyi manevi açıdan rahatlattığı için stresten uzak tutuyor. Bu durumdan en çok asabi şekeri ve tansiyonu olanlar yararlanırlar. Oruç tutan şeker hastası sahura mutlaka kalkmalı. Ramazan&#8217;da kandaki şeker düzeyi ilk günlerde düşer, ancak ikinci haftadan sonra kan şekeri 40 ile 80 puan arasında yükselir. İftarda tıka basa yemek yemek, pankreasın yorulmasına ve kan şekerinin artmasına neden olur. Diyabet ve tansiyon hastaları, ateşli hastalıkları olanlar, sık ilaç alımının gerektiği durumlarda, akıl hastaları, verem ve kanser hastaları oruç tutmamalıdırlar.</p>
<p>Ramazan için diyet önerileri</p>
<p>Türk Kalp Vakfı Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Sumru Özbay&#8217;ın Ramazan özel diyeti</p>
<p>Sahur önerileri<br />
* 3 kibrit kutusu kadar peynir, 5-6 zeytin, bol salata, 4 dilim ekmek, bol salata. Veya:<br />
* 1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta, 5-6 zeytin, söğüş salata, 4 dilim ekmek.<br />
Veya:<br />
* 7-8 çorba kaşığı makarna, 1 porsiyon beyaz veya kırmızı et, komposto. Veya:<br />
* 3 yumurtalı menemen, 4 dilim ekmek, çay ya da kahve.</p>
<p>İftar önerileri<br />
* 1 kâse çorba, 1 porsiyon et (tavuk ya da balık), 1 porsiyon sebze yemeği, yarım su bardağı yoğurt, salata, 2-3 dilim ekmek.<br />
Veya:<br />
* 1 kâse çorba, 1 porsiyon et, 1 porsiyon sebze yemeği, salata, yarım su bardağı yoğurt, 5-6 çorba kaşığı pilav veya makarna, 1 kâse komposto.</p>
<p>Diyetisyen Aşkın Yüksel&#8217;in Ramazan özel diyeti</p>
<p>Sahur önerileri<br />
* 2 yumurtalı menemen, çay, 2 dilim kepek ekmeği, 1 meyve.<br />
* 1-2 kibrit kutusu kadar beyazpeynir, 5-6 zeytin, 2 dilim kepek ekmeği, 1-2 mevsim meyvesi.<br />
Veya:<br />
* 1 kâse yoğurt, 2 dilim tepsi böreği (4-5 kibrit kutusu kadar), 1-2 mevsim meyvesi. Tatlandırıcı ile hazırlanmış kuru kayısı veya erik kompostosu.</p>
<p>Sahur önerileri<br />
Çalışanlar için:<br />
* Hurma, zeytin veya su ile orucu açın. 1 kâse sebze veya mercimek çorbası, 1-2 dilim kepek ekmeği, 1-2 kibrit kutusu kadar beyazpeynir.<br />
* Yağsız peynirli tost, söğüş salata, 1 elma veya mandalina.<br />
Evde oruç açanlar için:<br />
* 1 porsiyon ızgara balık, 4-5 çorba kaşığı zeytinyağlı sebze yemeği , 2 dilim kepek ekmeği<br />
Saat 21:00&#8242;de: 2-3 meyve, Komposto, Hafif sütlü bir tatlı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/ramazan-ayinda-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domatesi nasıl tüketelim&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/domatesi-nasil-tuketelim/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/domatesi-nasil-tuketelim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 23:28:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebzeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=3467</guid>
		<description><![CDATA[Domatese rengini veren likopen prostat kanseri, sindirim sistemi, göğüs kanseri, akciğer kanseri ve yaşlılıktan dolayı oluşan kalp dejenerasyonunu aktif olarak engelleyebiliyor. Ayrıca cilt sağlığı ve güzelliğine de katkı sağlıyor. Domates ve domatesli ürünlerde yoğun olarak bulunan likopen, sağlık açısından mucizevi madde olarak tanımlanıyor. Güçlü bir antioksidan olarak birçok hastalıkla mücadelede etkin rol oynayan likopen, cilt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2010/04/domates.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3468" title="domates" src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2010/04/domates-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Domatese rengini veren likopen prostat kanseri, sindirim sistemi, göğüs kanseri, akciğer kanseri ve yaşlılıktan dolayı oluşan kalp dejenerasyonunu aktif olarak engelleyebiliyor. Ayrıca cilt sağlığı ve güzelliğine de katkı sağlıyor.</p>
