02
Kış geliyor, hastalıklara dikkat!
Gönderen kumsal
Kış hastalıkları nelerdir?
Çok çeşitli virüslerin neden olduğu bir üst solunum yolları enfeksiyonu olan nezle, sonbahar-kış hastalıklarının başında gelir. Soğuk algınlığı ismiyle de bilinir. Nezlenin yanı sıra burun etrafındaki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanması yani sinüzit, yutak iltihabı farenjit, bademciklerin iltihabı tonsillit, gırtlağın ve ses tellerinin iltihabı larenjit, orta kulak iltihabı otit, ana nefesborusunun iltihabı trakeit, bronşların iltihaplanması bronşit, astım ve akciğer dokusunun iltihabı zatürree de sonbahar ve kış mevsiminde ortaya çıkabilecek hastalıklardandır.
En yaygın hastalık hangisi?
Halk arasında üşütme olarak da anılan soğuk algınlığı.
Belirtileri neler?
Hastalık, ani burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısı ile başlar. Gözlerde de kızarma, sulanma ve yanma olabilir. Ateş genellikle normaldir, ama bazı kişilerde hafif olarak yükselebilir. Birçok hasta kendini yorgun, keyifsiz ve bitkin hissedebilir. Baş ağrısı olabilir. Birkaç gün süren belirtiler bir hafta içinde tamamen kaybolur.
Nasıl bulaşır?
Virüsler hasta kişinin hapşırması, öksürmesi sırasında havaya karışırlar. Sağlıklı kişiler de bu virüsleri burun veya gözler aracılığıyla alırlar. Virüsler, tokalaşma sırasında ve hatta virüsle kirlenmiş kalem, gözlük, mendil gibi eşyalarla da bulaşabilirler.
Bu virüsler zatürree gibi ağır bir hastalığa sebep olabilir mi?
Bu virüslerin üremeleri için en ideal yer ısısı 33-34 santigrat derece olan burun boşluğudur. Soğuk algınlığı virüsleri olan rinovirüsler, kolay kolay zatürreeye neden olmazlar. Çünkü akciğerlerin ısısı 37 santigrat derece civarındadır ve bu sıcaklık virüslerin üremeleri için hiç de uygun değildir.
Soğuk algınlığında hangi yaş grubu daha çok risk altında?
Hastalık küçük çocuklarda daha çok görülür. Ama yaşamlarının ilk dönemlerinde yılda dört-beş kez hastalanan bebekler, büyüdükçe bağışıklıkları arttığı için daha az hastalanır. Ayrıca, erkek çocuklar kızlara göre daha hassastır.
Kimler soğuk algınlığına daha duyarlıdır?
Sigara tiryakileri hem soğuk algınlığı hem de diğer solunum yolları hastalıklarına daha duyarlıdır. Evlerinde sigara içilenlerde de soğuk algınlığı riski daha yüksektir. Evlerde sigara içilmesi özellikle bir yaşın altındaki bebekler için çok tehlikelidir. Alkoliklerin de diğer enfeksiyonlara olduğu gibi nezleye de dirençleri daha azdır. Astım, egzema gibi alerjik hastalığı olanlarda solunum yolu enfeksiyonları daha fazla görülmektedir.
Soğuk algınlığı tehlikeli midir?
Nezle, hafif seyreder ve kendiliğinden de geçer. Fakat tüm dünyada en çok görülen ve en çok işgücü kaybına neden olan bir hastalıktır. Vücut direnci düşük olan kişilerde ve çocuklarda ortakulak iltihabı, sinüzit, bronşit ve zatürree gibi hastalıklara yol açabilir.
Soğuk algınlığının tedavisi yok
Soğuk algınlığından korunmak için nelerin yapılması gerekir?
Hasta kişilerle tokalaşmak, öpüşmek gibi yakın temastan kaçınmalı. İnsanların toplu olarak bulundukları kalabalık ortamlara girmemeli. Eller, sıkça ve bol su ile iyice yıkanmalı. Ellerin göz ve burun ile teması önlenmeli. Hasta kişilerin eşyaları kullanılmamalı.
Soğuk algınlığının tedavisi nedir?
Soğuk algınlığının kesin bir tedavisi yok. Bununla beraber, tedavide amacımız hastalık belirtilerinin giderilmesi ve kişinin rahatlatılması. Tedavi sürecinde A ve C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesi lazım. Burun tıkanıklığının en iyi tedavisi hiçbir yan etkisi olmayan serum fizyolojik ismi verilen tuzlu suyun buruna damlatılması ve bulunulan ortamın nemli olmasının sağlanmasıdır. Burun açıcı damlalar özel durumlarda, üç-beş günlük süreyle kullanılabilir.
Soğukalgınlığının tedavisi için antibiyotik tedavisi gerekir mi?
Antibiyotik kullanmak gereksiz, hatta zararlıdır. Bu ilaçlar, sinüzit, ortakulak iltihabı varsa, doktor denetiminde kullanılmalıdır.
A, C ve E vitaminleri
Kışın nasıl giyinmek gerekir?
Ne çok kalın ne de çok ince giyinilmeli. Üşümemek ve terlememek gerekli. En iyisi, çok kalın ve yünlü giyecekler yerine, birçok ince kıyafeti üst üste giymek. Dışarı çıkarken mutlaka şemsiyenizi ya da yağmurluğunuzu yanınıza almalısınız.
Beslenmede nelere dikkat etmek gerekir?
En önemlisi, bol sebze ve meyve yemek. İçinde A, C ve E vitaminleri bulunan soğan, sarmısak, havuç, limon, portakal, mandalina, greyfurt, yeşil biber, marul ve salatayı sofralardan eksik etmemek gerekli. Hayvansal yağlar yerine bitkisel yağları yemeklerde kullanmak daha sağlıklı. Haftada en az bir kez balık yemenizi tavsiye edebilirim.
