Erguvanim

BUGÜN YENİ BİR GÜN…

Şub
01

Nazar nedir?


Gönderen kumsal

nazar1.jpg
Nazar nedir?
Nazar… (yani göz değmesi) bu kelime Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı dikkatli bakış anlamındadır. dikkat’i bir nokta’da toplamak,yoğunlaşmak,heves etmek gibi yada çok istemek, veya kıskanmak gibi terimlerle tanımlanabilir.

Nazar bakışlarımızın bir noktaya odaklanmasıyla beynimizden yayılan elektro manyetik dalgaların bakış istikametimize doğru negatif veya pozitif olarak yayılması hadisesidir. Nazar modern bilim’le de ispatlanmış ve beyin’in dalgaları’nın binlerce kilo metre uzaklara sinyaller gönderdiği de kanıtlanmıştır.Bunu özetlemek gerekirse nazar bir çok canlı veya cansız varlıklara büyük zararlar vermiş hatta ölümle noktalanan bir çok olaylara sebep olmuştur.

Nazar hadisesi medeniyetin ilk yıllarından beri çare aranılan illet hastalıklardan biridir (Tabi ki negatif olanı) Bu aranılan çareler değişik medeniyet ve değişik dinlerde de farklı biçimlerde aranmıştır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz nazar boncuğu denilen boncuk,değişik kemiklerden yapılan takılar, kolyeler, bazı ağaç dalları, v.s ama şu bir gerçek ki İslam dini bunların hepsini batıl saymıştır. Kur’an-ı Kerim’de nazar hadisesi ile alakalı birçok ayetler ve dualar vardır. Peygamber (sav) Efendimiz ve ulemanın büyüklerinin anlattıklarına göre bu ayetler ve dualar sayesinde nazardan korunmak mümkündür.

Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde ‘ Nazar Deveyi kazana, İnsanı mezara koyar‘ buyurmaktadır.
Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) “Hasetten sakının, çünkü ateşin odunu ye yaktığı gibi, hasette sevapları yer bitirir” buyurmuştur

İbn-i Abbas’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (SAV) “Eğer kaderi geçecek bir şey olsaydı, nazar olurdu. Eğer nazar olduğunuzu anlarsanız gusül ediniz” (boy abdesti alınız) dedi.
Hazreti Ayşe’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) “Nazardan Allah’a sığınırım. Muhakkak nazar (göz değmesi) haktir” buyurmuştur.

Cabir (RA) ‘den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) “Nazar insani kabre, deveyi kazana sokar, Allah’ın kaza ve kaderinden sonra, ümmetimden ölenlerin ekserisi nazardandır” buyurdu.
Yusuf Suresi Ayet : 67, Sayfa 244 “Yakup, oğullarına -Ey evlatlarım, Mısır’a yani şehire girerken, bir kapıdan girmeyiniz, farklı kapılardan girin dedi.” Hz. Yakup (AS) evlatlarına, şehre girerken muhtelif kapılardan girmelerini emretmesi, onlara göz değmesinin vereceği zarar ve kedere uğramalarından korktuğu içindir.

Nisa Suresi Ayet : 54, Sayfa 88 “Onlar Allah’ın lütfundan, ihsanından, rahmetinden, mülkünden ve hazinesinden, insanlara verdiği nimetler için, insanlara haset mi ediyorlar

Yine Kuranda kalem suresinin 51. ayetinde Yüce mevlâ nazar konusunda söyle buyurmaktadır; ”Doğrusu inkar edenler Kur’an-ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleriyle seni yere sereceklerdi. Hâlâ da (senin için) mutlaka o delidir diyorlar. Halbuki, sen alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygambersin. ”

Büyük Alim Fahrettin Razi Hazretler’nden rivayet edildiğine göre, Beni Esved kabilesinden göz değmesi ile meşhur olan kişileri Hz. Resulüllah’a gönderip, baktırırlardı. Söz konusu ayetler bu hususta nazil olmuştur. İşte belâgat ve fesâhat yönüyle essiz bir mucize olan Kuran indiği zaman kafirler hayretler içinde kalmışlar ve Peygamber Efendimizi kıskanıp ona olan kinlerinden dolayı o çirkin ve nefret dolu bakışlarını Rasulüllah’a dikmişler ve onu nazarlarıyla öldürüp yok etmeye çalışmışlardır. İşte bu vahim olay üzerine kurandaki bu nazar ayeti inmiştir. İşte nazardan korunmanın en kestirme yolu nazar ayetlerini her gün okumaya devam etmektir.
nazar.jpg