<p>Domates ve domatesli ürünlerde yoğun olarak bulunan likopen, sağlık açısından mucizevi madde olarak tanımlanıyor. Güçlü bir antioksidan olarak birçok hastalıkla mücadelede etkin rol oynayan likopen, cilt sağlığı ve güzelliğine de katkıda bulunuyor. Sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak için en iyi likopen kaynakları olan domates ve domates ürünlerini tüketmek gerekiyor.</p>
<p>Domatesteki likopeni daha etkili alabilmek için şu üç yolu takip edebilirsiniz</p>
<p>1- Kırmızı domatesleri dilimleyin, kuşbaşı doğrayın veya püre haline getirin. Domatesi kesmek içindeki likopenin daha serbest kalmasını sağlar.<br />
<span id="more-3467"></span><br />
2- Biraz yağ ile beraber tüketin. Likopenlerin bağırsaklara daha kolay etki edebilmesi için yağ ile kavranmış olmaları faydalıdır.</p>
<p>3- Isıtın. Sıcaklık sayesinde likopenler, vücuda daha kolay bir şekilde çekilmiş olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/domatesi-nasil-tuketelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar yorgunluğundan kurtulmanın püf noktaları</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugundan-kurtulmanin-puf-noktalari/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugundan-kurtulmanin-puf-noktalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 16:30:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[bahar yorgunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[püf noktası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=1269</guid>
		<description><![CDATA[Bahar aylarının güzelliği yanısıra getirdiği yorgunluk ve allerjik hastalıklar çok rahatsız edici olabiliyor. Bahar aylarının bu enerjisini olumlu yönde kullanabilmek için Transformal Nefes Türkiye Temsilcisi Nevşah Fidan&#8217;ın 8 öneride bulunuyor. ÇİĞ MEYVE VE SEBZE TÜKETİN Çiğ sebze ve meyve ağırlıklı beslenin, unlu gıdalar, et ve süt ürünlerinden siyah çay ve kahveden mümkün olduğunca uzak durun. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının güzelliği yanısıra getirdiği <a href="http://www.erguvanim.net/blog/bahar-aylarinda-dikkat-edilmesi-gerekenler/">yorgunluk ve allerjik hastalıklar </a>çok rahatsız edici olabiliyor. Bahar aylarının bu enerjisini olumlu yönde kullanabilmek için <a href="http://www.nevsahfidan.com/NFSMasterAcademy-07.05.2008-AnaSayfa.html">Transformal Nefes Türkiye</a> Temsilcisi Nevşah Fidan&#8217;ın 8 öneride bulunuyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÇİĞ MEYVE VE SEBZE TÜKETİN</strong></span><br />
Çiğ sebze ve meyve ağırlıklı beslenin, unlu gıdalar, et ve süt ürünlerinden siyah çay ve kahveden mümkün olduğunca uzak durun.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ARINMA SAATLERİNİ DİKKATE ALIN</strong></span><br />
Çiğ sebze ve meyveleri ağırlıklı olarak bedenimizin doğal olarak bir arınma ve temizlenme içerisinde olduğu akşam 8 ile öğlen 12 saatleri arasında yiyin. Böylelikle bedeniniz doğal olarak toksin atım prosesine girdiğinde ona destek olacak, kendini temizlemesine yardımcı olacaksınız.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BOL BOL SU İÇİN</strong></span><br />
İçtiğiniz suyun ph değerini kontrol edin, 6 ve üzerinde ph değeri olan suları tercih edin (bu da bedeninizin toksin atımına destek olacaktır.<br />
<span id="more-1269"></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>HAREKET EDİN VE DİNLENİN</strong></span><br />
Bol bol yürüyüş yapın; ormanda, deniz kenarında yürüyün ve lütfen yürüyüş yaparken aynı zaman konuşmaya çalışmayın.. Bana göre doğada yapılan bir yürüyüş hiç durmadan konuşuyor, sohbet ediyorsak nefesimiz doğal nefesten uzaklaştığı için yararlı olacağına zararlı bile olabilir!</p>
<p>NEFESİNİZE DİKKAT EDİN<br />
