30
Nasrettin Hoca
Gönderen kumsal
Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.
Sivrihisar’ın Hortu yöresinde doÄŸdu, AkÅŸehir’de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi gördü. Babasının ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamı oldu. 1237′de AkÅŸehir’e yerleÅŸerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi. İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiÅŸ, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır.
Onun yaÅŸamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olaÄŸanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduÄŸu, kendisinden en az yetmiÅŸ yıl sonra yaÅŸayan Timur’la konuÅŸtuÄŸu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.
Nasreddin Hoca’nın deÄŸeri, yaÅŸadığı olaylarla deÄŸil, gerek kendisinin, gerek halkın onun aÄŸzından söylediÄŸi gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliÄŸiyle ölçülür. Onun olduÄŸu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin deÄŸil Anadolu halkının yaÅŸama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eÄŸlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiÅŸtir.
Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kiÅŸi, söyletenin aÄŸzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca’nın diliyle kendi sesini duyurur.
Nasreddin Hoca, Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar genellikle halk arasında geçer. Hoca, soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur.
Timur’la ilgili “hamam, Timur ve peÅŸtemal” gülmecesi de, Timur’dan çok önce yaÅŸadığı için, sonradan üretilmiÅŸtir. Halk beÄŸenisi Hoca’yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen iÅŸit” türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak kendini toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.
Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez. Onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar.
Bu konuda baÅŸka bir çeliÅŸki sergilenir. Gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneÄŸi de kendisinden eÅŸeÄŸi isteyen köylüye, “eÅŸek evde yok” deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün “iÅŸte eÅŸek ahırda” diye diretmesi karşısında, Hocanın “eÅŸeÄŸin sözüne mi inanacaksın benimkine mi” demesidir.
Onun gülmecelerinde, kaba sofuların “ahret” le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. “Fincancı Katırları”, “Ben SaÄŸlığımda Hep Burdan Geçerdim” baÅŸlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiÄŸini anlatan “Ye Kürküm Ye” gülmecesi, Hoca’nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.
Nasreddin Hoca’nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, “İncili ÇavuÅŸ”, “Bekri Mustafa”, “BektaÅŸi” gibi çok deÄŸiÅŸik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doÄŸmasına olanak saÄŸlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beÄŸenisini, üçüncüsü de gene halkın, Åžeriat’ın katılığına karşı duyduÄŸu tepkiyi dile getirir.



Yorum Ekle