Nazar bilimsel mi?
DİCLE Üniversitesi İktisadi ve İdari Programları Büro Yönetimi Bölümünü birincilikle bitiren ve KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesinden Metazifik unvanını alan ve `Nazar adlı kitap yazan Diyarbakırlı Gökhan Hani, 5 yıl süren çalışmasının bilimsel temellere dayandığını söyledi. Nazar olayının insandaki yoğun radyolojik ışınlarla ortaya çıktığını ileri süren Hani, “Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan nazar inanışını laboratuvar ortamında inceledim. Radyolojik açıdan nazarı meydana getiren, yıkıcı, yakıcı ve sarsıcı ışınların gözün ağ tabakasında birikerek ışığa duyarlı fotoreseptörler tarafından oluşuyor ve gözdeki sinir kaslarını kasıyor. Kasılan sinirden çıkan ısı ışınları nesne üzerine akmasıyla etkileşim oluşuyor. Bunun adı nazardır dedi. Metafizik uzmanı ve yazar Hani, göz renkleri üzerinde yaptığı araştırmada ilginç sonuçlara vardığı kitapta gözlerin renklerine göre etkileşim yaptığını belirtti. Nazarı en çok etkin olan gözlerin mavi ve sarı renkli gözlerin olduğunu anlatan Hani, “Nazar en çok kadınlarda var. Bunun nedeni kadınların kapris yapma özelliğinin olmasından kaynaklanıyor. Kapris göz akım dalga ışınımlarında, hızı erkeğin göz akım dalgasından daha fazla olmasından kaynaklanıyor dedi. Kitapta nazarın bilinçsizce ortaya çıktığını kaydeden Hani, nazarın istendiği zaman oluşmadığını belirterek, tek gözlü olanların bile nazar yapabileceğini söyledi. Arı Sanat ve Yayıncılık tarafından yayınlanan kitaba ilginin yüksek olduğu belirtilirken, Hani bu tür çalışmalarının devam ettiğini vurguladı

NAZARA KARŞI OKUNACAK SURELER VE DUALAR:

Fatiha S.-Kâfirun S.-İhlâs S.-Felak S.-Nas S. ve Âyet-el Kürsi.

”Eûzu bi-kelimâtillahi’t-tammeti min külli şeytânin ve hâmmetin ve min külli aynin
lâmmetin.”
((Her şeytandan ve zehirli haşarattan ve dokunan her türlü gözden Allah’ın mükemmel
olan sözlerine(Kur’an) sığınırım.))
(HADİS-İ ŞERİF) (İBNİ MÂCE,Tıb:36)

”Mâşââllahü la kuvvete illâ billâh.”
((Emir, Allah’ın dileğidir.Kuvvet ve kudret ancak Allah’ın tevfiki(yardım) iledir.)
(HADİS-İ ŞERİF)

PEYGAMBERİMİZİN (s.a.v.) RUKYELERİ
Buharî’nin rivayetine göre, birgün Abdülaziz (r.a.), Hz. Sabit (r.a.) ile beraber Enes b. Mâlik (r.a.)’ın ziyaretine gitmişlerdi.
Hz. Sabit (r.a.): “Ya Ebâ Hamza! Biraz rahatsızım” dedi.
Hz. Enes b. Mâlik (r.a.): “Senin üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in rukyesini okuyayım mı?” diye sordu.
Hz. Sabit (r;a.): “Oku” dedi.
Hz. Enes b. Mâlik şu rukyeyi okudu:
Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi gider. Şifa ihsan et. Şifa verici sensin. Senden başka şifa verecek olan hiçbir kimse yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan eser kalmasın.” (Buharî, Abdülaziz (r.a.)’dan rivayet etmiştir.)

Yine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz hasta olan bazı ashabını eliyle sığayıp şöyle dua yapardı:
Allah’ım! Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi gider. Ona şifa ver. Şifa verici sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan eser kalmasın.” (Buharî. Hz. Âişe (r.a.)’dan rivayet etmiştir.)

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz yine şöyle buyurmuştur:
Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi silip gider. Şifa, senin (kudret) elindedir. Senden başka ona (yol) açıcı yoktur.” (Buharî, Hz. Âişe (r.a.)’dan rivayet etmiştir.)



Yorum Ekle