Bedenin kendini yenilemesi, toksin atabilmesi için açık, doğal nefes gerekli. Çoğumuz nefes alma kapasitemizin sadece yüzde 30&#8242;kunu kullanıyoruz. Bunu arttırmadığımız müddetçe ne yaparsak yapalım ihtiyacımız olan arınmayı ve yenilenmeyi sağlayamayabiliriz</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KENDİNİZİ İFADE EDİN</strong></span><br />
İnsanın ister sözel ister yazarak ifade etmesi en güzel arınma metodlarından biridir. Şiir yazın, günlük yazın, hedeflerinizi, isteklerinizi yazın, resim yapın, şarkı söyleyin, konuşun. Kendinizi ifade edin!</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>GÜNEŞLENİN</strong></span><br />
Her gün en az 1 saat güneşte kalmaya çalışın. Bahar ayları güneşin henüz rahatsız etmediği bir sıcaklıkta olduğu için bize güneşin en faydalı olduğu dönemdir. Güneş ışığından bol bol faydalanın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SESSİZ KALIN</strong></span><br />
Gün içerisinde en az bir saat yalnız kalın, gözlerinizi kapatın ve içinize dönün; dinlenin. Sessiz kalmak, kendi içimize dönüp iç dünyamızda dinlenmek, rahatlamak bir kişinin sağlıklı olabilmesi ve kalabilmesi için en önemli unsurlardan biri.<br />
Kaynak: haber7.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugundan-kurtulmanin-puf-noktalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı uyanmanın 10 yolu</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-uyanmanin-10-yolu/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-uyanmanin-10-yolu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 17:43:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hanimeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=3432</guid>
		<description><![CDATA[01 &#8211; Güneş içeriye girsin * Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek. * Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2010/03/güzel-uyanma.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3433" title="güzel uyanma" src="http://www.erguvanim.net/blog/wp-content/uploads/2010/03/güzel-uyanma.jpg" alt="" width="184" height="164" /></a>01 &#8211; Güneş içeriye girsin</strong></p>
<p>* Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek.</p>
<p>* Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz.</p>
<p><strong>02 &#8211; Alarmı 15 dakika erkene kurun</strong></p>
<p>* Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyük. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız.</p>
<p>* Yataktan daha rahat ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz.</p>
<p><span id="more-3432"></span></p>
<p><strong>03 &#8211; Güneşe ulaşın</strong></p>
<p>* Genelde filmlerde gördüğümüz bir sahne vardır. Pencere önünde yukarıya doğru gerinerek güneşe ulaşmaya çalışmak&#8230;</p>
<p>* Her ne kadar meşhur bir film klasiği de olsa, bu hareketin yararı çok büyüktür. Sadece 15 saniyenizi harcayarak açık pencere önünde kollarınızı yukarıya kaldırarak gerinin.</p>
<p>* Ayak parmaklarınızı ve dirseklerinizi açıp kapayarak vücudunuzdaki kan dolaşımını hızlandırın. Hem temiz ve taze havayı solumuş olacak, hem de güne fiziksel olarak çok iyi bir başlangıç yapmış olacaksınız.</p>
<p><strong>04 &#8211; Günlük vitamin alın.</strong></p>
<p>* Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten işe yarar. Vitamin tabletlerinizi, uyanınca görebileceğiniz bir yere, mesela komidinin üstüne koyarsanız, unutma şansınızı çok daha aza indirmiş olur.</p>
<p><strong>05 &#8211; Kararları sabaha bırakmayın.</strong></p>
<p>*  Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi stresten daha uzak yapacaktır.</p>
<p> * Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir.</p>
<p><strong>06 &#8211; Kahve kokusunun cazibesi</strong></p>
<p>*  Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelerinden kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz.</p>
<p>* Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.</p>
<p><strong>07 &#8211; Dilinizi fırçalayın.</strong></p>
