17
Zekat ve Sadaka
Gönderen kumsal
Zekat nedir?
Zekât, lügatte temizlemek, çoğalmak ve büyümek mânalarına gelir.
İslâmî ıstılahta ise, şer’an zengin sayılan bir müslümanın, seneden seneye malının belli bir miktarını müslüman fakirlere Allah rızası için temlik etmesidir. (Temlik: Verilen zekâtı fakirin mülkiyetine geçirmesi demektir.)
Paranın her 40 liradan bir lirasi zekat olarak fakire verilecektir. Canlı hayvanların zekatı nev’ine göre değişir. Koyunda: kırkta bir; devede: beş devede bir koyun, sığırda: otuzda bir danadır.
Zekâtın Faydaları nelerdir?
Zekât, kalbi cimrilik hastalığından, mali fakirin hakkından temizleyen, zenginlerde şefkat ve merhamet duygularını geliştiren bir ibadettir.
Zekât sayesinde fakirlerin kalbindeki haset ve kıskançlık ortadan kalkar. Kendilerine yardim eden zenginlere karsı sevgi ve saygı meydana
gelerek toplumda birlik ve kardeşlik kuvvetlenmiş olur. İslâm Dini, toplumun dertlerini tedâvi eden, ihtiyaçlarını karşılayan birçok
esaslar getirmiştir. Allah’ın emri olan zekât, bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Zekât malin büyümesini ve bereketlenmesini sağlar.
Zekâtı verilen serveti, yok olmaktan, kötü insanların zararından Allah korur. Sevgili Peygamberimiz söyle buyuruyor:
” Mallarınızı zekât ile koruyunuz. ” (et-Tergib ve’t-Terhib, c.1, s.520)
Zekâtın Hükmü Nedir?
Zekât, İslâm’ın 5 rüknünden birisidir. Namaz, oruç gibi farz-ı ayındır. Ancak onlar gibi bedenle değil mâl ile yapılan bir ibâdettir. Hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır.
Zekât, Kur’ân-ı Kerim’de 34 yerde zikredilmiştir. Farziyyeti, 6 yerde, namaz ile birlikte tekrar edilen şu âyet-i kerîme ile sâbittir.
“Namazı kılın, zekâtı verin…” (El-Bakara, 43, 83, 110; en-Nûr, 56; Müzzemmil, 20; en-Nisâ, 77).
Bu da İslâm’ın, dinî vecibeler içinde namazdan sonra en büyük ehemmiyet ve kıymeti zekâta verdiğini gösterir.
Zekât, Fakire Zenginin Bir Yardımı mıdır?
Zekât, zengin Müslümanların fakir Müslümanlara yaptıkları bir iâne, yardım ve sadaka değildir. Zekât doğrudan doğruya fakirin, zenginin malında olan bir hakkıdır. Kur’an-ı Kerîm’de bu husus şu şekilde belirtilmiştir:
“Mü’minlerin mallarında dilencinin ve dilenmeyen fakirin bir hakkı vardır.” (ez-Zâriyât, 19).
Zengin, fakirin bu hakkını ödemek mecburiyetindedir. Zekâtı ödenmemiş bir mal, temiz ve helâl olmaktan çıkar; içinde gasbedilmiş, sahibine verilmemiş bir hak bulunan gayr-i meşrû’ bir servet hâlini alır. Ne zaman ki malın zekâtı ödenir, o zaman mal temizlenmiş, gayr-ı meşrûluktan kurtulmuş olur. Resûlüllah Efendimiz bu hususu “Malınızı zekâtla temizleyin” buyurarak beyan etmişlerdir…
Bu bakımdan zenginin, zekât verdiğinden dolayı fakiri minnet altında bırakmaya çalışması uygun bir davranış olmadığı gibi, zekât alan fakirin de zengine karşı bir eziklik ve zillet duyması, minnet yükü çekmesi asla söz konusu olamaz. Çünkü zekât onun öz hakkıdır.
Zekât Vermemenin Cezası Nedir?
Çok ağır mânevi müeyyideler vardır. Yüce Allah zekâtını vermeyenlerin kıyâmette çok büyük azapla karşılaşacağını haber vermektedir:
“Kıyâmet gününde stok edilen altın ile gümüşün üzerleri Cehennem ateşinden kızdırılacak da bu mal biriktirenlerin alınları bunlarla dağlanacak ve onlara şöyle denilecek: İşte bu, (zekâtını vermeyip) stok ettiğiniz paralar… Ve stok ettiklerinizin cezasını çekin.” (et-Tevbe, 34).