Taze sıkılmış meyve suları
Bunun yanı sıra, kışın yazın olduğu kadar susamıyor ve çok su içmiyoruz. Bol bol su içmekte yarar var. Daha da iyisi taze sıkılmış meyve suları içmek. Çünkü su, vücudu birçok zehirden temizler, böbrekleri daha iyi çalıştırır, akciğerlerin de direncini artırır ve böylece vücuda zindelik verir.
Evde, işyerinde nasıl önlemler almalıyız?
Bu mevsimde zamanımızın çoğunu kapalı ortamlarda geçirdiğimiz için, işyeri ve evimizin havasının temiz olması çok önemlidir. İdeal oda ısısı 20 santigrat derecedir. Odaları her gün havalandırmak ve kuru havanın solunum yollarını tahriş etmesinden dolayı kaloriferler yandığında radyatörlere su kapları koyarak ortamın havasının nemli olmasını sağlamak gibi önlemler alınabilir.
Vücudumuzu nasıl rahatlatabiliriz?
Mümkünse her gün ılık duş alın. Duş, vücuda dirilik, enerji ve güç verir. Saunayla da terleyerek vücudunuzu toksinlerden arındırabilirsiniz. Vücudun bir sıcak bir soğuk suya maruz kalması kan dolaşımını canlandırır. Haftada bir gün sauna yeterlidir. Düzenli olarak spor yapan kişiler enfeksiyonlara daha dirençlidirler. Fırsat bulduğunuzda şehir yakınındaki orman ve parklarda yürüyüşler yapın, bisiklete binin, tenis oynayın. Büyük şehirlerde yaşayanların baş belası stres de enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı bir faktördür. Anlamsız tartışmalardan kaçınılmalı. Güler yüzlü olun, küçük olaylardan mutluluklar çıkarmaya çalışın. Hafta sonlarını sevdiklerinizle geçirin.
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
BİYORİTİM DEĞİŞİYOR
Kış ile birlikte beden ve ruhumuzun biyoritminde de ciddi değişimler başlıyor. Bu değişimlerin hormonal-metabolik sonuçları bile söz konusu olabiliyor. Bence, kış aylarında üst solunum yolu hastalıkları, nezle ve gribin artmasına yol açan bağışıklık zayıflamasının arkasında sadece soğuk değil, gündüz-gece dengesinde ve biyoritmdeki farklılaşmaların da etkisi var. Ayrıca kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla kalmamızın ve kalabalık ortamlarda iç içe daha çok vakit geçirmemizin de enfeksiyonların yayılımlarını kolaylaştırdığı unutulmamalı.
KİMLER RİSK ALTINDA
Kış aylarında ortaya çıkan üst solunum yolu enfeksiyonları, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çocuk ve yaşlılar için daha önemli. Basit bir grip veya nezle yeterli önlemler alınmazsa çocuklarda sinüzite, bademcik rahatsızlığına, yaşlılarda ise ağır bir zatürreeye dönüşebiliyor. Soğuğun vücut direncini düşürmesi, okul, kreş veya yaşlı bakım evlerinde bulaşıcılığı yüksek mikropların kolayca yayılabilmesi bazen sağlıklı insanlarda bile beklenmeyen üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. El sıkışmalar, öpüşmeler, öksürük ve hapşırmalar iyi havalandırılmamış ortamlarda toplu halde bulunanların hastalığa yakalanmalarını kolaylaştırıyor.
Metro, otobüs, tren ve uçaklar mikropların bir yerden bir yere kolayca taşınmasına neden oluyor. Dershaneler, sinema salonları, havaalanı, otobüs, tren terminalleri gibi toplu yaşanan yerler de bulaşmanın sıklaştığı ortamlar. Soğuk bağışıklık sisteminin gücünü kırıyor. Uykusuzluk, stres, demir eksikliği, beslenme bozuklukları geçirilmiş ağır hastalıklar, organ yetmezliği de bağışıklığı azaltan diğer önemli nedenler. Özellikle yerleşmiş solunum yolu hastalığı olanlarda (bronşit, astım) veya üst solunum problemi yaşayanlarda (sinüzit, kronik farenjit) daha kolay enfeksiyon oluşuruyor.
ÇOCUK VE YAŞLILARA DİKKAT
Kış mevsiminde kapımızı en sık çalan hastalıkların üst solumun yolu enfeksiyonları, grip ve nezle olduğu, bunları orta kulak iltihabı ve alt solumun yolu enfeksiyonlarının takip ettiği biliniyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları özellikle çocuklar arasında hızla yayılıyor ve sık tekrarlıyor. Bir çocuk on yaşına gelene kadar neredeyse yüz defa üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanıyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının başlıca sebebi virüsler. Daha az olarak bakterilerle de oluşabiliyor. Bunlar içerisinde özellikle Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonları önem taşıyor.
Bu enfeksiyonlardan korunmak için hijyenik tedbirlere önem vermek gerekiyor. Bu önlemleri yaşlıların, çocukların, şeker hastalarının, kalp ve solunum yetmezliği olanların daha sık uygulamaları gerekiyor. Risk altında olanların aşılanmaları tavsiye ediliyor. Koruyucu aşıların en önemlileri grip ve zatürree aşıları. Bu aşıların özellikle genel durumu bozuk, organ yetmezliği olan, şeker hastalığı ile mücadele eden yaşlılara yapılmasının uygun olduğu belirtiliyor. Kışa girerken bağışıklık sistemini de şöyle bir uyandırmakta, yaz rehavetinden çıkarmakta fayda var.



Yorum Ekle