<p>* Ağzımızın gece boyunca yaklaşık 300 bakteriye ev sahipliği yaptığını biliyor musunuz? Sabah oluşan kötü kokudan kurtulmak, güne güzel bir başlangıç yapmak için iyi adımlardan bir tanesidir. Dişlerinizi fırçalarken 1 dakikanızı dilinize ayırın ve yavaşça dilinizi fırçalayın.</p>
<p><strong>08 &#8211; Az miktarda şeker</strong></p>
<p>* Sabahları tüketeceğiniz çok az miktardaki şeker yararlı olabilir. Virginya Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, kahvaltıda az miktar şeker alanların hafızalarının, almayanlara oranla daha güçlü olduğu ortaya kondu. Miktarı abartmayın, küçük bir çay kaşığı kadar şeker almanız yeterli.</p>
<p><strong>09 -Takvimin önemi</strong></p>
<p>* Mutfağınıza büyük bir takvim koyun. Dün geceden, bugün için yazmış olduğunuz aktiviteleri ve yapılacak işleri, kahvenizi yudumlarken okuyun. Bu hem sizi stresden kurtaracak, hem de kapıdan daha rahat ve huzurlu çıkmanızı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>10 &#8211; Sevginin gücü</strong></p>
<p>* Sabahları evde bulunan sevdiklerinizi öpün. Bu, evin güzel bir köpeği veya şirin kedisi de olabilir. Ünlü terapi uzmanlarına göre sevgi ve aşkın paylaşımı sayesinde, stres ve ona bağlı sıkıntılar hafifliyor, zihne sakinlik ve huzur geliyor. Böylece güne çok daha iyi başlamış oluyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/saglikli-uyanmanin-10-yolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar yorgunluğu stres yapıyor</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugu-stres-yapiyor/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugu-stres-yapiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 11:06:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugu-stres-yapiyor/</guid>
		<description><![CDATA[Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın ılıklığına bırakırken, birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları ve uyku isteği gibi ortak şikâyetler gözleniyor. Bahar mevsimi ile birlikte havadaki artan elektrik yükü, yorgunluk, halsizlik ve gerginliğe sebep oluyor. Havadaki elektrik yüklerinden pozitif olanları, vücutta zindelik, negatif olanlar ise yorgunluğa yol açıyor. Elektrik yükünün şehirlerde daha fazla olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın ılıklığına bırakırken, birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları ve uyku isteği gibi ortak şikâyetler gözleniyor.</p>
<p>Bahar mevsimi ile birlikte havadaki artan elektrik yükü, yorgunluk, halsizlik ve gerginliğe sebep oluyor. Havadaki elektrik yüklerinden pozitif olanları, vücutta zindelik, negatif olanlar ise yorgunluğa yol açıyor. Elektrik yükünün şehirlerde daha fazla olduğunu belirten uzmanlar, taşıtların havayı kirletmesi, sanayi atıkları gibi etkenlerin elektrik yükünü artırdığını ifade ediyor. Uzmanlar, bahar yorgunluğunun önlem alınmazsa kronik yorgunluk sendromuna dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.<br />
<span id="more-1139"></span><br />
Kayseri Erciyes Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erkan, bahar aylarında hava sıcaklıklarına bağlı olarak metabolizmada oluşan değişikliklerin insan vücudunun bu elektrik yükünden etkilenmesini artırarak bahar yorgunluğuna sebep olduğunu açıkladı. Bahar yorgunluğunun insanlarda bitkinlik etkisi oluşturacağını belirten Erkan, &#8220;Kimsenin kolunu kaldırmaya hali kalmaz. Baharın gelmesi adeta dört gözle beklenir, ancak ısınan hava insanların içerisindeki yorgunluğu da dışarıya yansıtmasına sebep olur.