Âyet-i kerîmede zikri geçen stok, zekâtı ödenmeyen paralara şâmildir.
Başka bir âyet-i kerîmede de şöyle buyurulur:
“Allah’ın fazlından verdiklerini kullarından esirgeyenler için o malın hayır olduğunu zannetme. Belki o mal, onlar için şerdir. Kıyâmet gününde fakirlerden esirgedikleri o mal, onların boyunlarına halka yapılacaktır.” (Âl-i İmrân, 180).
Bu hususta bâzı hadîs-i şerîflerde de şöyle buyurulur:
“Deve, sığır ve koyun sahibi bir Müslüman, bu malların zekâtını ödemezse, kıyâmet gününde o hayvanlar dünyada olduklarından daha semiz ve daha büyük halde gelecekler ve her biri boynuzu ile ona toslayacak, ayakları ile de çiğneyecek. Sonuncusu işini bitirince, birincisi yeniden toslamaya ve çiğnemeye başlayacak, tâ ki insanlar muhakeme edilinceye kadar…”
“Cenâb-ı Hak, kime mal verir de zekâtını ödemezse kıyâmet gününde o mal sahibine, gözlerinin üzerinde simsiyah iki benek bulunan gayet zehirli ve (zehirinin te’esirinden başı) kel bir yılan şeklinde görünerek boynuna gerdanlık yapılacak. Sonra da iki çene kemiğini, yani avurdunu iki tarafından yakalayıp şöyle diyecek: Ben senin malınım, ben senin zekâtını vermeyip stok ettiğin servetinim…”
Çocuk diliyle zekatın önemini anlatan güzel bir ilahi Özellikle çocuklarımıza izletelim…
Link: www.youtube.com
Zekat Kimlere Farzdır?
Zekat, Müslüman, erginlik çağına gelmiş, akilli, hür ve dinen zengin sayılan kimselere farzdır. Dinen zengin sayılanlar, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından başka “NISAP MIKTARI” mali olan kimselerdir.
ASLÎ IHTIYAÇ: Oturulan ev, giyim eşyası, binek arabası, ticaret için olmayan kitaplar, sanatın icrası için gerekli aletler
ve ailenin bir yıllık nafakasıdır.
NISAP: Dinimizin koyduğu bir zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçüye göre: Aslî ihtiyacından başka 81 gram altını, 561 gram gümüşü veya bu miktarlar karşılığı parası veya ticaret mali bulunan, kırk koyun veya keçiye, otuz sığıra veya beş deveye sahip olan Müslümanlar “NISAP MIKTARI” mala sahip olmuş sayılırlar.
Asli ihtiyaçtan başka bu miktarlarda mala sahip olduktan sona tam bir yıl geçince zekat farz olur.
Zekât Nasıl Verilir?
İslâm şeâirlerinin en büyüklerinden olan zekâtın alenî olarak verilmesi efdaldir. Çünkü alenî olarak verilmesinde çevreye iyi örnek olma hususu olduğu gibi, zekâtı veren için de başkalarının sû’i zanlarından kurtulmak durumu bahis mevzuudur. Hem zekât, zengin için, kesin bir borç ve farîza olduğundan, edâsına riya da giremez. Halbuki nafile sadakalar öyle değildir. Onları gizlice verip, gösteriş ve faziletfüruşluk ihtimalinden kaçınmak daha faziletlidir.
Zekât Kimlere Verilir?
Zekât verilecek kimseler şunlardır:
1) Fakirler: Dini ölçülere göre zengin sayılmayan, nisab miktarı mali olmayan kimselerdir.
2) Yoksullar: Hiçbir şeyi olmayanlar.
3) Borçlular: Borcundan fazla nisab miktarı mala sahip olmayanlar.
4) Yolcu: Memleketinde mali olduğu halde yolda parasız kalan, elinde bir şey bulunmayan kimselerdir. (Bunlara memleketlerine varacak kadar zekât verilebilir.)
5) Allah Yolundakiler: Bunlar cihad veya hac için yola çıkıp parasız kalanlar ile isini gücünü bırakıp kendisini ilme vermiş olan kimselerdir.