&#8221; dedi. Elektrik yükünün yoğunluğunun, bahar mevsiminde sinir gerginliğini ve stresi de tırmandırdığını anlatan Erkan, alışılmış olan uyku ritimlerinde ani değişiklikler yapılmaması ve yatış kalkış saatlerinin birdenbire değiştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Baharda yaşam tarzı, giyim kuşam ve beslenmeye dikkat edilmesini isteyen Erkan, bahar mevsiminde sebze ve meyvelerin yanı sıra bol sulu gıdaların tüketilmesinde fayda olduğunu dile getirdi. Vücudun özellikle B ve C vitaminleri ile potasyuma ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Erkan, şunları önerdi: &#8220;B ve C vitaminleri sebze ve meyvelerde, potasyum ise domates ve kayısıda bol miktarda bulunur. Bu dönemde bu gıdaların bolca tüketilmesi gerekir. Bunun yanı sıra günlük ortalama 3 litre su tüketilmeli, her sabah en az beş dakika yürünmeli. Alkol ve sigara kullanılıyorsa mümkün olduğunca azaltılmalıdır.&#8221;<br />
Kaynak: <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=662094">zaman.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/bahar-yorgunlugu-stres-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt tipiniz hangisi?</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-tipiniz-hangisi/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-tipiniz-hangisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 12:48:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/?p=3403</guid>
		<description><![CDATA[Cilt Tipinizi Biliyor musunuz? Sıcak suyla banyo yaptığınızda cildiniz kızarıyor ve kaşınıyor, nemlendirici krem sürdüğünüzde cildinizde siyah nokta ve sivilceler oluşuyorsa cilt tipinize uygun bakım yapma zamanı gelmiş demektir! Normal, yağlı, kuru ciltlerin belirtileri ve her cilt tipine özel bakım önerileriyle sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz. Normal Cilt Cilt gözenekleri küçük, kılcal damarlar görünmeyecek kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cilt Tipinizi Biliyor musunuz?</strong><br />
Sıcak suyla banyo yaptığınızda cildiniz kızarıyor ve kaşınıyor, nemlendirici krem sürdüğünüzde cildinizde siyah nokta ve sivilceler oluşuyorsa cilt tipinize uygun bakım yapma zamanı gelmiş demektir!</p>
<p>Normal, yağlı, kuru ciltlerin belirtileri ve her cilt tipine özel bakım önerileriyle sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz.</p>
<p><strong>Normal Cilt</strong></p>
<p>Cilt gözenekleri küçük, kılcal damarlar görünmeyecek kadar incedir. Kan dolaşımı düzenlidir. Lekesiz, yumuşak, pürüzsüz bir dokuya sahiptir. Alın, burun, çene bölgesinde yağlanma; yanaklarda kuruma görülmez.</p>
<p>Doğru ve düzenli bakım uyguladığında her yaşta sağlığını ve güzelliğini gösterir. Cilt tipiniz normal ise değerini iyi bilmelisiniz çünkü nadir rastlanan, sorunsuz bir yapıya sahiptir.</p>
<p>Hava kirliliği, kalitesiz kozmetik ürünler, bilinçsiz kullanılan cilt bakım ürünleri, yetersiz beslenme gibi faktörlere bağlı olarak cildinizin tipi değişebilir. Bu nedenle normal cilde uygun bakım ürünleriyle düzenli cilt bakımı yapmalı, temizliğine özen göstermelisiniz.<br />
<span id="more-3403"></span><br />
<strong>Yağlı Cilt</strong></p>
<p>Yağlı cildin soluk ve parlak görünür. Cilt gözenekleri büyüktür. Siyah nokta, sivilce sorunu sıklıkla yaşanır.</p>
<p>Cilt; sebum adı verilen yağ tabakasıyla kaplıdır. Normal miktarda sebum cilt için faydalıdır. Cildi nemlendirir, pürüzsüz görünmesini sağlar, kırışmasını önler. Cildin ihtiyacından daha fazla sebum ise sivilce, akne gibi cilt sorunlarının oluşmasına neden olur.</p>
<p>Alın, çene, burun gibi bölgelerde yağlanma, parlama, sivilce görülüyorsa; yağlı cilde sahipsinizdir.Cildin yağlı olması; stres, hormonal değişimler, yetersiz temizlik, kan dolaşımı hastalıkları gibi etkenlere bağlıdır.</p>
<p>Yağlı ciltler için özel üretilmiş temizlik ürünleri, doktor tavsiyesinde kullanacağınız hormon düzenleyici ilaçlar, cilt tipinize uygun doğal ve kozmetik bakım maskeleri cildinizin sağlıklı olmasına fayda sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Kuru Cilt</strong></p>
<p>Kuru ciltler hassastır. Sıcak-soğuk hava değişimlerinden, kozmetik ürünlerden etkilenip olumsuz tepkiler verir. Cilde esneklik ve pürüzsüzlük kazandıran sebum maddesi normalin altında salgılanır. Bu nedenle erken yaşlarda ciltte kırışıklık görülür.</p>
<p>Yeterince su içmemek, hatalı kozmetik ürünler kullanmak, guatr hastalığı, yaşın ilerlemesi gibi faktörlere bağlı olarak ciltte kuruluk görülebilir.</p>
<p>Cildinize uygun nemlendirici kremler, doğal ve kozmetik bakım maskeleri uygulayarak, bol su içerek, doğru temizlik ürünlerini tercih ederek cildinize gereken bakımı yapabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-tipiniz-hangisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt kırışıklıklarını nasıl geciktirebiliriz&#8230;</title>
		<link>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-kirisikliklarini-nasil-geciktirebiliriz/</link>
		<comments>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-kirisikliklarini-nasil-geciktirebiliriz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 12:37:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumsal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erguvanim.net/blog/cilt-kirisikliklarini-nasil-geciktirebiliriz/</guid>
		<description><![CDATA[Cilt kırışıklıkları iç ve dış etkenlere bağlı olan kaçınalmaz vücut tepkileridir. Yıllar geçtikçe cilt yaşlanır bizler de kah kozmetik ürünlerinde kah doktorlarda çareler ararız. Oysa en başta cildimizde oluşacak olan kırışıklıkları en aza indirebilmek veya vaktinden önce olabilecek kırışıklıkları engellemek için önlem alsak daha iyi olmaz mı? Zamanın getirdiği çizgilerin hayatımızla ilgili anlamlar ve nice [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#b0116a">Cilt kırışıklıkları iç ve dış etkenlere bağlı olan kaçınalmaz vücut tepkileridir. Yıllar geçtikçe cilt yaşlanır bizler de kah kozmetik ürünlerinde kah doktorlarda çareler ararız. <u>Oysa en başta cildimizde oluşacak olan kırışıklıkları en aza indirebilmek veya vaktinden önce olabilecek kırışıklıkları engellemek  için önlem alsak daha iyi olmaz mı?</u></font></p>
<p><font color="#b0116a">Zamanın getirdiği çizgilerin hayatımızla ilgili anlamlar ve nice deneyimler taşıdığını da unutmamalıyız. Her yaşın güzelliklerini de görmemiz ve ışıl ışıl gülen gözlerinizle hayatı hep sevgi ile kucaklamanız gerektiğinide unutmayalım. <u>Yani en önemlisi ruhumuzdaki yaşlanmayı engelleyelim.</u></font></p>
<p><font color="#b0116a"><u>Şimdi kırışıklıkları ilk nasıl fark ederiz ona bir bakalım</u>. Gözlerinizin etrafında (kaz ayağı bölgesinde) minik ince çizgiler başladığında bunlara dudak etrafınızda ve zamanla yanaklarınızda beliren çizgiler de eklendiğinde ilk sinyalleri alıyoruz.</font></p>
<p><font color="#b0116a"><u>Peki cilt neden yaşlanır:</u>Cildimizin elastikiyetini kaybetmesi temel nedendir. Buna ek olarak aşağıdaki faktörleride sayabiliriz.</font><br />
<span id="more-935"></span><br />
<font color="#b0116a">- Doğal yaşlanma süreçleri<br />
- Aşırı güneş ışığına maruz kalma<br />
- Çöl gibi sert ve kuru iklim koşulları<br />
- Flor (flor genellikle flor içeren sulardan vücuda alınır)<br />
- Aktif veya pasif sigara içiciliği<br />
- Çevre ve hava kirliliği<br />
- Egzoz gazları<br />
- Stres<br />
- Beslenme yetersizlikleri (genellikle B2 ve C vitamini eksikliği)<br />
- Egzersiz yapmama<br />
- Aşırı mimiklerle konuşma, çatık kaş çizgisi oluşumu ve yüz ve göz çevresi kırışıklıklarını arttırır<br />
- Aşırı makyaj ile cildin kuruması</font></p>
<p><font color="#b0116a"><u>Cildimizin yaşlanma etkilerini geciktirmek için şu vitaminlerin alınımına dikkat etmeliyiz:</u><br />
A Vitamini: Cildin mukus zarlarını korur ve kırışıklıklara engel olur.<br />
B Vitamini: B2 vitamini burun ve üst dudak arasındaki maymun çizgisi denen dikey çizgilerin oluşumunun engellenmesinde etkilidir.<br />