Zekatın öncelikle fakir olan yakın akrabaya, komşulara, hemsehrilere verilmesi daha sevaplıdır.
Zekât Kimlere Verilmez?
1) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara,
2) Oğluna, oğlunun çocuklarına,kızına, kızının çocuklarına ve bunlardan doğan çocuklara,
3) Zenginlere,
4) Müslüman olmayanlara,
5) Kari-koca birbirlerine.
Zekât Ne Zaman Ödenir?
Kuvvetli ve en sahih olan görüşe göre, üzerine zekât düşen mal ve paraların zekâtı, o mal ve paranın üzerinden 1 sene geçtikten sonra, fevren, yani, sene biter bitmez hemen verilmesi icabeder. Özürsüz olarak te’hir etmek câiz olmaz. Günahı muciptir.
Diğer bir görüşe göre ise, zekâtın verilmesi fevrî değil, terahî üzerine farzdır. Yani sene nihayetinde hemen verilmesi lâzım değildir. Mükellef bunu hayatta bulundukça dilediği zaman edâ edebilir. Edâ etmeden ölürse, ancak o zaman günahkâr olur. Fakat bu görüş zayıftır.
Cübbeli Ahmet Hoca/ Zekat vermenin önemi
Link: www.youtube.com
Sadaka-ı Fıtır (Fitre)
Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı malı (80.18 gr. altın) veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vacipdir. Buna kısaca “Fitre” denilir. Fıtır sadakasının vacip olması için zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.
Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır. Bayramdan önce verilmesi iyidir. Bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Dini ölçülere göre zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir.
Fitre Şu Dört Cins Yiyecek Maddesinden Aşağıdaki Miktarlarda Verilir:
Cinsi: Miktarı:
1– Buğday 1460 Gram
2– Arpa 2920 Gram
3– Kuru üzüm 2920 Gram
4– Hurma 2920 Gram
Bu gıda maddelerinin kendileri verilebileceği gibi para olarak değerleri de verilir. Hangisi fakirin yararına ise onu vermek daha uygundur. Bir fitre yalnız bir fakire verilir, ikiye bölünmez. Bir fakire birden fazla fitre verilebilir. Fitre niyet edilerek verilir. Ancak bunun fitre olduğunu fakire söylemek gerekmez. İçinden niyet etmesi yeterlidir.
Zekât hangi fakirlere verilirse fitre de onlara verilir. Bir özürden dolayı ramazanda oruç tutmayanlar da, nisap miktarı mal veya paraya sahip iseler fitrelerini vermekle yükümlüdürler.
Varlıklı müslümanlar fitre vermek suretiyle fakirlere bayram sevincini tattırırlar. Böylece, hem borcunu ödemiş, hem de sevap kazanmış olurlar. Fitre vermek, orucun kabul edilmesine, ölümün şiddetinden ve kabir azabından kurtulmaya vesile olur.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor: «İnsan ölünce amel defteri kapanır. Ancak şu üç şeyden dolayı kapanmayıp sevap yazılmasına devam edilir. (Bunlar:) Sadaka-ı cariye, (öldükten sonra devam eden hayırlı eser) yararlı bir ilim ve kendisine dua eden evlât»
2007 yılı fitre miktarı
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Din İşleri Yüksek Kurulu “2007 yılı fitre miktarı”nı belirlemek için toplandı.
Kurulda yapılan müzakereler sonucu, asgari ücret, geçim standardı, gıda fiyatları gibi kriterler ile bir kişinin bir günlük asgari gıda ihtiyacı ve yıllık enflasyon oranı göz önünde bulundurularak, fitre miktarı en az 5 YTL olarak belirlendi.
Müslümanlar arasında yardımlaşmayı sağlayan fitrenin Ramazan’ın başlangıcından bayram sabahına kadar ihtiyacı olanlara verilmesi gerekiyor.




[...] Müslümanlar arasında yardımlaşmayı sağlayan fitrenin Ramazan’ın başlangıcından bayram sabahına kadar ihtiyacı olanlara verilmesi gerekiyor. Zekat ve Fitre [...]
[...] daha çok kaçınmalı, ibadetlere de diğer aylarda sarıldığımızdan daha fazla sarılmalı zekat ve sadaka vermeliyiz. Sünnet olarak teravih namazını kılarken, diğer bir sünneti, yani Kur’an [...]
Yorum Ekle