C Vitamini: Kolejen oluşumu için önemlidir.<br />
E Vitamini: Stresin neden olduğu kırışıklıklar için etkilidir.<br />
Evening primrose oil: İçeriğinde linoleik asit vardır, sağlıklı cilt gelişiminde etkili.<br />
Magnezyum: Kolejenden magnezyum kaçışıını ve bunun neden olduğu kırışıklığı engeller.<br />
Silica: Kolejen üretimi üzerinde etkilidir ve cildin elastikiyetini arttırır.</font></p>
<p><font color="#b0116a"><u>ve şunlardan korunmalıyız:</u><br />
- Güneş ışınlarına uzun sure maruz kalmayın.<br />
- Günde en az 8-10 bardak su için<br />
- Sigaradan ve içilen ortamlardan uzak durun<br />
- Alkol ve kafein tüketmekten kaçının<br />
- Aşırı makyaj ve kozmetik kullanımını en aza indirgeyin<br />
- Hayatınızdaki stres faktörleri ile mücadele edin ve rahatlamayı öğrenin<br />
- Düzenli spor yapın<br />
- Florlu sulardan içmeyin<br />
- Sauna cildinizdeki toksinleri atmanız için etkilidir.<br />
- C ve E vitamini içeren kremler kullanın<br />
- Bulunduğunuz ortamdaki havanın nemli olmasını sağlayın<br />
- Demir yönünden zengin gıdalar tüketin. Kabak, susam çekirdeği, buğday, ciğer, yumurta, badem, kuru üzüm, yulaf ve mercimek temel beslenmenizde bulunsun.<br />
- C vitamini içeren gıdalar tüketin. Guava, kırmızı biber, portakal, greyfurt, limon, naranciyeler&#8230;, kavun ve domatez gibi.<br />
- İçeriğinde mineraller içeren mantar, ciğer, somon balığı, arpa ve muz gibi besinleri tüketin<br />
- Magnezyum içeriği zengin, badem, soya lesitin, yulaf, arpa, peynir, tuna balığı, patates, mısır ve içeriğinde E vitamini zengin, fıstık, ayçiçek çekirdeği, brokoli, ıspanak tüketin.<br />
- A vitamini açısından zengin, yumurta, süt, peynir, yoğurt, balık, karides, tuna, tavuk eti vs. tüketin.<br />
- Düzenli olarak doktora görünün, kan sşkerinizi ve diğer tahlillerinizi de doktorunuza danışıp düzenli periyotlarda yaptırıp, özellikle aile geçmişinizde belli hastalıkları varsa bunlara daha özen gösterin.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Tüm bunlara ek olarak bol sebze ve meyve tüketmeli, mümkün olduğu kadar aşırı stresten uzak kalmalı, spor yapmayı ihmal etmemeli ve yaşamayı cok sevmeliyiz.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Uzak doğuluların yaptığı gibi ya da bizim de banyo kültürümüzde bulunan keselenmeyi de güzellik yöntemlerinizde kullanabiliriz. Düzenli olarak süngerle cildimizi fırçalamak ya da keselemek, üstteki ölü deriyi atıp kan dolaşımınızı hızlandırmamıza yardımcı olur.</font></p>
<p><strong><em><font color="#b0116a">Unutmayalım her yaşın ayrı bir güzelliği olduğu gibi her kırışıklığında ayrı bir anlamı vardır. Bizler ruhumuzda ki yaşlanmayı engellemeye çalışalım&#8230;</font></em></strong></p>
<p><font color="#b0116a"><u>Önlemlerimizi aldık şimdi de beslenmemize dikkat ederek cildimizi nasıl uzun süre parlak, canlı ve gergin kalmasını sağlayabiliriz bunlara bir göz atalım.</u> Bunun için çok fazla vakit harcamamıza gerekte yok. Kolayca bulunabilecek sebzelerle yapabiliriz.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile farketmeyeceksiniz ve içerdiği karoten cildinizi besleyecek.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Yumuşak meyveleri, yoğurtla ve taze meyvelerle karıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun. Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze ve soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papatya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.</font></p>
<p><font color="#b0116a">Pastaya veya domates salatasına, brokoli ve taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda domates yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin ve karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erguvanim.net/blog/cilt-kirisikliklarini-nasil-geciktirebiliriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
